son haberler

İstifalar ve Müstafiler

Yayınlanma Tarihi: 30 Mart 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Hep düşünmüşümdür, istifalar neden gerekir diye. Daha çocukluğumda ilk defa istifa haberlerini milletvekilleri arasında olduğunu duydum. Zamanın tek kanalı olan TRT bir vekilin partisinden istifa haberini verirken “Lüzumuna binaen” açıklamasını da okurdu.

Bu “lüzum” neydi ve nasıl icap etmişti. O kadar istifa haberleri arasında milletvekilliğinden istifa edeni duymamıştım.

Zaman ilerledi ve ben bu istifa denilen ve ne zaman lüzumlu olduğunu tam olarak kestiremediğim sihirli kelimeyi sık duymaya başladım. Genelde amirle arsında oluyordu ve zamanın bir yerinde “lüzumlu” hale geliyordu.

Daha sonraları istifa açıklamalarına “Sağlık ve ailevi” sebepler de ilave edildi. Ve “Çok sevdiğim görevimden…” diye biten ifadelerde hitam buluyordu.

Ben de meslek hayatımda biri kabul edilmeyen ve onu da il dışı tayin isteyerek hallettiğim toplam dört istifa ile yaşadım. Sebeplerini açıklamak adil olmaz. Çünkü muhataplarım cevap veremeyecek durumda olması kendi kendime çalıp söylemek olur.

Ancak her istifanın ardında bir “lüzum” vardır.

Bu yazıyı niye yazdım?

Çok sevdiğim bir öğrencimin müdür yardımcılığından istifa haberini duyunca bir durdum. Ben, benimkilerin sebebini biliyordum ama o niye istifa etmişti. Şartlar eskisi gibi değildi. Bilgisayar denilen sihirli kutu işlerin birçoğunu daha kolay kılıyordu. Üstelik bir cansız eşya idi. Ne dili vardı ne yorum yapabiliyordu. Kendine verilen program doğrultusunda kişiye yardımcı oluyordu.

Üstelik yeni nesil teknolojiye hakimdi. Hadi biz klavyede harf aramak için düşünürken gençler bu aleti gerektiği gibi kullanıyordu. Öyleyse istifa gerekçesi “bilgisayar” olamazdı. Çünkü bilgisayarın dili yoktu.

Biz Karadenizlileri anlamak kolay değildir. Eskilerin “Nevi şahsına münhasır” dedikleri taifeden insanlarız. Ancak bir duruşumuz vardır. Yine eskilerin “Damara basmak” diye tabir ettiği bir duruma maruz kalmak gibi.

Ben öğrencimin istifa gerekçesini “İşten yıldığı” için olduğunu sanmıyorum. Kesinlikle “lüzum” ettiğini düşünüyorum. Bilgisayar ile de anlaşmazlığa düşemez. Demek bu işi sevmemeye başladı. Tabii en doğrusunu kendisi bilir.

Eski okulunda iken bölgemizdeki bir okulu “Kardeş okul” seçmişlerdi. İki okul arsındaki irtibatı o kurmuştu. Ve hayırlı bir işe öncülük etmişti. Doğrusu böyle birinin görevinden ayrılmasına biraz üzülmedim diyemem. Sadece onun öğretmeni olarak değil bir öğretmen olarak öğrencilerimizin tamamının başarılarından mutlu olan insanlarız.

İnsanlar bir karar verirler ve uygularlar. Böyle karar vermeyi gerektirecek etkenler mutlaka vardır. Şimdi asli görevine dönmüş durumda. Muhtemel 20 civarındaki öğrenciye ablalık veya annelik yapacak. Kesinlikle başarılı olacak ve ben de bundan memnuniyet duyacağım.

Yeni okulunun “Siyavuşpaşa İlkokulu” olduğunu öğrendim. Zaten okulun adı veya yeri mühim değil. Mühim olan yeni hayatına uyumu ve mutlu olması. Gerisi teferruat.

Önce güle güle, sonra hoş geldiniz. Yeni okulunuz hayırlı olsun.

Hayatta hep “İstifalar ve müstafiler” olacaktır. Mesele “istifade” etmesini bilmek…

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Patak

20 Temmuz 2018 okunma
Anadolu insanı isim vermekte mahir. Bunun için okuma bilmesi gerekmiyor. Şayet işine yarayacak bir eşya, bir yer ismi, bir fiil; daha önce adlandırılmamışsa ona ismi kendi buluyor. Bu isimleri verirken bazen benzetme, bazen de yaptığı işe göre adlandırıyor.... Devamını Oku

Yürek Tozu (T)

13 Temmuz 2018 okunma
  Siz yokluğun ne olduğunu bilir misiniz? Evet, biliyoruz; komşunun koltuk takımı bizimkinden daha yeni ve bizim de değiştirme imkânımız yok şimdi gibi bir cevap vermeyiniz. Belki birçok kişi veya aile hatta ülke açlık sınırının altında hayat sürüyor.... Devamını Oku

Bastırılmış Çaresizlik

6 Temmuz 2018 okunma
“Öğrenilmiş Çaresizlik”  belki çaresizliğin en kötü halidir. Bir şeyi yapamamak başka, yapamayacağına inanmak başkadır. Birileri size neyi ne kadar başarabileceğinizi “öğretmişse” siz o öğrendiğinizi sandığınız şeyden ileri gidemezsiniz. Siz... Devamını Oku

İnsan Aşısı

29 Haziran 2018 okunma
(Bu yazı geçmiş çeyrek yüzyılda yaşamış ve gelecek çeyrek yüzyılda yaşayanlar içindir. Bu tarihten öncesi zaman aşımına uğramış olup, sonrasının yapabileceği başka şeyi kalmayacağından ilgililerin ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir) Malumunuz... Devamını Oku

Yumurtanın Boyu Nasıl Ölçülür?

22 Haziran 2018 okunma
Eski bakkalları bilir misisin diye abes kaçacak bir soru sormayacağım. Çünkü bakkallar eskide kaldı zaten. Hani o içersinde hayvan bağından, keser sapına kadar her şey olan yer. Daha girişte tezgâhın üstünde çam kavanozlar olurdu içi akide şekeri olan.... Devamını Oku

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

Kıraathane

25 Mayıs 2018 okunma
Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş. Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku