son haberler

Burunucu İstimlâk Mahalli – IV

Yayınlanma Tarihi: 26 Temmuz 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Babamın yaptığı, abimin bir kayığı vardı. Aydın’la Sait TABAK yanında.. hep denizdeler. Kadir Abilerini çok severlerdi. Nursen, Gülhis çeşmeye su almaya gelir, bizim evin önündeki taşa oturur, sohbet ve muhabbet başlardı. Evden çağırmaya gelirlerdi. Hadiye Teyze akıl danışılan, görgülü bir hanımdı. Evlerinin yanında onların da çömlek fırını ve çamurlukları vardı. Çömlek Fabrikaları evin altındaydı. Şükrü Amca peşpeşe üç defa hapşırınca bizim evden duyulurdu. Annem espri yapar, Şükrü Usta ‘üçledi’ derdi.

Anneannesi tarafından Burunuculu Araştırmacı – Yazar M. Ufuk MİSTEPE bu konuda yaptığı katkı ile makalemize şunları ilâve etti: “Ünye – Samsun Karayolu yapıldığı (1959/60) yıllar öncesinde CHP adayı Borçkalı Şükrü ELLİBEŞ Usta Ünye’de Belediye Başkanı olarak görev yapmıştı. Çocukları Günsel, Aysel, Emine, Adnan, Nursen, Gülhiz, Aydın ve Ahmet ELLİBEŞ Ünye’nin tanınan simalarıydı. Evde iki aile otururdu. İkinci aile Aydın’ın emmioğlu Rafet, Hüseyin, İdris ve Hasan’dan müteşekkildi.1

Evden sonra Borçkalıların ÇÖMLEK FABRİKASI bu mekânda yer almaktaydı. Bu fabrikada Burunucu Mahallesi halkı diğer fırınlarda olduğu gibi kadınlı erkekli imece usulü birlikte çalışırlardı. Fırında pişirilen çömlekler sahile yanaşan motorlu kayıklara yüklenir ya da karayolu ile taşınırdı. Daşcı İsiyn Usda lâkaplı Çömlekçi Ustası Hüseyin MİSTEPE de bu fabrikada çalışmış ve küplerin içini ziftlerken asfalt varilini yanlışlıkla sol eline devirmiş ve kolu feci bir şekilde yanmıştı. Babamın yanma olayı sonrasına çocukken tevafuken yetişmiş ve anneannemlere gitmekte olan anneme kaldırımda koşarak haber vermiştim. Birkaç ay çok acı çekerek ve derileri tamamen tedavi amaçlı soyularak bu olayı atlattığını hatırlıyorum. Çömlekçilik zanaatı alın teri ile para kazanmanın tipik örneklerinden biridir.

Denize yakın çömlek fabrikasından sonraki ev de Şükrü ELLİBEŞ Usta’nın kardeşine aitti ve Hüseyin, Gönül, Ayten’le Gülten ELLİBEŞ burada ikamet etmekteydi.”1

Sahilde Atik Yalısı’ndan önce yer alan Burunucu Câmii’nden evvel görülen ilk ev Ellibeş Hasan‘ın eviydi. Borçkalı Hasan ELLİBEŞ Çömlekçi Ustası’ydı. Evde Yusuf, Yüksel ve Güner ikamet ederdi.1

Hadiye Teyzelerin fırının çamurluk boşluğundan sonra bir ev vardı. Oturanlar mahalleye sonradan gelmişlerdi. Anne ve babalarının adlarını hatırlayamıyorum. Evin oğlu Nevzat YİĞİT ile ilkokulda aynı sınıftaydık. Ablası AKGÜL’dü, abisi evlendi. Hava Yenge geldi. 1959’da Ünye – Samsun Karayolu çalışmalarındaki yıkımdan sonra Orta Mahalle’nin bir müştemilâtı olan Camcı Mahallesi’ne taşındılar.

Yiğitlerin evlerinin yanında denize yakın, minaresi kartondan gibi bir intiba bırakan küçük bir câmimiz vardı. Ne yazık ki günümüze ulaşan bir fotoğrafı yok! Ama ondan daha önceki yıllarda yerinde inşâ olunan ve alt katı deniz kenarına oturan câminin 1880 yılındaki çok uzaktan denizden görüntüsü mevcut. Ramazan’dan önce mahallenin kızları câmiyi temizlerdi, kilimleri denizde köteklenerek yıkanır, kayalıklarda kurutulurdu. Alçak minaresi ve şerefesi olan bu kesme taş ve ahşap câmiin minaresi çinko sacla kaplıydı. BURUNUCU CÂMİİ denirdi. Kesme Taş’tan temeli denize kadar inerdi. Câmiin ön ve arkasında yol vardı. Ön yolun altında taş yapılı tuvalet bulunurdu, üzeri kiremit kaplıydı. Çocukların, namaza gelenlerin Teravih sonrası ayakkabılarının teklerinin yerlerini değiştirip muziplik yaptıkları anlatılırdı. Çocuklar ise câmide arkadan birbirlerinin ayaklarını gıdıklarlarmış! Câminin imamı Mahmut Hoca’ydı. Babam, onun çok muhterem birisi olduğunu söylerdi. Câmi altından itibaren uzunca bir kumluk ve Atiklerin mekânı var. Sanki yolun altında gibi hatırladığım küçük bir de ev vardı. Mücahit’le Gülsade’nin babaannelerine.. oraya çömlekle süt almaya giderdim. Yol bana çok uzak gelirdi.. gitmek istemezdim. Şimdi bakıyorum da bi gıdımlık yermiş!

Bundan sonraki bölümü gene M. Ufuk MİSTEPE’nin aktarımlarına bırakıyorum: Câmiden sonraki müteakip ev OTUZBİR Hasan Abi‘lere ait evdi. Hasan Bey’in şimdiki İş Bankası’nın yanında Petrol Ofisi Benzin İstasyonu vardı. Ayrıca acentacılık yapardı (Deniz Yolları Acentalığı gibi). Evde; Hasan OTUZBİROĞLU, Müzeyyen, Leman ve Neriman otururdu. Evin yanında bahçe vardı, portakal ve mandalina yetişirdi. Bahçedeki evleri büyüktü. Evin içindeki devâsa kazanda asker tayını pişirilirmiş. Bir keresinde bu kazan içerisinde saklanan hırsızın yakalandığını annem bana anlatmıştı.1

Atik Yalısı devamındaki ev ise ATİK’lere aitti. Atik Mehmet Burunucu Mahallesi Muhtarı idi, eşi Emine’ydi. Evleri Atik Yalısı’nda denize bitişik olduğundan Emine Hanım’a DENİZ GARISI derlerdi. ATİK İsmail, Abdullah, Mustafa bu evde otururlardı. Çamurculuk ve balıkçılıkla uğraşırlardı. Atik Salim KARAMEHMET Çömlekçi Ustası’ydı. Burunucu Şenlikleri’nde zanaatı yeni nesille tanıştırdı. Ünye Burunucu esnaflarından Atik Mehmet’in oğlu, merhum Abdullah, merhum Mustafa, Sami ve Salim Karamehmet’in kardeşi, Hasan, Seyfi, Feyzi ve Şükrü kardeşlerin vaktiyle çamurculukla da uğraşan babaları Balıkçı İsmail Karamehmet 25 Nisan 2019’da Ünye’de Aile Kabristanlığı’na defnedildi.1

Sonraki ev Rizeli Mustafa‘lara aitti. Eşinin adı Safiye YEĞİN idi. Rizeli Safiye pijama ve gömlek terziliği yapardı. Kibar ve zarif bir hanımdı. Kenan ve Mustafa çok şık giyinirlerdi. Konutta; Emine, Şevket, Şükrü ve kardeşi Kenan otururdu. Bu ev uzun yıllar meskûn kaldı. Sonra da rüzgârdan kendi kendine yıkılmıştı. Çömlek fabrikalarında çalışarak geçinirlerdi.

