son haberler

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhı – III

Yayınlanma Tarihi: 8 Şubat 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Arkadaşlar; bir kaymakam, bir mal müdürü o muhite ancak birkaç sene evvel gelmiş olabilir. O muhitte davul, zurna çalanın bunu bir kazanç maksadiyle yapıp yapmadığını bilmezler, o muhitte yaşıyan insanlar elbetteki vaziyeti onlardan çok daha iyi bilirler. Belediyeden komisyona yazı gidiyor. Belediyece bir zurnacı ve davulcuları millî bayramlarda getiririz ve ancak iaşe bedellerini veririz, yemek bedellerini veririz, kendilerine belediyemiz veznesinden on para ödenmemiştir; denildiği halde vergiler, itiraz komisyonunca tasdik ediliyor. Tasdik belediyeden ve ticaret odasından gelen üyelerin muhalefetine rağmen, kaymakamın komisyon başkanı olması dolayısiyle bir fazla oya sahip bulunduğundan yapılıyor.

Sayın Hasan Polatkan mahallinden aldıkları malûmatı bize aktarmış bulunuyorlar. Temin ederim ki Sayın Hasan Polatkan’ın vicdanı da bu vergiyi kabul etmemiştir.

Beş, altı zurnacı ve davulcu vatandaşımız komisyona müracaat ediyorlar. Yalnız Kâzım ismindeki vatandaş nahiye müdüründen, kazanç maksadiyle çalmamıştır, diye bir tezkere getiriyor, bunun üzerine demokrat olan bu vatandaştan vergiyi kaldırıyorlar. Diğerlerinden, belediyeden müzekker e gelmesine rağmen, kaldırmıyorlar. Binaenaleyh bu memlekette bir siyasî partiye mensup olan vatandaşların vatanda yaşıyan diğer muhterem vatandaşlar gibi muamele görmesi lâzım değil mi arkadaşlar? Akidelerimizin aksi istikamette oluşu hürmete lâyık olmalıdır. Kanunlar siyasî akidelerinden dolayı kötüye tatbik edilmemelidir.

Çalgıcılık sanatı mûtade haline gelmişse seyyar esnaftan kazanç alınır. Bunlar zaten sanatı mûtade haline getirmemişlerdir. Köy düğünlerinde, bayramlarında, millî bayramlarda çalarlar. Bu anane haline gelmiştir. Düğüne davul ve zurna ile iştirak eden davulcu ve zurnacıya iki metre askı verirler. İki metre askı 150 kuruş eder. Bu 150 kuruşluk iki metre askı için sanatı mûtade haline getirdin diye kanunlarımızı bu yola da imal ederek vergi almaya kalkarsak vatandaşların vicdanı sıkıntı altında kalmış olur.

Sayın Reisicumhurumuz Celâl Bayar 15 gün evvel cenup vilâyetlerine bir seyahate çıktılar. Birçok davul ve zurnacılarla halk Devlet Reisi’ni karşılamaya gelmişlerdir. İşte resimleri, ben aynı vilâyete sordum: Hiç sizin vilâyetiniz dâhilinde davul zurna çalanlara vergi tarhedilmiş midir? Hayır dediler. Binaenaleyh bu memlekette davul zurna millî çalgı haline gelmiştir. Hükûmetimiz bu millî çalgıcılarımızı himaye ve teşvik edeceği yerde, filân yerdeki davul zurnacı Halk Partili’dir, diye bunlara vergi tarhetmeye kalkarsa, siz de kusura bakmazsınız, biz de buna zurna vergisi deriz.

REİS – Maliye Vekili buyurun.

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Eskişehir) – Mevzu davul ve zurna olduğu için olacak ki Atıf Topaloğlu arkadaşım pek bağırıp çağırdılar.

Atıf TOPALOĞLU (Ordu) – Vergiyi iade edersen susarım.

