son haberler

Benim Oğlum Bina Okur, Döner Döner Bir Daha Okur

Yayınlanma Tarihi: 2 Mart 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Muhtelif zamanlarda “kitap okuma” kampanyaları düzenlenir. Kitabın ehemmiyetinden bahsedilir. Önümüzü nasıl aydınlattığı, ufkumuzu nasıl açtığı, bize ne gibi bilgiler kazandırdığı vs…

Bütün bu kampanyaların sonunda istediğimiz verime ulaşamayız. Kampanyayı başlatanlar okkalı bir “aferin” alır, sonunda başladığımız yere geri döneriz.

Hani derler ya “Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır” diye. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de aynı olurmuş. Buna ait “Kırk yıllık kani, olur mu yani” derler.

Şurası kesin ki herkes okumanın önemini biliyor. Ancak okumuyor. Ülkede kime sorarsanız sorun bir kimse de çıkıp “okumak beyhudedir” demez. Bütün bu iyi tahminlere rağmen okuma ameliyesi bir hayli zayıftır.

Bugünlerde “Samsun Okuyor” kampanyası başlatıldı. İlk gün hayat durdu neredeyse. Dolmuş duraklarına varana kadar her yerde kitap okuyan kişi fotoğrafları sosyal medyayı işgal etti. Peki, bu devam edecek mi?

İşte orası muamma. Bol bol elde kitap fotoğraf çektiren kişilere rastlayacağız. Fotoğraf çektirenler ne kadar okuyor belli değil. Kısa zaman sonra amiyane tabiri ile “gına” gelecek ve fotoğraf çektirme işi de sona erecek. Yine “Bir Köroğlu bir Ayvaz kalacağız baş başa.”

Umutlar yerini önce karamsarlığa bırakacak sonra da bu sevdadan vazgeçeceğiz.

Peki vazgeçmeli miyiz?

Önce şunu belirtmek lazım. Küçük yaşta okuma alışkanlığı kazanmamış kişiler yine okumayacaklar. Atalarımız boşuna “Ağaç yaş iken eğilir” dememişler.

Biz okumaya kendimiz değil de çocuklarımızı alıştırmalıyız. Zaten gün gelir okuyanların sayısı okumayanlara önce yetişir, sonra geçer. Burada sabır çok önemlidir.

Daha önce okuma alışkanlığı kazanmamış kişilere okumak çok zor gelir. Hele günümüzde televizyon,  bilgisayar, tablet gibi insanı cemiyetten soyutlayan teknik cihazlar varken, saatlerce sarı sayfalara kim bakar.

O halde yapılacak iş daha çocuk yaşta okuma alışkanlığı kazandırmamız lazım. Yoksa okuma kampanyaları ile bu iler yürümez.

Burada en önemli iş anne babalara düşmektedir. Öğretmenler okullarda okumaya teşvik için ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak ev öğrenciler için kurtuluş oluyor. Eve varınca çok kişi ders dâhil bir şey yapmıyor. Zaten ters denilen şey ise hazırlanmış testlerden ibaret. Her gece onlarca testi devreden öğrenciler yarım saatini okumaya ayırmıyorlar. Veliler de buna göz yumuyor.

Okuldan çıkan çocuğa öğretmenin yapabileceği bir şey yok. Bir gün sonra okudunuz mu sorusuna koro halinde “hayııır” diyen öğrencilere ne diyebilirsiniz?

Kısaca “Ağaç yaş iken eğilir.” Bu ağacı eğecek olan kişi mühimdir. Yine bazı yörelerde “Kedinin doğurduğu fare yakalar, keçinin çıktığı yere oğlağı da çıkar” gibi sözler; ev halini en iyi açıklayan sözlerdir.

Kısaca kampanya güzel ama metot uygun değil. Yine de gayret etmeli.

Okumak güzeldir…

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Patak

20 Temmuz 2018 okunma
Anadolu insanı isim vermekte mahir. Bunun için okuma bilmesi gerekmiyor. Şayet işine yarayacak bir eşya, bir yer ismi, bir fiil; daha önce adlandırılmamışsa ona ismi kendi buluyor. Bu isimleri verirken bazen benzetme, bazen de yaptığı işe göre adlandırıyor.... Devamını Oku

Yürek Tozu (T)

13 Temmuz 2018 okunma
  Siz yokluğun ne olduğunu bilir misiniz? Evet, biliyoruz; komşunun koltuk takımı bizimkinden daha yeni ve bizim de değiştirme imkânımız yok şimdi gibi bir cevap vermeyiniz. Belki birçok kişi veya aile hatta ülke açlık sınırının altında hayat sürüyor.... Devamını Oku

Bastırılmış Çaresizlik

6 Temmuz 2018 okunma
“Öğrenilmiş Çaresizlik”  belki çaresizliğin en kötü halidir. Bir şeyi yapamamak başka, yapamayacağına inanmak başkadır. Birileri size neyi ne kadar başarabileceğinizi “öğretmişse” siz o öğrendiğinizi sandığınız şeyden ileri gidemezsiniz. Siz... Devamını Oku

İnsan Aşısı

29 Haziran 2018 okunma
(Bu yazı geçmiş çeyrek yüzyılda yaşamış ve gelecek çeyrek yüzyılda yaşayanlar içindir. Bu tarihten öncesi zaman aşımına uğramış olup, sonrasının yapabileceği başka şeyi kalmayacağından ilgililerin ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir) Malumunuz... Devamını Oku

Yumurtanın Boyu Nasıl Ölçülür?

22 Haziran 2018 okunma
Eski bakkalları bilir misisin diye abes kaçacak bir soru sormayacağım. Çünkü bakkallar eskide kaldı zaten. Hani o içersinde hayvan bağından, keser sapına kadar her şey olan yer. Daha girişte tezgâhın üstünde çam kavanozlar olurdu içi akide şekeri olan.... Devamını Oku

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

Kıraathane

25 Mayıs 2018 okunma
Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş. Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku