son haberler

Kimler Geldi Kimler Geçti ?

Yayınlanma Tarihi: 29 Mayıs 2020 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Ünye ve hinterlandı tarihî seyir içerisinde birçok kavim ve milletlere ev sahipliği yapmıştır. Muhtelif köşe yazılarımızda dile getirdiğimiz bu kitlesel değişimleri bir arada ve kronolojik düzen içerisinde değerlendirmenin daha uygun olacağını düşünüyorum.

Ünye ve çevresinde yazılı tarihlerde adı geçen ilk topluluk Kaşkalar’dır. M.Ö. 2000’lerden itibaren tarih sahnesine çıkan Kaşkalar bugünkü Sinop ile Trabzon arasındaki bölgede yerleşmişlerdi. Kaşkalar’da hem göçebe hem de yerleşik hayat tarzı vardı. Kaşkalar zaman zaman İç Anadolu’daki Hititler’le savaşmışlar ve onlar için kuzeyden yönelen en önemli tehdidi oluşturmuşlardı. Kaşkalar’ın yaşadıkları bölge, Orta Karadeniz Bölgesi olarak tahmin edilmektedir. Fakat, Samsun yakınlarında Dündartepe ve Kavak’ta yapılan kazılardan elde edilen bulgular değerlendirildiği zaman, Hititler’in bu bölgede Karadeniz sahiline kadar yayıldıkları ve burada büyük şehirler kurdukları anlaşılmaktadır. Bu da bize Kaşka kavimlerinin de Hitit kültürü içinde yaşadığını veya buradan daha doğuda (Trabzon gibi) olabilecekleri intibaını vermektedir.

Kaşkalar, Hitit başkenti Hattuşaş’a (Boğazköy) kadar ilerlemişlerdi. Hititler’in Kaşkalar’ı durdurduğu hattâ kısmî egemenlik altına aldıkları dönemler olduysa da bu dönemler kısa süreli ve geçici olmuştu. Şubbiluliuma, Kaşkalar’la ciddî bir mücadeleye girmiş, sonunda onların mağlup etmeyi başarmıştır. Fakat yenilgiyi kolay kolay kabul etmeyen Kaşkalar ile Hititler arasında daha sonraki yıllarda savaşlar olmuş, sonucunda Kaşkaların elindeki topraklar bir müddet için Hitit hâkimiyetine geçmiştir. Bu iki komşu ve düşman kavmin ömrü M.Ö. XII. Yüzyıl’da sona erdi. M.Ö 1200 tarihlerinde göç dalgaları karşısında Hititler erimişlerdir.

Sonraki devirde M.Ö. XII. – IX. yüzyıllar uzun bir süre Ünye çevresi tam bir devlet yapısı olmaksızın Asya kaynaklı ve Hititlerden arta kalan insan topluluklarının yaşama alanı oldu.

MÖ IX. Asırdan itibaren, İskitler bu bölgeyi ele geçirdi. İskit Devletinin ağırlık merkezi Karadeniz kuzeyi idi ve Türk asıllı unsurlar bu devlette önemli yere sahipti. Muhtemelen İskit ordularında kadınların da bulunması sebebiyle “Amazonlar” efsanesi ortaya çıktı. MÖ VIII. Yüzyıl’dan itibaren Ege Denizi kıyılarındaki kolonilerden gelenler Karadeniz kıyılarında ve bu arada Ünye‘de koloniler kurdular. Daha önce Sinop’ta koloniler kuran Miletli denizci koloniciler, gelerek bugünkü Ünye şehrinin bulunduğu yerde ticaret kolonisi kurdular. Böylece Ünye şehrinin kuruluşu bir bakıma MÖ 750 tarihine dek belgelenmektedir.

Strabon, Géographica adlı eserinde Halizones ve Khalybe üzerine yorum ve alıntılar getirmek suretiyle Homeros’un İlyada Destanı’ndaki Gümüş Yurdu Alybe’sinden bahsetmektedir. ‘Ve karada madenler vardır, daha eski devirlerde gümüş madenleri de olduğu halde bugün sadece demir madenleri kalmıştır. M.Ö. VIII. yüzyıl ÷ Demir Ülkesi (Iron Smelted) Ünye’nin M.Ö. 850 yıllarındaki halkı Khalybeler, Gümüş Yurdu Alybe’nin (Alübe okunur) devamı olmak hasebiyle köklü bir geçmişe sahiptir. KHALYBE ve ALYBE benzeşimine dikkatinizi arz etmek isterim.1 Kalibler, Karadeniz’de Ünye yöresinin yerli halkı olarak tanınıyorlardı.