Denize inen dar ve dik yolun Topyanı mevkiine bakan cephesindeki mandalina bahçesi ve içerisindeki iki katlı ev de ÜRER’lere aitti; içinde oturan ise TORİK lâkabıyla anılan Ahmet ERTÜRK Amca’ydı. Ürer Kara Lâstik Fabrikası’nda çalışırdı. Eşi Sefa Hanım, kızları Ayşe, Nuriye, Huriye ve oğulları Alimara (Alemene) lâkaplı Yaşar’ın çocuklukları da bu evde geçti. Torik Ahmet Amca’dan önce bu evde Ürer’lerden Hacı Yavuz otururdu. Çifte Direği vardı ve Topyanı’na demirlerdi. Çocukları Veysel, Lâlezar, Sefa, Hasan ve Samiye idi. Torik Ahmet’in eşi Sefa Hanım da Lâlezar’ın kardeşiydi. Evin bahçesi portakal ve mandalina ağaçları ile doluydu. Bahçelerinde eski dönemlere ait inşaat ve duvar temelleri vardı.

Burunucu’ndaki son ev olan EYCELER’in evi aşağısında Hacı İbraamların (İbrahim ADALI) evi gelirdi. Her iki ev arasında eski Ünye – Samsun Karayolu yer alırdı. Hacı İbrahim Bey, anneannem Rahime Şadiye KÜLÜNK‘ün teyzesinin oğludur. Evleri hemen TOPYANI’na bitişikti. Evde ADALILAR’dan Hacı İbraâm Dayı ve eşi Naciye Hanım ile çocukları otururdu. Hacı Hüseyin Bey çamur işi ibrik, saksı, testi vb. çömlek ürünleri imal ederdi. Şimdilerde tarih olmuş bu zanaat dalını festivallerde sergilemekte. Yine ADALI’lardan Adnan Abi eczacılık, Metin Abi şoförlük yapmaktaydı.

Topyanı karşısındaki ilk ev Adalı Hacı İbrâm Dayı’nın evi ile Câmi ve İnşaat Ustası Elevülü (Göreleli) Cemal KÜLÜNK Usta‘nın evi arasında bulunan iki katlı, Emine Teyzelerin kârgir eviydi. Evde, Termelilerden Emine Teyzeler otururdu. Sonra Hafize Teyze ve oğlu Nizamettin UYGUN (Çömlekçi ve Burunucu Davulcusu) ve eşi Safiye KÜLÜNK (Anneannemin kızkardeşi) ikamet ettiler. Onlar, Taşhane Sokak’taki evlerine taşınınca eve ARABACILAR yerleşti. Evin reisi, Arabacı Aliler lâkaplı, Ali GÜNDOĞDU’dur. EYCELER de denirdi. Arabacı lâkabı ise sahibi olduğu, o zamanın önemli yöresel taşıtlarından kağnı arabasından gelmektedir. Bildiğimiz kömüş (camış) arabası ile çamur, odun, mısır, fasulye taşırdı. Kömüş arabasını fırdolayı çevreleyen çitlerle fasulye ve mısır koruma altına alınırdı. Oğlu Keşaplı Mustafa o zamanlar Ünye’nin tek Açık Deniz KAPTANI’ydı. Bu evde Arabacı Ali’nin eşi Kezban, oğlu Mustafa, Abdullah, kızları Ayşe ile Emine ikamet ederdi. Son olarak evde BAĞ-KUR’dan emekli Abdullah GÜNDOĞDU ve eşi İfakat Hanım ile çocukları Ayhan, Beyhan ve Sultan oturmaktaydı.1

Bu yazı dizimizle Burunucu Mahallesi sahil kesimi detaylarıyla kaleme alınarak yakın tarihimize önemli notlar düşülmüş oldu. Başta Ayşe ÇAĞLAR Hanımefendi olmak üzere Fikri TERZİOĞLU ve merhum Yüksel ŞEN Beyefendilere müteşekkirim.

Tarihî coşku ve perspektiften, kıyı mimarîmize, sahil eko-sistem dengesine ve değerlerimize sahip çıkılması dileğiyle.. esen kalınız.

