son haberler

Gönül Makinası ile Tirebolu Fotoğrafı Çekmek

Yayınlanma Tarihi: 2 Aralık 2020 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

İstisnalar hariç insanların kahir ekseriyeti kendi köyünü, ilçesini ve ilini sever. Bu gayet normal bu durumdur. Hatta ili ve ilçesine kırgın olduğunu söyleyenler de sever. O kırgınlıklar tamamen şahsidir ve doğduğu coğrafyanın suçu yoktur.

Özellikle gurbette olan insanları sıla hasretini bilmeyen yoktur.  Gerek konuşurken, gerek yazışırken, gerek sosyal medyada “En güzel ilçe bizim ilçe” gibi ifadelere rastlamak mümkündür.

İnsanın doğduğu yerde, ailesinin dışında akrabaları, komşuları, dostları, arkadaşları, tanıdıkları ve samimi olmasa da aynı çehreyi gördüğü kişiler vardır.

Yine doğduğu yerin tarlası, deresi, gölü, dağı, tepesi, yaylası, denizi; şehir yerde ise caddesi, sokağı, okulu, hastanesi, pastanesi gibi her zaman gördüğü mekânlar vardır.

Kısaca canlı cansız, hayvan ve bitki hatta nadiren olan tabii afetler bile insana doğduğu yeri hatırlatır.

İşte Tirebolu’da öyle bir yer.

Şimdi size tanımadığınız, aslında şahsen benim de tanımadığım birinden bahsedeceğim.  Bu kişi Rüstem Olgun.

Sosyal medyada Tirebolulu hatta Eymürlü olması sebebiyle tanıştık. Şahsen yüz yüze tanıştığım, sohbet ettiğim birisi değil. Ancak kimlerin akrabası olduğunu biliyorum. Çünkü beş senelik Tirebolu’da ki meslek hayatımın iki senesi merkezde, üç senesi de Eymür köyünde geçti. Şimdi emekli bir öğretmen olarak köşeme çekildim.

Anladığım kadarıyla Rüstem Olgun beyefendi de emekli olup Tirebolu’ya yerleşti.

Peki, bu yazıyı neden yazıyorum.

Tirebolu benim meslekte ilk göz ağrım. Manevi gönül yurdum. Yani gönül şehrim. Bu açıdan burayla hissi bağım hiç kopmadı. Hatta görev yaptığım yerlere ait hatıralarım arasında önemli yeri tutuyor. Sırf kitabıma daha güncel konuları almak için iki günlük Tirebolu seyahati bile yaptım.

Lafı fazla uzatmadan Rüstem Olgun’a gelmek istiyorum.

Rüstem Bey hemen hemen her gün Tirebolu ile ilgi fotoğraf paylaşıyor sosyal medyadan. Hiç bıkmadan usanmadan. Hepsi de birbirinden güzel fotoğraflar. Hem de günün her zaman dilimine ait. İnsan bir memleketi bu kadar mı sever?

Tirebolu güzel ilçe. Ancak sahilinin uzunluğu çok değil. Kalenin denizin içine doğru sarkması ayrı bir güzellik vermiş ilçeye.

Onunla sosyal medyada arkadaş olduğum günden beri görüyorum bu fotoğrafları. Normal olarak diğer kişiler, şehrin farklı yerlerinden fotoğraf çeker ve birkaç günde bıkar. Nihayetinde bir ilçede görüntülenecek yer ne kadar olabilir ki?

Ama Rüstem Olgun; sabırla, kararlılıkla ben bu şehri seviyorum diyor. Üstelik de belgeli. Sözde değili özde bir sevgi bu. Ve çekilen fotoğraflar ışık ve açı bakımından da çok kaliteli. Yani şehrin ruhunu çekiyor.

Belki cep telefonu ile belki de SLR bir fotoğraf makinası kullanıyor.

Bence maharet kullandığı cihazda değil. Rüstem Olgun o fotoğrafları “Gönül makinesi “ ile çekiyor.

Gönlüne sağlık dostum.

