son haberler

BENİM GÖZÜMDEN SONBAHAR

Yayınlanma Tarihi: 12 Nisan 2019 okunma

Misafir Kalem unyetv@unyetv.net

Atakan AKDAĞ

Kurucaşile ÇPL

11/A

Artık yavaş yavaş kendini belli etmeye başlayan soğuk rüzgârlar ve zamansız yağmurlarda göstermekteydi sonbaharın gelişini.

İlkbaharda mis kokular salan çiçekler artık boyun bükmüştü. Yemyeşil ağaçlar, sarı, kırmızı kahverengi yapraklar dökmeye başlamıştı. İnce uzun patikalara orman içindeki araba yollarına dökülen yaprakların çıkardığı ses insanın içine huzur veriyordu.  Cıvıl cıvıl kuşlar, böcekler ve daha bir sürü hayvan kış hazırlığıyla hala uğraşmaktaydı.  Kuşlar, turnalar, ördekler ve diğer göç eden hayvanlar göç yoluna düşmüş kışı geçirecekleri sıcak iklimli bölgelere gidiyorlardı.

Hemen hemen her gün akşam güneşi batarken sarı renge bürünmüş vadiler, çayırlar ve mısır tarlalarının üzerinden geçerken onları görmek mümkündü. Gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya devam ediyordu. İnsanlar da ekinlerini toplamış, hayvanlarını arazilerden ahırlara getirmişlerdi.

Bunların dışında bir hayvan daha kışa hazırlanmıştı. Bu hayvan ayıydı. Ayılar yıllarca insanlar tarafından düşman görülmüştü. İnsanların hayvanlarına zarar vermiş bahçelerindeki sebze ve meyveleri yemişti. Ama ayıların da bunları sebepsiz yapmadığı belliydi. Onlar da kış için hazırlık yapmalıydı. Ayıların dışında daha bir sürü hayvan bu kötü huylara sahipti. Sonbaharda soğuk rüzgârlarla birlikte bir anda yağan yağmurlar bu hayvanları da çaresiz bırakıyordu. İnsanlar ise birçok yere barınak yaptıkları için bunlardan pek fazla etkilenmiyordu. Ama her insan o kadar şanslı değildi.

Evsizler, ekmek parasını zor denkleştirenler küçük yaşta anne babasını kaybetmiş çocuklar sonbaharın hırçınlık ve acımasızlıklarına katlanmalıydı. Sonbaharın acımasız soğuğu belki yüzlerce evsiz insanı donmaya mahkûm ediyordu.

Bu mevsimlerde en çok da sel felaketi can alıyordu. Bir sürü şehri su basıyordu.  Sonbaharın güzellikleriyse bu hırçınlığı kapatıyordu. Yaprak dökmüş ağaçların dalları arasından sızan güneş ışığının yerini kara bulutlar alıyordu sonbaharın bitişine doğru. Denizler kabarıyordu, yaprak dökmüş ağaçların limanların birer köşesine sımsıkı bağlanmış ekmek teknesi kayıklara, dev yük gemilerine çarparak sallanıyordu. Lodos ve fırtınalarla daha da çılgınlaşan deniz de can alıyordu elbette.

Ekmek parası için açılan denizciler, seyahat eden sonbaharda çılgına dönen deniz ve okyanuslarda can veriyordu.  Artık yavaş yavaş yerini kışa bırakırken, sonbahar bir kez daha geçip gidiyordu. Her yıl sonbahar aynı şekilde gelip geçiyordu. Kimisini güldürürken kimisini süründürerek…

Bir daha ki gelişinde güzelliklerini hırçınlıklarının ardında gizlememen dileğiyle elveda sonbahar.

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

TOPRAK KOKUSU

19 Nisan 2019 okunma
Burcu CÜRE Tirebolu Halide Edip Adıvar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sonbahar mevsimi yaz ile kış mevsimi arasında bir köprü gibidir. Sonbahar denilince akla sarı renklerin birbiriyle komşuluğu ve düşen eşsiz yapraklar gelir. Yazın sıcak günleri sona erer.... Devamını Oku

DİRİLİŞİN MEVSİMİ 

19 Nisan 2019 okunma
  Beyza Nur BEŞİRLİ Tirebolu Halide Edip Adıvar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi   Havaların soğumasını ve kışın gelmesini kimse istemese de serinleten, sıcaklardan sonra rahat bir nefes aldıran sonbaharı sevmemek mümkün değil. Bütün o sıcak ve... Devamını Oku

ÜNYELİ  ÂŞIK ÇIRA

22 Mart 2019 okunma
ÜNYELİ  ÂŞIK ÇIRA: YOKSUL İRFÂNÎ’NİN ŞİİRİNİ TAZMÎN   “Cevizdere Ovası tabak gibi” Düşer başına kabak gibi “Güller açmış kabak gibi” Akıl lâzım içine tabak gibi   “Yürekte var gam ağacı” Nerede bizim çam ağacı “Bir... Devamını Oku

CANİKLİ AZİZ YUSUF

7 Mart 2019 okunma
DOĞRUYA DOĞRU, EĞRİYE EĞRİ “İnsanı yaşatmaksa siyaset evet bu yaptığımız siyaset Doğayı korumak, havayı, suyu temiz tutmaksa Yeşili, maviyi, duruyu, oksijeni, kaynak suyunu Korumaksa evet bu yaptığımız siyaset” Dedi mi, şair? –Dediii! Kim duydu?... Devamını Oku

CANİKLİ AZİZ YUSUF

1 Mart 2019 okunma
DOĞRUYA DOĞRU, EĞRİYE EĞRİ     “Cevizdere Ünye’nin su kaynağı” -Yalan mı? “Sular ki az kaldı” Yalan mı?   “Cevizdere’nin altı pırıl pırıl su Kaynaklardan akıyor şırıl şırıl su Rengârenk balığı kuşu Üstüne çöp dökülür... Devamını Oku

ÜNYELİ ÂŞIK ÇIRA

15 Şubat 2019 okunma
Cevizdere Kırlarında Ölüm Ve domates, karpuz, limon, kavun Ve üçgül otları içinde galdirik vardı Ve çeltik ve pirinç vardı Kar yağdığı zaman ak beyaz kardı   Kayalar çocuktu, taş ocakları yoktu Antik mağaralar vardı kömür devleri yoktu Atlar koşar... Devamını Oku

Cevizdere Kırlarında Ölüm

8 Şubat 2019 okunma
ÜNYELİ ÂŞIK ÇIRA Ey Âşık Çıra Geçiyor zâlimler Sıra sıra Ağaçları kıra kıra   Ey gül yürekli Çıra Bulmazsın artık şıra Zehir döktüler Çıkamazsın kıra   Cevizdere kırlarına ektiler ölüm Yoksul-garibana ettiler zulüm Garibanın dili... Devamını Oku

ÜNYELİ ÂŞIK ÇIRA

1 Şubat 2019 okunma
Cevizdere’de Çöp Yangını Bölüm: 3 Ey Ünyeliler, yüreği arslan bünyeliler Duyun Cevizdere’deki acıyı Ağlatmayın anayı-bacıyı Üzmeyin hocayı-hacıyı   Yaşlısı-genci, beşikteki elem çeker Bu yükü hangi vicdan çeker Terazi kırılır, kantar... Devamını Oku

Cevizdere’de Çöp- Yangını

25 Ocak 2019 okunma
ÜNYELİ ÂŞIK ÇIRA:  Cevizdere’de Çöp- Yangını Bölüm 2 Ettiği kötülükten iyilik görmeyesin Çöp ile yaşa kömür ile gömül Sürmeyesin insanca bir ömür Fakîri inleten gül bahçesi görmesin   Güvercin kanadı kırar, kanaryayı keser İyiyim-hasım... Devamını Oku

ÜNYELİ ÂŞIK ÇIRA: Cevizdere’de Çöp- Yangını

18 Ocak 2019 okunma
Ünyeli Çıra yine yandı kül oldu Acıdan türkü yaktı, bülbül oldu, Zehir koyanları söyledi, acı oldu Bin defa söyledi, hacı oldu   Bir vicdanım var susmaz dedi, Çıra Zorba duymasa da yoksul duyar Gelir içimden keder, bülbül olup öter Durumum... Devamını Oku