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Devamla) – Vergi Usul Kanunu’nun 120’nci maddesi, yoklama her zaman yapılabilir, yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgililere haber verilmez, der. Fatsa‘daki mal müdürü o gün bir yoklama yaptırmış. Hakikaten hüsn-ü niyetle hâdiseyi ele almayanların suitefsirlerine tâbi tutulmaması için mal müdürünün o günü bu yoklamayı yaptırmamasını temenni ederdim. Fakat şimdi partizan zihniyet diye burada konuşunca âdeta öyle bir şey hatıra geliyor ki sanki hükûmet Fatsa‘daki mal müdürüne veya kaymakama emir vermiş… (Sağdan hayır, asla sesleri). Ne hükûmetiniz ve ne de iktidarınız böyle küçük, âdi bir ürkütme politikasına tenezzül etmez. Bunlar mâzinin mahsulleriydi. Şimdi bu yoklama yapılmış, o gün davulcu ve zurnacılarla birlikte diğer bir kısım mükellefler de tespit edilmiştir. Ondan sonra kendilerine bir vergi takdir edilmiş, cezası verilmiş, itiraz komisyonuna gitmişler, orası tasdik etmiş, ondan sonra bu vatandaşlar temyiz komisyonuna müracaat etmişler, temyiz komisyonu da henüz kararını vermemiş hâdise bakanlığın takdiri ile halledilecek bir safhadan çıkmış. Topaloğlu arkadaşımız vergiyi affederlerse o zaman ben de susarım diyor. İş kaza mercilerine intikal etmiştir. Ben temyiz komisyonuna emir vermek suretiyle bu vergiyi kaldırın veya aynen tasdik edin diyemem. Arkadaşım bunu bilir ve takdir eder. Temyiz komisyonunda, bu vatandaşlar haklı ise elbetteki karar bozulacaktır. Yok, eğer mahallî takdir yerinde ise temyiz tasdik edecektir. Burada Atıf Topaloğlu arkadaşımızın, hükûmetin ve hepimizin temyiz komisyonunun vereceği hükmü beklemekten başka yapacağımız bir şey yoktur.

Atıf TOPALOĞLU (Ordu) – Muhterem arkadaşlar; Sayın Bakan’ın buyurdukları ancak kanunî eşkâlden ibarettir. Şimdi Sayın Bakan buyurdular ki bizim yapabileceğimiz işler yoktur; iş, kaza mecrilerine intikal etmiştir. Biz de arzediyoruz ki Bakan’ın yapacağı iş vardır. Eğer bakanlık maddî hata olduğuna kâani ise maddî hata vardır diye bu hatayı düzeltebilir. Bu memlekette dairelerimiz bu kadar murakabesiz değildir. Mâzinin mahsulü, dediler. Mâzide belki bâzı şeyler yapılmış, edilmiş. Fakat 27 senelik bir mâzide böyle zurna vergisi bulamazsınız. (Soldan, var var, sesleri).

Mâzide bu gibi hatalar işlenmiştir diye, bugün mesuliyet mevkiinde bulunan arkadaşlarımız, kendi hatalarını, icraatlarını, mâziyi misal alarak örtemezler, mâziyi misal gösteremezler. Bugün, demokratik nizam içinde inkişafa yüz tutmuşuzdur. Misalleri geriden almıyacağız. Mâziyi misal alarak bu demokratik inkişafı imha etmek hiçbir iktidarın elinde olmıyan bir şeydir.

Aziz KÖKSAL (İçel) – Mâzide bunun gibi misaller vardır.

Atıf TOPALOĞLU(Devamla) – Mâziden misali ben vermedim. Mâzide misal arayan arkadaşım bu misali benden isterse yaya kalır. Kendileri o vakit ya CHP Başkanı veya üyesi veya genel meclis üyesi idi. Am a ben o zaman ben bir şey değildim.

REİS– Devam, buyurun efendim.