 

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Tirebolu’da Kadın İsimleri

20 Ocak 2021 okunma
Dünyanın neresinde olunursa olunsun doğan her bebeğe isim verilir. Belki “Dünya vatandaşlarının” tek ortak noktası budur. Bir çocuğun nüfusa dahi verilmediği zamanlar oluyordu ülkemizde. Şayet erkekse askerlik çağında, kız ise evlenirken bir kimliğe sahip... Devamını Oku

İki Bisküvi Arasındaki Gönül

18 Ocak 2021 okunma
Çocukluğumuzun en ihtiyaç olmayan en özel yiyeceklerindendi. Temel gıda maddesi değildi. O zamanlar market denilen nevzuhur ticarethaneler yoktu. Bakkal amca her malın bir kenarına “gönlünü” koyarak satıyordu. Bakkallarda temel ihtiyaç maddeleri bulunurdu.... Devamını Oku

Çayla Sohbetler – VII

14 Ocak 2021 okunma
Artık odun alevinde çay demlemek zordu. Bunun tek çaresi “gönül alevinde” demlemekti. Bir ocaklıkta hazır bulunan sıcak suyla hazırlanıp, ocaklığın külünde demlenmeye bırakılan çayın tadı nasıl aynı olabilirdi? O imkânı şimdi kaybettik. Artık... Devamını Oku

Çayla Sohbetler- VI

11 Ocak 2021 okunma
Aslına bakarsanız birçok şey gibi çay da şehir hayatına geçildikten sonra özelliğini kaybetti. Eskiden akşam karamadan az önce evlerimize girer, bazı lüzumlu işlerden sonra kendi kedimizle kalırdık. Geceyi renklendiren tek şey misafir; misafirin en önemli... Devamını Oku

Üç Nokta

8 Ocak 2021 okunma
“Derdime vâkıf değil canan beni handan bilir Hakkı vardır şad olanlar herkesi şadan bilir Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil Çektiğim âlâmı bir ben birde Allah’ım bilir.”   Fuzûlî’ye ait mısralar bunlar. En meşhuru da “Söylesem... Devamını Oku

ÇAYLA SOHBETLER V

7 Ocak 2021 okunma
Yalnızlığın giderilmesinde çayın önemini bilmeyen var mıdır? Varsa biraz daha yalnız kalacak demektir. Çay içme isteği içimize doğduğu andan itibaren neler konuşacağımıza da karar vermiş sayılırız. Öncelikle elimizdeki işimize son veririz.  Kendimize... Devamını Oku

ÇAY SOHBETLERİ IV

4 Ocak 2021 okunma
Şairin “seninle dilsiz konuşalım” dediği gibi yalnız kalanların çay ile sohbet “bizeban” yani dilsiz olurmuş. Dilsiz ve kelimesiz sohbetleri açığa çıkarmak ne adaba uygunmuş ne de kelimelerin izaha gücü yetermiş. Çayın nasıl bir şey olduğu durduğu... Devamını Oku

ÇAYLA SOHBETLER III

1 Ocak 2021 okunma
Bardağa dolar dolmaz bir sarsıntı geçirirdi. Bardağın üst kısmında dairesel çizgiler belki de içinin darlanmasının bir alametiydi. En çok şeker kullanmamamı seviyordu. Şeker demek kendisine has olan tadının değişmesi, kokusunda farklılaşma hatta bardağın... Devamını Oku

ÇAYLA SOHBETLER II

28 Aralık 2020 okunma
  Ne zaman çaydanlığı elime alsam birazdan bir sohbetin başlayacağı anlamına gelir çay için. Hazırlanışı bir yana sohbet saati bile müsait olmalı. Öyle varlı vakitsiz sohbet edilmez çayla. Kendine has şekilli bardağı masanın üzerine koyar koymaz... Devamını Oku

Çayla Sohbetler- 1

25 Aralık 2020 okunma
Daha bardağa dökülmeden bir “Ah!” etti çay. Ya da bana öyle geldi. Bana, “Derdini seslice anlatıyorsun, tek başınasın diye kimsenin duymayacağını mı sanıyorsun” der gibi geldi. Şikâyetçi olduğu her halinden belli oluyordu. Kaç gecedir derdimi dinliyor.... Devamını Oku