Hititlerin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra Anadolu ve Ünye Frigler’in hâkimiyetine girmişti. Frigler, bir topluluk olarak ilk defa MÖ 750’de ortaya çıkmış, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da güçlü bir krallık düzeyine ulaşmışlardır. Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler Frigler’i ortadan kaldırmışlar ve Ünye civarı Kimmerler’in hâkimiyetine geçmiştir. Prof. Dr. Taner Tarhan, “Kimmerler ve İskitler Eskiçağ’daki ‘Türk Kültür Tarihi’nin, ilk temsilcileridir, adları günümüze kadar ulaşmış olan ilk Türkler ve ilk Türk devletidir” demektedir.2

İskit Türkleri M.Ö. 720 yılında Kimmerler’i Karadeniz’e doğru sürdüler. Sarı saçlı, kumral, gök gözlü Kuman tipinde olan Kimmerler’in Karadeniz boyuna yayılarak yerleşmeleriyle, Ünye’yi de içerisine alan bölgeye ilk Türkler gelmiş oldu. Ünye‘de bulunan bir gümüş kap (phiale) Prof. Dr. E. AKURGAL tarafından M.Ö. VI. yüzyılın sonuna tarihlendirilmekte ve Kimmer sanatının son eserlerinden biri olarak nitelendirilmektedir. Kimmerlerin hareketleri sırasında Anadolu’da oturan Khalybe ve Mossinoikler de yerlerinden ayrılarak Karadeniz dağlarına göçüp Canik ve Ünye yöresinde yerleşmeye başladılar. Böylece Kimmerler’le birlikte Khalybe ve Tibarenler Karadeniz Bölgesi’nin yerli halkları haline gelmiş oldular.

Xenophon, Anabasis adlı eserinde Khalybeler’i şöyle anlatır : “Khalybeler aralarından geçtikleri halkların en savaşçılarıydı ve Yunanlılarla göğüs göğüse savaştan kaçmıyorlardı. Karınlarının altına kadar inen keten zırhlar ve etek yerine sık örülmüş ip eteklikler giyiyorlardı. Ayrıca bacak zırhları, miğferleri ve bellerinde Lakonia hançeri uzunluğunda kılıçları vardı; bununla savaşta yakalayabildiklerini boğazlıyor, sonra kafasını kesiyor, düşmanın görebileceği bir yerdeyseler şarkı söyleyip dans ederek götürüyorlardı. Ayrıca yirmi ayak kadar uzunluğunda tek uçlu bir mızrak taşıyorlardı. Bu Barbarlar müstahkem köylerine kapanıyor, sonra Yunanlılar geçince savaşmak için peşlerine düşüyorlardı. Erzaklarını da depoladıkları müstahkem yerlerde oturuyorlardı; öyle ki Yunanlılar ülkede hiçbir şey ele geçiremediler ve hayvanlara vermek için Taokhlar bölgesinden aldıklarından başka bir yem bulamadılar.

Asurlu bir halk olan Tibarenler, Çarşamba – Ordu arasında yaşıyorlardı. Giresun – Ordu arasında yaşayan Khalybeler, daha sonra batıya doğru demir madeninin bol olduğu Tibaren ülkesine yayıldılar; merkezleri Ünye olmuştur. Faruk SÜMER, Ünye için Halibia tâbirini kullanmaktadır. Bilge UMAR ise “Mossinoikoslar’ın batısında, yine Khalybeler (demir işleyenler) halkından, Mossynoikoslar’a bağımlı bir halk oturuyordu ve çoğunlukla Ünye’deki demir madenlerinde çalışmakla geçimini sağlıyordu.5

Kimmerler, önderleri Dugdamme’nin bir savaşta ölmesi üzerine Lidya Kralı Alyattes tarafından M.Ö. 595’te büyük bir yenilgiye uğratılarak dağıldılar.2 Kimmerler, Lidyalılar’ca buralardan atılıncaya kadar (M.Ö. 584) Paflagonya’da yüzyıla yakın bir süre kalmışlardır.

Kimmerler’den sonra Ünye’ye parayı icat eden Lidyalılar hâkim olmuştur. Lidyalılar Sardes yakınlarına gelen Pers ordusuyla karşılaştıkları savaşta yenildi. Bu savaş sonunda İranlılar tüm Anadolu’ya hâkim oldular ve Lidya Devleti tarih sahnesinden silindi. Ünye çevresinde, hattâ Karadeniz kıyılarında Lidya etkisi yok gibidir.

İran’da kurulan Med İmparatorluğu Doğu Anadolu’yu aldıysa da, hâkimiyetini Karadeniz kıyılarına kadar yayamadı. Fakat Medler’in yerine geçen Persler‘in hâkimiyet sahası daha geniş oldu. MÖ 550 yılında Pers İmparatoru I. Darius bütün Anadolu ile beraber Ünye bölgesine de hâkim oldu. Bölgede şiddetli bir dirençle karşılaşan Persler, hâkimiyetlerini güçlendirmek için I. Darius tarafından bölgeye güçlü ve zorba vâliler gönderildi.3 Persler Anadolu’da yeni bir idari teşkilat kurdular; bölgeleri ‘Eyaletlere’ ayırarak her eyaletin başına pers soyuna mensup “Satrap” adı verilen bir vali ile yardımcısı bir kumandan tayin ettiler.

