son haberler

Canik Sancağı ve İdarecileri – I

Yayınlanma Tarihi: 15 Aralık 2017 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Bugüne değin Ünye’nin Milletvekilleri, Kaymakamları ve Belediye Başkanları farklı plâtformlarda büyüteç altına alınmıştı. Bu kez, Ünye’nin kazâ olarak vaktiyle bağlı olduğu Canik Sancağı yöneticilerini kronolojik tashihe tâbi tutmaya çalıştık. Arada bazı boşluklar bulunmasına rağmen mevcutları hatırlamak ve bilinmeyenlere de ışık tutmak gerekir.

Şimdiye kadar tam bir biçimde çözülememiş yer isimlerinden biri Canik‘tir. Oltu Dokuzdeğirmen, Tunceli İli Mazgirt’in Aydınlık, Samsun Merkez Çatalçam Köyleri’nin eski ismi Canik‘tir. Van Merkez Gedikbudak Köyü’nün daha önceki adı Canikli, Sivas İli Yıldızeli İlçesi Esençay Köyü’nün bundan önceki ismi Canikdere, Samsun İli Bafra İlçesi Uluağaç Köyü’nün eski adı ise Canikliyurdu‘dur.1

Canik kelimesinin ilk geçtiği metinlerden birisi, belki de ilk kez geçtiği Türkçe metin 1244/45’te kaleme alınan Dânişmendnâme’dir.2 Canik kelimesi eserde 25 kez geçmektedir.3 Bu eserdeki tasvirlere göre Canik’in sınırları şöyledir: Kuzeyinde Karadeniz, batısında Samsun, güneyinde Karakuş (günümüzde Ordu iline bağlı Akkuş ilçesi), doğusunda Trabzon ve Bulgar Dağları bulunmaktadır.

Osmanlılar, Trabzon Devleti’ne bağlı olan bölgelere Canit, Mülk-i Canit; Trabzon Devleti’ni yönetenlere de Tekfur-ı Canit, Melik-i Canit, Canitî adı vermişlerdi. Osmanlı Devleti zamanında, XV – XVI. yüzyılda Orta Karadeniz Bölgesi’nde, sınırları Bafra’nın batısından başlayan, Samsun Merkez, Kavak, Salıpazarı, Terme, Çarşamba, Ünye‘yi içerisine alan ve Fatsa ile Perşembe arasından denize dökülen Bolaman Irmağı’na kadar uzayan coğrafyada Canik Sancağı bulunmaktaydı.4 Kâzım DİLCİMEN’e göre güneyde sınırları Amasya ve Tokat il merkezlerine kadar uzanmaktaydı.

  1. Bryer, Canik isminin Kafkasya’dan göçüp VI. yüzyılda Çoruh boylarına yerleşen Çan kavminden değil, Chani‘den geldiğini söylemektedir. Ona göre Çanlar Lazlarla akrabadır. Chaneti, Lazistan demek olup, Batum ile Trabzon arasındaki coğrafyanın adıdır. Trabzon ile Samsun arasına Canik (Janik) denilmesinin sebebi ise bu bölgede de Chanilerin yaşadığı sanılmasından dolayı imiş.5 A. Bryer, VI. yüzyılda Kafkasya kökenli Çan kavminin Çoruh boylarına gelip yerleştiğini söylemektedir. Bryer’in bahsettiği bu Çan kavmi Peçenekler olmalıdır. Karadeniz Bölgesi’nde Peçeneklerin bulunduğuna dair delillerin en önemlileri; tarihî kaynaklar, yer isimleri, ağız özellikleri ve ticaret hayatı ile ilgili bilgilerdir.2

CANİK DAĞLARI, Orta Karadeniz Bölümü’nde, doğuda Melet Çayı vâdisinden batıda Kızılırmak’a kadar uzanan dağ sırasıdır. Uzunluğu 180 km kadar olan Canik Dağları’nın en yüksek noktası, Ünye’nin güneyindeki Eğrikırıktepe’dir (2.098 metre). Dağların tarıma elverişli alanlarında mısır, fındık, sebze yetiştirilir.

Bütün bu ve diğer bilgilerin ışığında Canik Bölgesi’nin sahil boyunca, doğuda Trabzon Rize il sınırından başlayıp, Canik Dağları da dahil olmak üzere Sinop yakınlarına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Güney sınırı ise Kelkit Irmağı’dır. Sınırlarını kabaca çizdiğimiz bu bölge, aşağı yukarı 1204’te kurulan ve batılı tarih araştırmacılarının abarttığı, Türk tarihçilerinin de batılıların dümen suyuna girerek Trabzon Rum İmparatorluğu diye adlandırdıkları devletçiğin sınırları gibidir.2

1204’te, IV. Haçlı Seferi sırasında Lâtinler İstanbul’u işgal edip burada bir Lâtin İmparatorluğu kurmuşlardı. Halaları Gürcü Kraliçesi Thamara‘nın yardımı ve Thamara’nın emrinde bulunan Kıpçak / Kuman ve Peçenek ordusunun gücüyle, Komnenos Ailesi‘nden Aleksios Komnenos ve David Komnenos kardeşler Trabzon ve çevresine hâkim olup, Trabzon Devleti’ni tarih sahnesine koymuşlardı.

Şimdiye kadar incelediğimiz kaynaklarda İstanbul’dan Trabzon ve çevresine nüfus ve asker getirdiklerine dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Selçuklu orduları Haçlılarla mücadele edebilmek için bütün gücüyle Anadolu’nun batısında bulunduğundan, son derece sınırlı askeri olmasına rağmen Komnenos kardeşlerin geçici bir süre sınırlarına Giresun, Ordu, Ünye (Samsun hariç), Sinop, Amasra ve çevrelerini de dahil etmişlerdir. İstanbul’dan muhtemelen yalnız gelen Komnenos kardeşler Karadeniz Bölgesi’ni kendilerine bağlamaları; ordularının ve Karadeniz Bölgesi nüfusunun büyük bir bölümünün Peçenek, Kuman / Kıpçaklar ve diğer Türk boylarından oluşmasından kaynaklanmıştır.2

Necati DEMİR’in tespitlerine göre : “Peçeneklerin M.Ö. VI. yüzyıldan itibaren Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’ne yerleştikleri anlaşılmaktadır. Canik’in, Peçenek kelimesinin bozulmuş biçimi olduğu görülmektedir. 1204’te Trabzon’da kurulan devletçiğin temel nüfusu Hıristiyanlaştırılmış Türkler, özellikle Peçenekler olduğu açıktır. Trabzon Devleti başkanına Canik Kralı denmesinin sebebi devlet nüfusunun Peçeneklerden oluşmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Peçenekler, Trabzon’da kurulan devletçiğin silâhlı kuvvetlerini oluşturmakta, ticaret hayatını yürütmekte olduğu açıktır.2

XVII. ve XVIII. yüzyıllara ait kaynaklarda pek kayda değer bir yer olarak tanımlanmayan Samsun, 1768 – 1774 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan itibaren belirgin bir önem kazanmaya başladı. Canik Sancağı’nın idarî statüsünde değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl oldu. Nitekim 1871 düzenlemesinden sonra sancağın, “müstakil” statüde, doğrudan merkeze bağlı idare edilmesi söz konusu oldu. Birkaç yıl bu şekilde idare olunan Canik, yeniden Trabzon Vilâyeti’ne bağlandı.6

Trabzon Vilâyeti’nin uzunluğu sahil boyunca yaklaşık 150 saatlik bir mesafe tutmaktaydı. Genişlik açısından da vilâyet yer yer çok farklı ölçülere sahipti. Kısmen 6 – 7, bir tarafı 9 – 10, az bir kısmı da 20 saatlik mesafeyi bulmaktaydı. Böyle geniş bir sahaya sahip Trabzon Vilâyeti’ni teşkil eden sancakların en mühimi ise Canik idi. Sancağın merkezi olan Samsun şehri vilâyet merkezine kara yoluyla 80 saat uzaklıktaydı. Böylesine uzun mesafe hükûmetin tebliğ ve emirlerinin bu liva içerisinde süratle ve kolayca duyurulmasını ve yerine getirilmesini engellemekteydi. Bazı civar sancakların bağlanması suretiyle Canik’in, büyük bir vilâyet teşkiline lâyık olacak kadar önemli bir noktada olduğu aşikârdı.8

Tarihî coşku ve perspektiften Ünye’ye selâmlar.. esen kalınız.

Devam Edecek…

KAYNAKÇA :

 1 İçişleri Bakanlığı – Köylerimiz, Ankara, 1968, sh. 627.

2 DEMİR, Necati – Bir Coğrafî Bölge Olarak “Canik” Tarihi Alt Yapısı, 15 sh.

3 DEMİR, Necati – Dânişmend-nâme, Part One, (Critical Edition), Published at The Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, Harvard 2002.

