son haberler

Karadeniz İskitleri ve Ünye – I

Yayınlanma Tarihi: 12 Nisan 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Yaklaşık olarak M.Ö. 800 yıllarında bugünkü Moğolistan ve Türkistan’da meydana gelen ve uzun süren bir kuraklık, Orta Asya’nın ve Güney Rusya’nın bozkır bölgelerinde kayda değer bir nüfus baskısına sebep olmuştu. İskitler, böylece doğudan batıya doğru kavimlerin birbirini sıkıştırmaları sonucunda tarih sahnesinde ortaya çıkmışlardır.1

İskitlerin tarihi, dili, dini, gelenek ve görenekleri, sanatları hakkında yazılı kaynaklar ve arkeolojik malzemelerden bilgi sahibi olabiliyoruz. Çok geniş bir sahaya yayılmış olan İskitlerin çeşitli kavimlerle münasebetleri ve onlarla mücadelelerini Pers, Asur ve Grek kaynaklarından öğreniyoruz. Antik kaynaklardan dilleri, dinleri, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Sanatları hakkında ise arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkarılan çok sayıda sanat eseri bize ışık tutmakta.2

İskitlerin dinlerinin, dillerinin, sanatlarının, gelenek ve göreneklerinin eski Türklerinkiyle bağlantıları ve bu kadar çok yönlü benzerliklerin olması, İskitlerin büyük çoğunluğunun, özellikle hâkim tabakanın Türk olduğu kanaatini doğurmaktaydı. Saka tigrakhauda ve doğu kolu olan Saka haumavarga daha sonraki devirlerde de varlıklarını sürdürerek, Orta Asya’da kurulan Türk devletlerinin ve günümüz Orta Asya Türklüğünün oluşumunda temel teşkil etmiştir. Günümüzde kendini hâlâ Saka olarak belirten Türk topluluklarının varlığı da bunu açık bir şekilde göstermektedir. Ortaya çıkarılan buluntular her geçen gün bu bağlantıları daha da güçlendiriyor. Artık İskit / Saka adıyla anılan toplulukların Türk kültür dairesi içinde aldıkları yeri sağlam temellere dayalı olarak ortaya koyuyor.2

İskitler(Sakalar / M.Ö. VIII. yy – M.S. II. yy), Türklerin etkin olduğu ilk siyasî topluluk olarak bilinmektedir. Çin Seddi’nden başlamak üzere Tuna Nehri’ne kadar 7.000 km’lik bir alana ve Karadeniz’in kuzeyindeki sahaya İskitler yayılmıştır. Çeşitli kavimler tarafından tanınmışlarve onların yazılı belgelerinde adlarından bahsedilerek yayıldıkları coğrafya ve haklarında antik kaynaklarda önemli bilgiler vardır.2Herodot İskitlerin Asya’dan geldiklerini, onlara Grek kaynaklarınınİskit(Skythai), Çin kaynaklarınınSai(Sak) ve Perslerin ise Sakahaumavargadediklerini ortaya koymuştur.Herodotos göçebe İskitlerin Asya’da yaşadıklarını ve Massagetlerle yaptıkları savaştan yenik çıkarak, Kimmerlerin yanına göçtüklerini bildirmektedir.1

Sakalar, İskitlerin devamı olarak görülebilir. Ayrıca bu topluluk kendilerine Sakalar demekte ve günümüzde Yakutlar olarak anılmaktadır (Roux, 2008). Yakutlar, en kuzey bölgelerde yaşamını sürdüren Türklerdir (Roux, 2006: 393).