TİBARENLER : Tibarenlerin, Doğu Karadeniz bölgesinin Kalibler gibi en eski halklarından olduğu bilinmektedir. Ordu-Giresun kıyılarıyla, Trabzon’dan Kafkaslara kadar uzanan dağların sahile yakın kısımlarına yerleşmişlerdi. Bu topluluk Tibaren adı ile tanınmıştı. M.Ö. VI. Yüzyıl’da İran’ın Pont Satraplığı içinde yaşayan Tibarenler, M.Ö.IV. Yüzyıl’a çok küçük yerleşim sahalarında oturmuşlardı. Pontus Devleti kurulduktan sonra da, bu devletin idaresi altında, yine aynı şekilde yaşamaya devam etmişlerdir. Tibarenler, Ordu topraklarında hiçbir zaman müstakil bir devlet haline gelemediler.

MOSSİNOİKLER : Bu kavim, Doğu Karadeniz kıyılarına yerleşmeden önceki yüzyıllarda Anadolu’nun Güney ve Güney-Doğu bölgelerinde yaşıyorlardı. M.Ö VII. Yüzyılda çeşitli kavim ve bilhassa İskitlerin akınları karşısında yerlerini terk ederek, Karadeniz dağlarına; Fırat ve Çoruh vâdilerine sığındılar. Bir çoğu da Karadeniz sahillerine inip, buralardaki kıyılarda yerleştiler. Bu kavmin asıl adı MUSKİ idi. Ağaçtan kule gibi evlerde oturdukları için, kendilerine ‘Ağaç Üzerinde Oturan’ anlamına gelen MOSSİNOİK adı verildi ve bu ad, kavme isim oldu. Trabzon’a yakın yerlerde oturan Mossinoikler kavgacı bir topluluk olmalarına rağmen, Ordu kıyılarına yerleşenler daha yumuşak huylu idiler. Varlıklarından kısaca bahsedilen kavimlerle bunların halkları, Karadeniz bölgesi kıyılarında o yıllarda yaşayan yerli toplulukları teşkil etmektedirler.

Ünye’nin yerleşiklerinden Karadeniz sahillerinde kolonileşme sürecinde Kotyora sahillerinde balıkçılık yaparak yaşayan Mossynoikos kavmi herkesin gözü önünde seks yapmakta sakınca görmez üstelik hiç de yadırganmazlardı.4

Pers Kralı I. Darius M.Ö. 513 yıllarına doğru Trakya üzerinden Karadeniz İskitleri’ne karşı harekete geçmiştir. Xenophon merkezi Gaziura (Turhal) olan Kappadokia Satraplığı’nın Mithrydates tarafından yönetildiğini yazıyor. Persler M.Ö. 360 yılında Kappadokya Satraplığı’nı ikiye ayırmış, Ünye, Kuzey Kappadokia Satraplığı sınırları dahilinde kalmış oluyordu. Deniz kıyısındaki Kappadokya, zamanla antik yazarlar tarafından yalnızca Pontus sözcüğü ile ifade edilmeye başlamıştır. Burası daha sonra Romalılar zamanında Pontus Polemoniacus olarak isimlendirilmiştir.6 200 yıllık Pers egemenliğinde Komana Pontika’dan geçen ünlü “Kral Yolu”nun Karadeniz’e açılan kapısı Ünye – Niksar yolu olmalıdır.

Makedonyalı Büyük İskender MÖ 331 yılında Persler’i yenerek topraklarını ele geçirdi. İskender’in Persleri yenmesinden sonra Helenistik kültür yörede egemen olmuştur. Fakat Anadolu’daki Pers satraplıkları üzerinde kesin bir hâkimiyet kuramadı. Pers asıllı yöneticiler özerkliklerini sürdürmeyi başardılar. Büyük İskender M.Ö. 323’de ölümüne kadar, Ünye’nin de içinde bulunduğu Samsun, Tokat civarı bağımsız durumda idi. Büyük İskender Doğu Seferi sırasında Karadeniz sahil kesimine çıkmamıştır. İskender’in ölümünden sonra ülkesi parçalandı. Onun generalleri arasında başlayan mücadeleler sırasında Doğu Karadeniz’de yer alan kentler bağımsızlıklarını korumuşlardır.6 Karadeniz kıyılarında Pontos Devleti kuruldu.

Egemenlik alanını Doğu’ya doğru genişleten II. Mithrydates Eupator, Trabzon’un da içinde bulunduğu sahil kesimini kontrol altına alır. Ünye ise eğer önceden alınmamış ise II. Mithrydates zamanında (M.Ö. 255 – 220) alınmıştır. Zira, burada sönmüş bir volkan tepesi üzerine çok müstahkem bir kale yaptırmış, böylece hem bu bölgenin hâkimiyetini sağlamış ve hem de Ünye – Niksar kervan yolunu denetim altına almıştır. Tam olarak kimin tarafından kurulduğunu bilemesek de bu civarın hâkimiyetini pekiştirmek için Midrebolu şehri kurulmuştur.5

Ünye M.Ö. 71’de Roma hâkimiyetine girmiş olmalı, zira Karadeniz’e açılan en müstahkem yollardan biri Kaberia / Niksar – Oinoe / Ünye yolu idi. Ve bu yol üzerinde Pontos Devleti Kozofulos diye adlandırılan birçok müstahkem kale yapmıştı. Lucullus iki savaşı da kazanmıştı. Askerler tarafından kral ilân edilen II. Pharnakes de babası VI. Mithrydates’i intihara zorladı. M.Ö. 63 yılında onun ölümüyle bu topraklarda bağımsız bir Pontos Devleti’ni yeniden kurma ihtimali de ortadan kalkmış oldu. Ünye ise artık Roma’nın bir şehri olarak yaşamaya devam edecektir.7

Lucullus’un yerine geçen General Pompeius Magnus, M.Ö. 64 baharında Amisos’a gelerek K. Asia’nın idarî teşkilâtlanmasında yeni düzenlemeler yapar. Bu dönemde Amisos’a Saramene, Gazelonitis, Themiskyra, Ünye ve Sidene bölgelerini verir.6 II. Pharnakes M.Ö. 47’de Zela’da (Zile) Gailius Ilius Caesar’a yenilince Sezar Küçük Asya’da bazı yeni düzenlemeler yapar. Pontos bölgesinin yönetimi iki lejyon ile birlikte komutan D. Calvinus’a verilmiş, Deiataros yine kral olarak kalmıştır.

Roma İmparatorluğu döneminde Ünye çevresi Pontus Polemoniacus adıyla anılan bir uydu devlet şeklinde yönetilmekteydi. Zalimliği ve garip davranışları ile ünlü olan Nero, İmparator olmadan önce bu bölgeyi yönetmişti. MS 63 yılında Nero, Pontos’un Doğu kısmının vasal kralı II. Polemon’un topraklarını Roma’ya terk etmesini sağladı. Bu tarihte Pontos Polemoniacus ile Pontos Galatikus, Galatia Eyâleti’ne bağlandı. Böylece Ünye’nin de dahil olduğu Karadeniz kıyıları Roma’nın yönetimi altına girmiş oldu.8 Roma MS 395 yılında ikiye bölününce, Ünye Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı. Kentin asıl önem kazanması Bizans çağında gerçekleşmiştir.

Karadeniz Bölgesi’ndeki Türk siyasî hâkimiyeti, Anadolu’nun kaderinde Selçuklu Ailesi kadar önemli rol oynayan Danişmendoğulları Atabeyliği (1071 – 1178) zamanında başlamıştır. Sevli Bey az zamanda Samsun, Çarşamba, Ünye, Giresun taraflarını elde edip Trabzon’a kadar ilerleyip ve orayı almayı başardıktan sonra sahilden içerilere doğru yönelmiş, Roma orduları ile çetin bir savaş yaptıktan sonra onları kaçırmaya muvaffak olmuş ve bu suretle Helküne Kalesi’ni elde etmiştir. Bu başarı üzerine merkezi Trabzon olmak üzere Giresun, Şebinkarahisar, Ünye, Samsun ve havalisi beyliği, Danişmend Ahmed Gazi tarafından güveyisi Sevli Bey’e verilmiştir.5

Sivas – Amasya Meliki Yağıbasan, Bizans’ın içinde bulunduğu kötü durumdan yararlanarak 1150 veya 1151’de Orta Karadeniz Bölgesi’nde fetihlerde bulunarak Ünye, Samsun ve Bafra’yı zaptetti.10 Ünye, Bizans İmparatorluğu’nun belli bir noktaya kadar asker ihtiyacını karşılayan bir şehirdi. İmparator Manuel zamanında, 1174 yılı sonları veya 1175 yılının başında II. Kılıç Arslan üzerine sefere karar veriyor. Roma İmparatoru Oinaion (Ünye) etrafındaki köylerden asker toplamasını komutan Mikhail’den istiyor. Danişmendli Emiri Yağıbasan Bafra ve Ünye’yi tekrar ele geçiriyor.

Ancak Yağıbasan, II. Kılıçarslan’a karşı yeni bir ittifak kuran Bizans İmparatoru Manuel’e 1157’de ele geçirdiği Bafra ve Ünye’yi iade edip Sultan I. Mesud’un damadı Danişmendli Zünnûn ve Zülkarneyn’in de yer aldığı ittifaka girdi. Yağıbasan 4 Ağustos 1164 tarihinde öldü. Ünye’nin ve bütün Orta – Kuzey Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması’nda mühim rol oynamış olan Danişmendliler Beyliği Yağıbasan’dan sonra giderek güçlerini daha da yitirdiler ve 1178 yılında tamamen Anadolu Selçukluları’na bağlandılar. Ünye, sadece bir yıl sonra Selçuklu hâkimiyetine, 1158 yılında II. Kılıç Arslan (1155 – 1192) zamanında geçmiştir.14

Andronikos, imparatorca bağışlanmasından sonra yaşamını sürgün edildiği Ünye’de görkemli bir konakta geçirdi. Manuel’in ölümünü ve başkentte olup bitenleri Ünye’de öğrendi.11 John Freely, I. Andronikos’un tahta çıkmadan kısa bir süre önce Ünye Kalesi’ni yaptırdığını söylemektedir. Kalenin birçok yerine Bizans simgesi kartal figürleri kalıntısı vardır. II. Alexios 1183’te Andronikos’un adamlarınca yay kirişiyle boğularak öldürüldü. Ünye’de uzun süre sürgün yaşayan Andronikos artık Bizans İmparatorluğu’nun hükümdarı vasfı ile tahta geçmişti. 1183’te İstanbul’da tahta çıkmadan önce kısa süreliğine Ünye Kalesi’ni tımar olarak elinde tuttu.

Claude Cahen’a göre Karadeniz Bölgesi’ndeki Türkmenler’in uzun bir süredir Ünye ve Bafra gibi hem Trabzon’dan hem de İstanbul’dan uzak kıyı bölgelerini zorlamakta oldukları ve bu cümleden olmak üzere 1194’te Samsun’u ele geçirerek Karadeniz’de ilk limanı elde ettiklerini söylemektedir.15

Ünye, Bizans İmparatorluğu yönetiminde kaldığı sürece çok ün yapmış ve şarapları Bizans saraylarında aranan bir madde halini almıştır. Hattâ İstanbul 1453 tarihinde alındığında Ünye şarapları Bizans’a gitmediğinden Bizanslı şâirler “Gelmez oldu artık Ünye’nin şarapları” diye yakınmışlardır.9

  1. Haçlı Seferi’nden (1200 – 1204) sonra İstanbul’un Lâtinler tarafından işgal edilmesiyle, İstanbul’dan kaçanların bir kısmı Trabzon merkezli bir Lâtin İmparatorluğu kurmuşlar ve Ünye de bu imparatorluğun sınırlarına dahil olmuştur.5 Partitio Romaniae’de sözü edilen Bizans mülklerinin en Doğu’da olanı Oinoe’ydi (Ünye). Alexios ve David Komnenos ile Gürcü birlikleri kasabayla kalesinin yönetimini ele geçirmiş, burayı da Trabzon İmparatorluğu’na (1204 – 1461) katmışlardı.11 Trabzon Rumları 1204 yılında bulundukları bölgeden Batı’ya doğru hücum ederek Ünye, Samsun ve Sinop’a kadar olan sahilleri ele geçirdiler. Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhusrev sefere çıkarak Trabzon Hükümdarı Aleksis’i yendi ve bölgeden uzaklaştırdı.

Osman TURAN’a göre 1214’lü yıllarda doğrudan doğruya Türk idaresinde bulunan Sinop ve havalisinden başka Ereğli’den Ünye’ye kadar uzanan sahiller de Selçuklular’ın himayesinde bulunuyordu. Andronikos 1228 yılında Samsun ve Sinop limanlarına taarruz edip, Ünye’ye kadar olan Selçuklu sahillerini yağmaladı. Gönderilen Selçuklu kuvvetinin peşinden Sultan Alaeddin Keykubâd bizzat gelerek Sinop, Samsun ve Ünye’yi Rumlar’ın elinden kurtardı. 1228 Trabzon Seferi ile Ünye’deki Selçuklu hâkimiyeti daha da kuvvetlendi.12

Moğol istilâsıyla birlikte çok sayıda Türk aşireti XI. Yüzyıl’da olduğu gibi Anadolu’ya göç etmiştir. İlhanlılar bu aşiretleri kontrol altına almakta zorlandı. İlhanlı Hükümdarları Karadeniz’de hükümran oldukları yıllarda Samsun, Sinop ve Ünye’de kendi adlarına para bastırmışlardır. İlhanlı Hükümdarları’ndan biri olan Muhammed Han Hicrî 738 (M. 1337/38) yılında Ünye’de kendi adına para bastırmıştır. İlhanlılar’ın Ünye’de para bastırması Ünye’nin o tarihlerde çok önemli şehirlerden biri olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Türkmenler 1280 yılında Karadeniz sahil şeridinde Giresun’un batısında Ordu bölgesinde faaliyete başladıktan sonra 1347 yılında Ünye ve çevresini Niksar’a ulaşan dağ yolu ile beraber ele geçirmişlerdir. 1280 – 1290 yılları arasında Canik Beylikleri ortaya çıkmıştır.

Ortaçağ’da bölgenin yaylalarında pastoral bir yaşam süren Türk boyları arasında yer alan Çepniler, II. Yoannis zamanında (1280 – 1297) Ünye çevresinden başlayarak Trabzon Kalesi’ne kadar olan bölgede yaşamaktadır. Çepniler, 1297’de Ünye’yi fethetmişler, doğuya doğru ilerleyerek Trabzon’a akınlar düzenlemişlerdir.13 Trabzon Devleti İmparatoru II. Alexios’un 1301 yılı Eylül ayında Giresun’a karargâh kurarak komşu Türk Beyi’ni yenilgiye uğratmıştır. Bu bey, Ünye’ye bir kale yaptıran ve halâ aynı isimle bilinen Genç Ağa olmalıdır. Genç Ağa Kalesi İkizce’ye bağlı Karlıtepe Köyü sınırları içerisindedir.

Anadolu Selçuklu Devleti XIV. Yüzyıl’ın başlarında yıkılmış, 1335 yılında Moğol – İlhanlı Devri’nin de sona ermesiyle Anadolu Beylikler Dönemi başlamıştır. 1346 senesinde Ünye, Hacı Emir Bey tarafından son kez fethedilmiştir.

1361 yılında Trabzon Rum İmparatoru I. Basilious kızkardeşi Theodora ile evli Hacı Emir Bey’i ziyâret için Ünye’ye geldi. III. Aleksios ise 14 Ağustos 1379’da kızı Eudossia’yı (Evdokia Angelina) Ünye’ye gelmiş olan Taceddin’e vermek üzere deniz yolu ile Trabzon’dan ayrıldı. Giresun’a geldiği zaman Kılıç Arslan’ın Trabzon topraklarına girdiğini haber aldığı için geri döndü. Tekrar Ünye’ye giden III. Alexios Ekim 1379’da kızını Taceddin Çelebi ile evlendirir.

Hacı Emir İbrahim Bey 1380 yılında sahile inerek Komnenoslar’ın elinde bulunan Ünye ve yöresini bir daha değişmemek üzere Türk vatanı haline getirmiştir. Beylik merkezi de Eskipazar’a taşınır. Ordu’da Hacı Emir Beyliği’nin Fatsa ile ÜNYE dahil edildiğinde nüfusun 10.000 aileden oluştuğu söylenir.13

Taceddin Bey’in gözü, Hacıemiroğulları Beyliği’nin topraklarında idi. Sınırlarını genişletmek için fırsat gözlüyordu. Ani olarak Ordu ile Ünye’ye karşı harekete geçen Taceddin Bey buraları yağmaladı ise de zapt etmeye muvaffak olamadı. Hacıemiroğulları Beyliği’ndeki iç kargaşayı bir fırsat sayan Taceddin Bey, Kadı Burhaneddin’in elçisi daha Sivas’a ulaşmadan 24 Ekim 1386 tarihinde Hacıemiroğulları Beyliği’nin topraklarına yaklaşık 12.000 atlı ile saldırır. Taceddin Bey ölür ve ordusu dağılır. Canik Beylikleri 1380’de Kadı Burhanettin’e tâbi olur. Ünye’ye hâkim olan Taceddinoğulları’nın Osmanlı hâkimiyetini kabul etmesiyle Ünye ilk defa 1393 tarihinde Osmanlılara geçmiş oluyordu.

Kadı Burhanettin 1398 yılında Akkoyunlular tarafından öldürülünce Hacı Emir oğlu Süleyman Bey yakın bir dostunu ve güçlü bir müttefikini kaybetmiştir.1398’de Canik Beylikleri Osmanlılara tâbî olmuştur. 1398 yılında ikinci kez Ünye, Bayezid zamanında Osmanlılar’ın himayesine girer. Osmanlı Devleti’nin fethine kadar Hacı Emir ve oğulları tarafından idare edilen bu beyliğin sınırları 1403 yılında sahilde Vakfıkebir’in batısından Terme’ye kadar uzanıyordu.

Hacıemiroğulları Beyliği’nin Osmanlı’ya tâbi olması XIV. Yüzyıl’ın sonlarına XV. Yüzyıl’ın başlarına rastlamaktadır. Hacı Emir oğlu Süleyman Bey Yıldırım Bayezid’in Samsun’a gelmesiyle 1398 yılında Osmanlı hâkimiyetini kabul eder. 1461 yılı Hacıemir Beyliği’nin sonu, Ünye ve çevresinin doğrudan Osmanlı hâkimiyetine giriş tarihidir.

Ankara Savaşı’ndan (1402) iki yıl sonra Katalan’dan Semerkant’a, Timur’un nezdine elçi olarak gönderilen Kastilya ve Leon Hükümdarı III. Enrique Mabeyncisi Ruy Gonzales de Clavijo, 7 Nisan 1404 tarihinde Ünye’ye ulaşır. Seyahatnâmesinde bütün bu civarın Melaseno nâmında bir Rum Prensi’nin hükmü altında olduğunu ve bu zatın Timur’a vergi ödediğini söylemektedir.16

1419 ve sonradan kesin olarak 1461 yılında yapılan idarî düzenlemelerle Ünye hep Canik Sancağı’na bağlı bir kazâ olarak görülür. Ünye ilk defa 1864 yılında Trabzon Vilâyeti’ne bağlı bir sancak durumuna getiriliyor. Yani Ünye bugünkü manâda İL oluyor diyebiliriz. Bu dönemde Fatsa, Niksar, Karakuş, Erbaa ve Bolaman, Ünye’ye bağlı birer kazâ merkezleriydi. Ama Ünye’nin sancak olması dört yıl sürdü ve tekrar Canik Sancağı’na bağlı kazâ durumuna getirildi.5

Osmanlılar yöreyi topraklarına kattıktan sonra Hacıemiroğulları Beyliği’nin eski idarî iç teşkilâtlanmasını pek değiştirmemiştir.  Dış teşkilâtlanmasında ise 1455 – 1613 yılları arasında Bolaman Irmağı ve Aksu Irmağı’nı sınır olarak belirleyip üç kazâya bölmüştür. Bolaman (Polemonion) Irmağı’nın Batı tarafında kalan bölüm Canik Sancağı’na katılmıştır. Bahsedilen iki ırmağın arası Vilâyet-i Bayramlı, Aksu Irmağı’nın Doğu’sunda kalan kısım ise Vilâyet-i Bayramlu olarak isimlendirilen ve Bolaman Irmağı’nın Doğu kısmında kalan bölgenin sınırı tabii olarak bugünkü Ordu İli’nin sınırları gibi değildir.

Derebeyler Dönemi’ne (1774 – 1864) damgasını vuran âyanlar Osmanlılar’a Anadolu Selçuklu Devleti’nden geçmiştir. Tarihî belgelerde voyvoda, mütesellim, muhassıl, mutasarrıf ve vâli olarak görülen yerli hanedanlar aynı zamanda âyan, derebeyi veya mütegallibe tâbirleriyle de ifade edilmektedir.5 Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi ve Hazinedârzâde Ailesi Ünye Tarihi’ne damgasını vuran âyan ailelerindendir.

1299 tarihinde kurulan Osmanlı Devleti’nin devresini tamamlamasından sonra yerine 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Karadeniz Bölgesi ekonomik yönden sıkıntılar çekmekteydi. Ünye’de halk kendi ekip biçmesiyle geçinmeye çalışıyor, bunun haricinde fazlaca bir şey yapamıyordu. Ünye’de ticarî hayata vurulan bir büyük sekte Rumlar’ın Lozan Anlaşması ile mübadele edilmesi neticesinde meydana geldi. Zira, ticaretin bir kısmı Rumlar’ın elinde bulunmaktaydı. Bunun yanında nüfus değişiminin getirdiği zorluklar da burada kendini hissettirdi.

Ünye’nin ekonomik ve sosyal yaşamına sekte vuran en önemli hâdise ise I. Dönem Meclis’te 04 Aralık 1920’de tüm itirazlara rağmen Ordu’nun vilâyet yapılmasıdır. Bu siyasî karar, türeme bir kent olmayan Ünye’nin tarihî gerçeklerini, değerlerini ve stratejik önemini hiçe sayan çok önemli tarihî bir hatadır!17

Böylece, Ünye’nin topraklarında hüküm süren kavim ve milletleri kısaca anlatmaya çalıştık. Tarihî süreçte tehcir (Mayıs 1915 – Ekim 1916), mübadele (01 Mayıs 1923) ve zorunlu göçlerle (1768 – 1859 – 1878 – 1918) Ünye halkı muhacir ve mübadillerle kozmopolit bir demografik yapıya sahne olmuş ve etnik mozaik görüntüsü içerisinde zamanla kültürler iç içe kaynaşmayı başarabilmiştir.

Tarihî coşku ve perspektiften Ünye’ye selâmlar.. esen kalınız.

KAYNAKÇA : 

1 MİSTEPE, M. Ufuk – Homeros’un Alybe’si Ünye http://unyezile.com/alybe.htm

2 KARADUMAN, Yaşar – Kimmerler.. http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=8256

3 GÜRKAN, İbrahim – Ünye Tarihi http://site.mynet.com/ibogurkan/yeni/id4.htm

4 IŞIK, İrfan – Ahlâk ve Namus Anlayışının Zaman İçinde Değişkenliği

5 DOĞAN, Osman – Tarih Boyunca Ünye, Belediye Kültür Yy. 3, Samsun, 2003, 514 sh.

6 ÖZSAİT, Prof. Dr. Mehmet – İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi, sh. 39.

7 KARAYAKA, Nuriye – Eskiçağ Tarihinde Tokat, İstanbul, 1988, Yüksek Lisans Tezi.

8 ÖZSAİT, Prof. Dr. Mehmet – Anadolu’da Roma Egemenliği, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, II. Cilt, 1982, sh. 336.

9 DERMAN, İsmet – Ünye Monografyası, İstanbul, 1966, sh. 20, Yayımlanmamış Lisans Tezi.

10 KAYHAN, Hüseyin – Melik Muhammed’in Ölümünden (1143) Sonra Danişmendli Tarihine Kısa Bir Bakış, Kayseri, Nisan 2000, sh. 299 – 313.

11 UMAR, Bilge – Karadeniz Kappadokia’sı, İstanbul, 2000, sh. 71 – 73.

12 TURAN, Osman – I. Keykubâd, İA, C. VI, sh. 652.

13 YEDİYILDIZ, Bahattin – Ordu Tarihinden İzler, İstanbul, 2000, sh. 46.

14 SEVİM, Ali / YÜCEL, Yaşar – Türkiye Tarihi, C. I, Ankara, 1995, sh. 96.

15 CAHEN, Claude – Osmanlılar’dan Önce Anadolu’da Türkler, İstanbul, 1984, sh. 127.

16 AYDIN, Dündar – Erzurum Beylerbeyliği ve Teşkilâtı, Ankara, 1998, sh. 29.

17 MİSTEPE, M. Ufuk – Ordu’nun Vilâyet Oluşu / Ünye Vizyon Gazetesi, 2009.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Araştırmacılık Terimleri

3 Temmuz 2020 okunma
Ünye hakkında araştırma yapanların ve okuyucularımızın, sıkça karşılaştıkları bazı Osmanlıca Tarih Terimleri’nin anlamlarını bilmeleri, yazılanların anlaşılması açısından önemli bir husustur. Bu itibarla başlangıç olarak ehemmiyet arz eden... Devamını Oku

Ünye Mûsikî Tarihinde Ali Riza Sağman

26 Haziran 2020 okunma
‘Ünye Şarkı ve Türküleri’ kitabımda Ünye Mûsikî Tarihi’ne damgasını vurmuş, tespit edebildiğimiz şahsiyetleri kısaca da olsa tanıtmaya çalışmış idim. Aslında her bir musikîşinasın ayrı ayrı ele alınması icap eder. Başlangıç olmak üzere... Devamını Oku

Satıroğulları Ünyeli Müftü Sülâlesi

19 Haziran 2020 okunma
2017 yılında altı bölüm halinde yayımladığımız “Ünye Müftüleri” adlı yazı dizimizde bir müftü sülâlesinin bu tarihçeye damgasını vurduğunu görüyoruz. Ailenin ahvadlarından Satıroğulları ailesi Keşaplı Sokak’tan komşumuz olurlar. ÖZPAKER... Devamını Oku

Ünye Uğrak Vapurlarını Tanıyalım

12 Haziran 2020 okunma
Su buharı gücüyle çalışan gemileri VAPUR olarak adlandırıyoruz. Önceleri yandan çarklı olarak yaşamımıza giren vapurlar daha sonra günümüzün dizel elektrik tahrik sistemi donanımlı enerji tasarrufu sağlayan modellerine erişinceye değin XIX. yüzyılın... Devamını Oku

Ünye Tarihi, M.Ö. XV Bin Yılına Uzanıyor Mu? – I

5 Haziran 2020 okunma
Kelleroğlu M. Bahattin Bey, kaynak belirtmeksizin; “Ünye, Milât’tan 1270 sene evvel vuku bulan Turuva Muharebe-i Meşhuresi’nden sonra, Karadeniz sahilinde tesis edilmiş müstemlekelerden birisi olup, ismi kadimi (One) veyahut (Oney)’dir.” demişti.1 Ünye’de ilk... Devamını Oku

Ünye ve Hinterlandında Oğuz – Türkmen Boyları ve Yer Adları

22 Mayıs 2020 okunma
Makalemizin araştırma konusu 24 ana Oğuz boyu ile Oğuz asıllı Türkmen kabilelerinin Ünye ve hinterlandındaki (Ordu, Fatsa, Terme, Akkuş) bazı yerleşim noktalarıdır. Türkmen boy, bölük, uruk (oymak, öz) ve tirelerinin (oba, aile) adlarını Yrd. Doç. Dr. Aydın... Devamını Oku

Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında Ünye ve Ordu

15 Mayıs 2020 okunma
Ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınma yanında, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesinde ve ülke genelinde dengeli bir kalkınmanın sağlanmasında il ve ilçeler, temel birimler olarak değerlendirilmek durumundadır.1 İlçelerin, illerin ve bölgelerin... Devamını Oku

Ordu ve Ünye Hinterlandının Endemik Bitki Örtüsü

8 Mayıs 2020 okunma
Ordu’nun Melet ırmağının doğusu Kolşik altbölge, Ünye’nin içerisinde yer aldığı batısı ise Euxin (Öksin) altbölge olarak anılmaktadır. Kolşik kesimde ılıman kuşak yağmur ormanları niteliğinde ormanlara rastlanır. Yükseklerde ise çalılıklar,... Devamını Oku

Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi – IV

1 Mayıs 2020 okunma
Mehmed Ali Efendi Gümüş İmtiyaz Madalyası sahibidir. Bir câmi inşâ ettirmiş olan Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi’ye taltifen verilen Gümüş İmtiyaz Madalyası ile beratının gönderildiğine dair belgenin... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – VI

24 Nisan 2020 okunma
Ömer Âsaf Efendi’den sonra sırasıyla İbrahim Lütfi Efendi (Aralık 1893 – ?), Ali Ulvi Efendi (1893 – ?), İbrahim Lütfi Efendi (1894), İsmail Hakkı Efendi (1894 – 1895), Mehmed Rüşdi Efendi (1895), Avni Efendi (1895 – ?), Mehmed Sadık... Devamını Oku