4 ÖZ, Mehmet – XV – XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, TTK Yay., Ankara, 1999.

5 A. Bryer, Some Notes on the Laz vnd Thzan, Variorum Repirints, XIVa 166 – 195, XIVb sh. 161-168.

6 KARAGÖZ, Rıza – Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey’in Canik Sancağı’nı Vilâyete Dönüştürme Projesi (1885), Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi, sh. 29 – 43.

8 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No. : 8 b – c.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Ünye Gümrüğü – I

20 Temmuz 2018 okunma
Gümrük, devletler arası ticarette sınır geçişlerinde malların kontrol edildiği yer olup bu geçiş sırasında alınan vergilere “gümrük resmi” denmektedir. “Gümrük” kelimesi Lâtince’de ticaret manasına gelen “Commercium”... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya Ve Çete Reisleri – III

13 Temmuz 2018 okunma
Eşkıyanın icraatını “XVIII. Yüzyılda Ünye’de Eşkıyalık Hareketleri” konu başlıklı makalemizde beş madde halinde açıklamaya çalışmıştık.32Orta Karadeniz Bölgesi’nde eşkıyanın kaynağını, yerli ahaliden bazıları ile çeşitli oymak ve... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – I

6 Temmuz 2018 okunma
Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çevriyazı çalışması ve 17 basılı yayını ile araştırmacıların dikkatini çekmeyi başaranAraştırmacı, Yazar, NahhatSayın Murat Dursun TOSUN’un ele aldığı bazı belgeler Ünye ve Ordu hinterlandını da... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – VI

29 Haziran 2018 okunma
Ordu kentinin aldığı göç, 1950’yi izleyen 10 yılda kent nüfusunun.. %72 artarak, 1960’ta 20.000’in üzerine çıkmasına yol açtı. Ancak, bu dönemde öbür ilçe merkezlerinden hiçbiri henüz benzer bir nüfus çekim merkezi olmamıştı. Nüfusu 1960’ta... Devamını Oku

Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi – I

22 Haziran 2018 okunma
“Ünye’de Karantina ve Tahaffuzhane” konu başlıklı makale dizimizi hazırlarken Çambaşı’nda da iki tahaffuzhane olması bizi Osmanlı Arşivi Uzmanı Adnan YILDIZ Bey’in “Çambaşı Rüştiyesi ve Tahaffuzhanesi”1 adlı makalesine; makalede söz konusu edilen... Devamını Oku

Canik Sancağı ve İdarecileri – V

14 Haziran 2018 okunma
Giresun Kaymakamı Mehmed Ziya Bey 1903 yılında görevinden alınarak yerine Ünye’den Kaymakam İbrahim Halil Paşa atanmıştır. İbrahim Halil Paşa (1902), İbrahim Halil Tarhan (1903), Arif Bey (1904) ve Fahreddin Kiper 1909 yıllarında Ünye’de kaymakamlık... Devamını Oku

Ünye’de Karantina Ve Tahaffuzhâne – I

8 Haziran 2018 okunma
Karantina, bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunmak için insan veya hayvanların belli bir yerde gözetim altında tutulmasıdır. Etimolojik olarak; “yolcuların gözetim altında tutulma süresi” demek olan ve İtalyanca ‘kırk’ anlamına gelen quarantena’dan... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – V

1 Haziran 2018 okunma
Köprübaşı’nda Lâhna Deresi’ni takiben 150 m içeriden sol istikamete doğru bir 100 m daha ilerlediğinizde Balık Değirmeni mevkiine varırsınız. Burada değirmen yoktur.. ama belirli bir mesafe önünde ve arkasında vaktiyle değirmen varmış. U şeklinde taş... Devamını Oku

Ünye’ye Dair Dört Osmanlıca Belge

25 Mayıs 2018 okunma
Sayın Murat Dursun TOSUN, Ünye ile ilgili olarak Osmanlıca yazılı 4 dosyada bulunan belgeleri inceleyip bizlere de istifade imkânı sağlamıştır. Ünye Makaleleri içerisinde yer almasında fayda mülâhaza ettiğim bu transkripsiyon çalışmasını sizlerle... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Çete Reisleri – II

18 Mayıs 2018 okunma
Bu uzun makale dizisinde, birlik ve beraberliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde özellikle tarihin tekerrür etmemesine odaklı ders alınması gereken acı ve tatsız yaşanmışlıklar ele alınmıştır(konuyu istismar etmeye eğilimli, okuma kültüründen... Devamını Oku