KAYNAKÇA :

1 MİSTEPE, M. Ufuk – Burunucu Sahilindeki Mekânlar – I / II, Ünye Haber Gazetesi, 28.08.2012, Sayı: 1365 / 31.08.2012, Sayı: 1368, Yıl : 10.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Asurlular Dönemi’nde Karadeniz ve Ünye – II

17 Ocak 2020 okunma
Türkçe yazılı kaynak olarak“Ünye’nin Tarihçesi” başlığına ilk kez 1930 baskılı “Resimli Ünye Rehberi” adlı eserde rastlamıştım. Risalede «Ünye kral (Sarokin) zamanında Asurîlere intikal etmiş ve kablelmilât (M.Ö.) 722’de (Kapadokya)... Devamını Oku

Fetihten Günümüze Ünye Vakıfları – III

10 Ocak 2020 okunma
Meşrutiyet Devri’nde Ünye kazası Söylemez köyünde muhtar Ali Ağa ibni Hurşit Vakfı (Vakfedilen şart kuruş 1500) gibi birçok yörenin vakıf paraları, bir torbada muhafaza edilir ve torba üzerinde vâkfın adı bulunurdu. Mütevelliler yani vakfı idare eden... Devamını Oku

Şehir Tarihçiliği ve Ünye

31 Aralık 2019 okunma
Kültürel çeşitliliğin buluşma yeri ve toplumsal yaşamın birincil mekânı olarak kentler, kolektif belleği oluşturan bütünün önemli bir parçasıdır. Bu nedenle kent belleği, özellikle son yüzyılda toplumsal tarihin araştırılmasında önemli bir başvuru... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – V

27 Aralık 2019 okunma
10 Aralık 1888 (06/R/1306 Hicrî) tarihli diğer bir belge “Daha önce Ünye Kaymakamlığında bulunmuş olan müteveffa Hâfız Ali Efendi’nin, söz konusu kaymakamlık maaşından istihkakı bulunan paranın kendilerine tediye edilmesi yönünde veresesinin müracaatta... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – VIII

20 Aralık 2019 okunma
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde Bâb-ı Defterî Baş Muhasebe Kalemi Trabzon Gümrüğü tasnifinde yer alan 17229 numaralı yedi sayfalık bir gümrük defteri, Karadeniz’in orta ve doğu kısımları yanı sıra buraların art alanlarındaki iktisadî ilişkiler... Devamını Oku

Millî Mücadelede ve Seferberlikte Karadenizli Din Adamları – I

13 Aralık 2019 okunma
Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti ekonomik, siyasî ve askerî açıdan çökmüş, Türk Milleti’ni Millî Mücadele’ye kazandırabilecek güce sahip olan eşraf ve din adamları mücadele ya da teslim yanlısı olarak iki kampa bölünmüşlerdi. Bu vahim dönemde... Devamını Oku

Doğu Karadeniz Rumları ve Ünye – I

6 Aralık 2019 okunma
Karadeniz sahili coğrafyası üzerine kaleme alınan eserlerdeki Rum, Ermeni ve Türklerin XX. yüzyıl başlarında yaşadıkları felâketler dizisini neden – sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeden, yabancı kaynakları göz ardı ederek ve empati yapmaksızın... Devamını Oku

Sözde Pontus Soykırımı (!)

29 Kasım 2019 okunma
‘Pontus’, ‘Küçük Asya’ ve ‘Trakya’ olmak üzere bu üç coğrafî bölgede Yunanlıların “zorunlu olarak köklerinden söküldükleri, yurtlarından koparıldıkları”, “kaybedilen ancak unutulmayan vatanları”, “Büyük İdealleri (Megali... Devamını Oku

Tarih Boyunca Ünye’de İdarî Yapı ve Bağlı Yerleşimler – II

22 Kasım 2019 okunma
ÇÖREĞİ: 1642’de Canik sancağı idarî bölümü içerisinde yer alan Çöreği kazâsı hinterlandındaki 9 köy bugün takriben Fatsa, Korgan, Kumru ve Ünye toprakları üzerine dağılmıştır. Kazâ-i Çöreği’nin kapsadığı alan Ünye doğu, Fatsa batıdır.... Devamını Oku

Asurlular Dönemi’nde Karadeniz ve Ünye – I

15 Kasım 2019 okunma
Türkçe yazılı kaynak olarak“Ünye’nin Tarihçesi” başlığına ilk kez 1930 baskılı “Resimli Ünye Rehberi” adlı eserde rastlamıştım. Kitapçıkta «Ünye kral (Sarokin) zamanında Asurîlere intikal etmiş ve kablelmilât (M.Ö.) 722’de (Kapadokya)... Devamını Oku