Atıf TOPALOĞLU(Devam) – Muhterem arkadaşlar; o gün davulcuların ve zurnacıların yoklaması yapılmış, davulcu ve zurnacıların yoklamasını kamufle etmek için aynı gün marangozlar ve manifaturacılar maliye tarafından yoklamaya davet edilmiş. Sayın Bakan’a bu malûmatı veren makam maateessüf yalan söylüyor. Sizi temin ederim, tamamen hilâf-ı hakikattir. O gün suret-i katiyede ne marangoz yoklaması ne de sair esnafın yoklaması yapılmamıştır. Hattâ ben bu sözlü soruyu vermeden evvel bu memlekette hakikaten bazan kötü şeyler yapılıyor, vatandaşların vicdanında akis yapmasın diye bir bu mal müdürünün vekâletteki âmirine en az 15 defa müracaat ettim. Dedim kimaliye tarihinde davulcu ve zurnacıya vergi kesilmemiştir. İnönü geliyor diye kaymakamlıktan verilen emirle mal müdürlüğü memurunu, tahsildarını yollara dökmüş bunlara vergi kesiyor, neden bu mal müdürü hakkında tahkikat açılmıyor? Bir müfettiş gönderilmiyor?..demiştim. Muhterem arkadaşlar verilen cevap, biz bu mal müdürünü bir ay evvel taltif ettik.

Muhterem arkadaşlar, bu memlekette hakikaten kanun ve nizamları tanımayan bir mal müdürünün yaptığı kanunsuzlukları Maliye Vekâleti takdirname ile karşılarsa bizde davul ve zurnacılara yapılan partizan muamelenin haksızlığını daima kürsüye getireceğiz ve mahallindeki DP idarecilerini memnun etmeye gayret eden bu kaymakam ve mal müdürü hakkında tahkikatı şiddetle istememizi haklı bulursunuz.

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Eskişehir) – Efendim, tekrar huzurunuza çıkmak zorunda kaldım, affınızı rica ederim. Bir ehemmiyetsiz hâdise, partizan idare diye vasıflandırılarak tamamen politik bir mecraya sürüklenmek isteniyor. Bendeniz mâziden misal vermedim, dedim ki bu tarz küçük ürkütme politikasına hükûmet tenezzül etmez, dedim…

Atıf TOPALOĞLU(Ordu) – Hükûmeti tenzih ederim. Hükûmeti söylemedim…

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Devamla) – Bununla beraber, mâzide cereyan etmiş, geçmiş hâdiselerdir, dedim. Yoksa, arkadaşımın burada ifade ettiği mânada söylemedim.

Arkadaşım mahallinde başka bir kontrol yapılmamıştır, diyor. Mahalline bir kontrolör göndermek suretiyle ayrıca tetkik ettireceğim.

Atıf TOPALOĞLU(Ordu) – Teşekkür ederiz.

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Devamla) – Mal müdürünün taltifine gelince, ben böyle bir hâdise bilmiyorum.

Atıf TOPALOĞLU(Ordu) – Siz bilemezsiniz.

Maliye Vekili Hasan POLATKAN (Devamla) – Siz bilemezsiniz değil Topaloğlu. Ben, Maliye Vekili olarak gecenin saat onuna kadar Bakanlık’ta oturmakta, en ufak hâdise ile alâkadar olmaya çalışmaktayım. Bendeniz, bu mal müdürüne yazdığım kendi imzamla yazdığım mektubu biliyorum, bir memurunun hareketlerini kürsüden konuşmak istemem, hareketiniz dikkatle takip edilmekte, son defa tecrübeye tâbi tutulmaktadır. Devam ettiğiniz takdirde hakkınızda cezaî karar alınacaktır, diye.

Arkadaşımız getirdikleri ve ifade ettikleri taltif dedikleri şey eğer bu ise benim imzamla yazdığım mektup bundan ibarettir. Arkadaşım ne kadar yanlış konuşuyorsunuz? Ve bunu davul zurna hâdisesine bağlamak suretiyle adamın âdeta bu hareketi yapması hükûmetçe önceden malûm imiş ve emirle yapılmış da sonradan üstelik taltif edilmiş gibi bir şeye bağlıyorsunuz.