Prof. Dr. M. Taner TARHAN Kimmerler üzerine yaptığı derin araştırmalarla Amazonların Kimmer kadın savaşçıları olduklarını gün ışığına çıkarmıştır (Tarhan, 1972, s. 124 vd.:Özsait “İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi). Tarhan, Amazonların gerçekte at üzerinde savaşan Kimmer – İskit kadınları olduklarının ve Grekleri dehşet içinde bıraktıklarından, birer mitos haline dönüşerek antikçağ kaynaklarında yer alıp, saygı gördüklerini ileri sürer (Tarhan, 1983, 112). Fakat İskitlerle Greklerin tanışmaları Grek ticaret kolonileri zamanına rastlamaktadır. Bilindiği üzere, Grekler Karadeniz kıyılarına koloniler kurarak, bir takım ticarî faaliyetler de bulunmuşlardı (Mansel, A.M., Ege ve Yunan Tarihi, Ankara, 1971, s. 169).1

Karadeniz’de ilk kolonist devlet Fenikelilerdir. Çok daha sonra kurulan koloniler, Miletlilerin idaresinde (Işık 2001 : 6) ancak siyasî yönden bölgeye hâkim devletin egemenliği altındaydılar. Grekler esasen M.Ö. VIII. yüzyılda kolonizasyon hareketlerinin başlaması sonucunda Karadeniz’in kıyısında İskitlerle tanışma imkânı bulmuştur.2 Bu koloni kentleri uzun süre Kimmer, İskit ve Med istilalarına uğrasalar da varlıklarını korumayı başarmış, ancak M.Ö. 505’de Pers egemenliğine boyun eğmişlerdir (Kumandaş 2001: 4).3

Geçmişte bazı Avrupalı ve Kafkasyalı tarihçilerin Selçuklular için İskit adını kullandığı ifade edilebilir (Agacanov, 2004: 244). Sakalar doğuda Mançurya’dan batıda Macar ovasına ve Kafkaslardan da Ön Asya’ya yayılan geniş bir coğrafyayı kontrol eden ilk büyük Türk devletidir.4Şamanisttirler ve ölümden sonra hayatın olduğuna inandıkları için ölülerini Kurgan olarak bilinen çadır mezarlara gömdükleri bilinmektedir.

Atlı göçebe kültürünün kurucularıdır.Havyan üslûbu sanat tarzının öncüleridir.Tarihte ilk defa koşumları kullanarak atların etkinliğini arttırmışlardır ve gene tarihte ilk defa pantolon, kemer ve kemer tokasını kullanan topluluktur.Anadolu topraklarına ilk akınlar Kimmerler ve İskitler zamanında düzenlenmiştir.

2.700 yıllık bir mezar, Batı dünyasında kötü bir şöhrete sahip kadîm bozkır atlılarının, altından zarif işler çıkarma konusunda son derece hünerli olduklarını gösteriyor. Önce atları boyunduruk altına aldılar, sonra da Sibirya’dan Orta Avrupa’ya dek uzanan toprakları. Tarihin en eski ve en yetkin binici kültürlerinden biri olan İskitler hayatta, ölümde ve sanatta, bindikleri hayvana hürmette kusur etmediler.5

Dünyaya kültürün Mezopotamya’dan değil de Avrupa’dan yayıldığını ispat etmek adına yalanlarıyla türlü kumpaslar çeviren Batılı şarlatanları, Şanlıurfa’dakiGÖBEKLİTEPEArkeolojik Alanı lâyıkıyla yerin dibine sokmuştur! Aynı kafa yapısı Türkleri de benzer biçimde kategorize ederek Göçebe – Çadır Kültürü içerisine hapsetmeye pek hevesliydi. Oysa Çin’deki gizemli piramitler ve Sakaların altını işlemedeki sanatsal üstünlükleri yerleşik gelişmiş bir toplumun en bâriz delilleridir.

Karadeniz civarında bulunan ünlü İskit altın süslerini eski Yunanlılar (!) yapmış (?) olduğu için bazı uzmanlar (!) İskitlerin kayda değer bir sanatsal beceriye sahip olmadığı5 çıkarımında bulunmuşlarsa da Parzinger ve Nagler, Sibirya’da Arjan-2’deki kurgandan 2001 yılında çıkarılanüstün nitelikte bir işçilikle yapılan süs eşyalarının (5.700 altın parça, 431 kehribar boncuk, 1.657 adet firuze bocuk; tunç, kemik ve demirden ok başları; bir yayın kalıntıları, tabak, çanak vb.)yakınlarda bir yerde yaşamış İskitlerce yapılmış olduğunu kuvvetle tahmin ediyorlar. Çünkü,M.Ö. VII. yüzyılda, bölgede daha gelişmiş başka bir halkın yaşadığına dair herhangi bir kanıta rastlanmamıştır. Bu insanlar eşsiz zanaatkârlardı. Bu durum, ‘İskitlerin sadece başka halkları katleden vahşi atlılar ve savaşçılar olduğu’ yönündeki basmakalıp düşünceyi de geçersiz kılmaktadır(Eski Yunanlı Tarihçi Herodotos İskitleri; “Kurbanlarının kafatasından içki içen acımasız savaşçılar” olarak tanımlamıştır). İskitlerin kültürel gelişimleri yüksek bir düzeye ulaşmıştı; İskitler (Sakalar) ayrıca Yunanlılarla karşılaşmalarından çok daha önce hünerli kuyumculardı.5

İskit sanat eserlerinin yayıldığı coğrafyayı en açık şekilde İskit kurganları göstermektedir. Bu kurganlar Sibirya’dan Avrupa içlerine kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.2Kimmerlerin Karadeniz Bölgesi’ndeki varlığını gösteren arkeolojik ve filolojik kanıtlar da tarihî gerçeklerin ortaya çıkarılmasında büyük önem arz eder.

Ünye’de Taşınmaz Kültür Varlıkları yanında bazı Taşınabilir Kültür Varlıkları da günümüze kadar gelebilmiştir.Ünye’de bulunan phiale tipindeki(phiale ortası delik sığ bir kâsedir) bir gümüş kap6Kimmerlerin son eserlerinden biri olarak Prof. Dr. Ekrem AKURGAL tarafındanM.Ö. VI. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmektedir: Badem şeklindeki beş tümseğin arasına beş dağ keçisi motifi kabartma olarak işlenmiştir. Ortada, yıldız motifinin uçlarına tomurcuklar yerleştirilmiştir. Bu eser karşılıklı etkileşimleri açıkça göstermektedir: Burada İskit – Med – Luristan sanatının izleri, bozkır sanatçısının özgür beğeni anlayışını ortaya koyar.7

Gerçekten de M.Ö. VIII – VII. yüzyıllar arasındaki Kimmer – İskit sanatını ve eserlerini birbirinden ayırt etmek hemen hemen imkânsızdır. Buluntular “Hayvan Üslûbu” adı verilen bozkır sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Geleneksel bozkır hayvan üslûbu tüm görkemi ile İskitler, Hunlar ve diğer Türk toplumlarında kesintisiz devam eder; şekiller basite indirgenir ve Anadolu kilimlerinin ve işlemelerinin motiflerinde de son şeklini alır.7 Devam edecek

KAYNAKÇA :

  1DOĞAN, Osman –Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kül. Yay., Samsun, Tem. 2003, I. Baskı, 514 sh.

  2DURMUŞ, Prof. Dr. İlhami – İskitler (Sakalar), Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, 2008, 160 sh.

  3YANMAZ, Dr. Öğr. Üyesi Hacer KUMANDAŞ – Ordu İli Ünye İlçesi Kaya Mezarları, ASEAD, Cilt: 5, Sayı: 5, Yıl: 2018, sh. 106-129.

  4AYAN, Yrd. Doç. Dr. Altan – Alp ErTUNGA’nın Yönetim Anlayışıve Liderlik Tarzlarının İncelenmesi, Akademik BakışDerg., Sayı: 61, Mayıs – Haziran 2017, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, 11 sh.

5EDWARDS, Mike –Sibirya İskitleri / Altın Ustaları, NationalGeographic Türkiye, Haziran 2003, Sayı: 26, sh. 44 – 59, İstanbul.

  6MİSTEPE, M. Ufuk – Tarihî Değerlerimiz – I, Ünye Haber Gazetesi, 22.12.2017, Yıl: 15, Sayı: 2394; AKURGAL, Prof. Dr. Ekrem – Orient undOkzident, 1966, 216, res. 67, 218 vd.

  7TARHAN, Doç. Dr. M. Taner – Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler, sh. 109 – 120, İ.Ü. Edb. Fak., Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, 12 sh.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Karadeniz İskitleri ve Ünye – II

14 Haziran 2019 okunma
İskitlerde küpeler de yaygın olarak kullanılırdı. Erkekler sadece bir tane takardı. Kadınların ise birkaç çift küpeyle birlikte gömüldüğü kanıtlanmıştır.Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Antik Baş Takıları Seksiyonu’nda(Kat. No.: 39) sergilenen... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – II

12 Haziran 2019 okunma
Merkeziyetçi idare anlayışı, ülke genelinde eski Eyâlet Sistemi’nden Vilâyet Sistemi’ne geçişin de başlangıcını oluşturdu. 1836’dan sonra daha da hızlanan bu dönüşüm Tanzimat Dönemi’nde “eyâletten vilâyete” bir sistem değişikliği... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – II

31 Mayıs 2019 okunma
Rahmetli Hüseyin MİSTEPE’nin anlattığına göre : “Çömlekçi Ustası Bekir Bey Rumlardan kalma ev eskisi tek katlı bir yapıyı tezgâh, terekler ve fırınla donatarak çömlek atölyesine çevirir ve Burunucu’nda Üç Çeşme ile İlyasoğlu Ahmet Fırını... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – V

24 Mayıs 2019 okunma
Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – I

17 Mayıs 2019 okunma
Belki hatırlarsınız;2012 yılında Ünye Haber Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazımda “Burunucu Sahilindeki Mekânlar”ımerhum Yüksel ŞEN Abi’min katkılarıyla işlemiş1 ve Hâtırat Yazarı Sayın Fikri TERZİOĞLU’nun kaleme aldığı... Devamını Oku

TAŞHANE (TAŞKANA) BURNU

10 Mayıs 2019 okunma
Taşkana Burnu’nun koruması altında ve doğusunda,amfitiyatral formda yerleşimi olan ve tarihi PaleolitikDönem’e kadar uzananÜnye Koyuile şehir merkezi, hem Trabzon Rum Devleti’nin hem de Trabzon Eyâleti’nin batıdaki sınır kenti sayılmaktaydı. Çevresi... Devamını Oku

Ünye Doğumlu Kaymakamlar ve Mülkiyeliler – ı

3 Mayıs 2019 okunma
Ünye’de kaymakamlık yapan devlet adamlarını “ÜNYE KAYMAKAMLARI” yazı dizimizde yayımlamaya devam ederken Ünye doğumlu kaymakamlar ile mülkiyelileri de ayrı bir yazı dizisinde gündeme getirmenin daha doğru olacağını düşünerek bu makale dizisini... Devamını Oku

Sefaret İmamı Ünyeli Mustafa Hâfız Şükrü Efendi

26 Nisan 2019 okunma
Büyükelçilik kançılaryasının bir parçası olan Sefaret İmamlarını aynı işlevi görmeseler de bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yurt dışında görev yapan din görevlilerinin öncüsü olarak kabul etmek gerekir. Osmanlı Devleti’nde gerek... Devamını Oku

ORDU İLİ DOĞA TURİZMİ MASTER PLÂNI’NDA ÜNYE (2013 – 2023) – I

19 Nisan 2019 okunma
Son yıllarda ülkemizde «deniz – kum – güneş» destinasyonları ağırlıklı geleneksel turizm anlayışının değişim göstermeye başladığı ve yerini doğaya dayalı turizme bıraktığı malûmumuzdur. Makalemizin kısıtlı muhtevasında, sahip olduğumuz... Devamını Oku

Ünyeli Ufkî ve Ali Ufkî Bey

5 Nisan 2019 okunma
Ablam küçük yaştan beri bana “Ufkî” mahlâsıyla seslenirdi. Hoşuma gitmiyor da değildi hani! Malûm, Ünyeliler birçok konuda “İlk ve Tek” olmaya bayılırlar. O itibarla gençliğimde ‘Ufkî’yi benden başka kullanan yok bilir ve içten içe haz duyardım.... Devamını Oku