Atıf TOPALOĞLU(Ordu) – Ne zaman ihtar buyurdunuz Sayın Bakan?5

KAYNAKÇA :

5ÖZTÜRK, Kâzım – Türk Parlamento Tarihi, TBMM IX. Dönem 1950 – 1954, V. Cilt, 1436 sh., 1998, Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu, TBMM Vakfı Yayınları No. 27, sh. 6477 – 6484.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Ünye

24 Ocak 2020 okunma
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olan UNESCO’nun (United Nations Educational Scientific and Cultural Organization) 1972 yılında kabul ettiği Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme’sinin amacı; üstün evrensel değer’e... Devamını Oku

Doğu Karadeniz Rumları ve Ünye – II

24 Ocak 2020 okunma
Giresun Belediye Başkanı Kaptan Yorgi’nin Marsilya’ya yerleşmiş olan tüccar oğlu Konstantin Konstantinides, 1917 yılı Ekim ayında üzerinde “Ey, Pontus vatandaşları, ayaklanınız! Hür milletlerden yüksek hayat ve bağımsızlık haklarınızı isteyiniz.”... Devamını Oku

Asurlular Dönemi’nde Karadeniz ve Ünye – II

17 Ocak 2020 okunma
Türkçe yazılı kaynak olarak“Ünye’nin Tarihçesi” başlığına ilk kez 1930 baskılı “Resimli Ünye Rehberi” adlı eserde rastlamıştım. Risalede «Ünye kral (Sarokin) zamanında Asurîlere intikal etmiş ve kablelmilât (M.Ö.) 722’de (Kapadokya)... Devamını Oku

Fetihten Günümüze Ünye Vakıfları – III

10 Ocak 2020 okunma
Meşrutiyet Devri’nde Ünye kazası Söylemez köyünde muhtar Ali Ağa ibni Hurşit Vakfı (Vakfedilen şart kuruş 1500) gibi birçok yörenin vakıf paraları, bir torbada muhafaza edilir ve torba üzerinde vâkfın adı bulunurdu. Mütevelliler yani vakfı idare eden... Devamını Oku

Şehir Tarihçiliği ve Ünye

31 Aralık 2019 okunma
Kültürel çeşitliliğin buluşma yeri ve toplumsal yaşamın birincil mekânı olarak kentler, kolektif belleği oluşturan bütünün önemli bir parçasıdır. Bu nedenle kent belleği, özellikle son yüzyılda toplumsal tarihin araştırılmasında önemli bir başvuru... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – V

27 Aralık 2019 okunma
10 Aralık 1888 (06/R/1306 Hicrî) tarihli diğer bir belge “Daha önce Ünye Kaymakamlığında bulunmuş olan müteveffa Hâfız Ali Efendi’nin, söz konusu kaymakamlık maaşından istihkakı bulunan paranın kendilerine tediye edilmesi yönünde veresesinin müracaatta... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – VIII

20 Aralık 2019 okunma
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde Bâb-ı Defterî Baş Muhasebe Kalemi Trabzon Gümrüğü tasnifinde yer alan 17229 numaralı yedi sayfalık bir gümrük defteri, Karadeniz’in orta ve doğu kısımları yanı sıra buraların art alanlarındaki iktisadî ilişkiler... Devamını Oku

Millî Mücadelede ve Seferberlikte Karadenizli Din Adamları – I

13 Aralık 2019 okunma
Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti ekonomik, siyasî ve askerî açıdan çökmüş, Türk Milleti’ni Millî Mücadele’ye kazandırabilecek güce sahip olan eşraf ve din adamları mücadele ya da teslim yanlısı olarak iki kampa bölünmüşlerdi. Bu vahim dönemde... Devamını Oku

Doğu Karadeniz Rumları ve Ünye – I

6 Aralık 2019 okunma
Karadeniz sahili coğrafyası üzerine kaleme alınan eserlerdeki Rum, Ermeni ve Türklerin XX. yüzyıl başlarında yaşadıkları felâketler dizisini neden – sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeden, yabancı kaynakları göz ardı ederek ve empati yapmaksızın... Devamını Oku

Sözde Pontus Soykırımı (!)

29 Kasım 2019 okunma
‘Pontus’, ‘Küçük Asya’ ve ‘Trakya’ olmak üzere bu üç coğrafî bölgede Yunanlıların “zorunlu olarak köklerinden söküldükleri, yurtlarından koparıldıkları”, “kaybedilen ancak unutulmayan vatanları”, “Büyük İdealleri (Megali... Devamını Oku