son haberler

Kıraathane

Yayınlanma Tarihi: 25 Mayıs 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Kıraatin, okuma demek olduğunu bilenler bilir. Eskiden kıraat ilmi bile vardı. O zamanlar bu Kur’an okuma ilmi olarak yapılıyordu. Yani büyüklerimiz bir eserin nasıl okunacağının dahi ilmini gösteriyormuş.

Sosyal ve kültürel değişmesiyle başlayan bazı alışkanlıklarımız oldu. Hatta bu alışkanlıklarımız gündelik hayatın bir parçası oldu. Kıraathaneler bunlardan biriydi.

Tanzimat’tan sonra müşterilerin okumaları için gazete ve dergi bulundurularak bir nevi okuma odası haline getirilmiş yerlerdi.

Günümüzde kıraathaneler, kahvehanelere dönüşünce mahiyeti de değişti birden. İlk yıllarda birer kültür merkezi niteliği taşıyan kıraathanelerin zamanla ‘oyun hane’ şekline dönüşmesi hüzün verici olmuştur.

İlk halindeyken çayların bahane edilerek koyu sohbetlerin olduğu, gazete ve mecmuaların didik didik okunduğu, bazı şiir ve metinler üzerinde neredeyse akademik mütalaaların yapıldığı yer olmaktan çıkıp, yoğun sigara dumanı, ağır nefes kokuları ve desibeli yüksek gürültüler arasında edebe gayri mugayir derecede argo ifadelerin konuşulduğu yer olmuştur. Kısa süre sonra da kıraathane adını kahvehane olarak değiştirmiştir.

Zaman geçtikçe yeni tür kahvehanelerin çoğalması ve hep aynı şekilde işletilmesi ‘sohbet haneleri’ çay ocaklarına devretmişlerdir. Ancak çay ocakları her ne kadar gönül itibariyle geniş olsalar dahi mekân olarak küçüktüler. Ancak belirli sayıda kişiler gelebileceği ve kısa süreli kalacakları yerlerdi. Zaten oraya gidenler sadece çay içmiyorlar mutlaka bir arkadaşı ile sohbet ediyorlardı.

Kıraathaneler aranır olmuştu. Bu bir ihtiyaçtı. Ancak bu şekilde açılan bir müessesenin gelirinin olma ihtimali yok gibiydi. Yani yapılan hizmet, çekilen yorgunluk yapılan işe değmiyordu. Ayrıca kira ve vergileri karşılamaya yetmiyordu gelirleri.

Elbette bazı şeyler iş olsun diye de yapılmıyordu. Sonra dernek adı altında faaliyet gösteren yerler olsa dahi kısa zaman sonra ‘lokâl’ adı verdikleri kısımları yine ‘oyun hane’ şekline dönüyor bazı fırsatlar kaçırılıyordu.

Dost meclislerinde buluğ çağına gelmiş çocukları olan aileler nesli nasıl kurtaracaklarından bahsediyor, her şeyin bozulduğunu söylüyorlardı. Bunları açıklarken asla kendilerine suç bulmuyorlar, kahveden yorgun kafayla çıkıp evine vardıklarında neden yorulup da uyuduğu belli olmayan ve şikâyet ettikleri evlatları uykuya dalmış oluyordu. Zaten mazeret hazırdı: “Neyi eksik?”

Aslında kültürel değerlerimizden yavaş yavaş uzaklaşıyordu. Bu sadece kahvelerin çoğalmasından değildi yalnızca. Belki kıraathanelerin azalmasının bazı değerleri kaybetmede tesiri vardı ama sadece o da değildi elbet. Televizyon, radyo, internet, cep telefonları, muhtelif eğlence yerleri, bir takım ‘haneler’ ayrı ayrı etkenlerdi. Bir de buna bizim eğitimsizliğimiz ilave olunca yara daha da büyüyordu.

Her şeye rağmen ayakta kalmış veya kalmaya çalışan birkaç dost sohbet edecekleri yerleri arıyordu.

Yazımızı  Ekrem H. Ayverdi’nin bir hatırası ile bitirelim.

“Şehzâdebaşı’ndaki Fevziye Kıraathanesi’ne yaşımız çok genç olduğu için giremez, fakat önünden geçerken mecmûa ve kitaplara dalmış olanları seyretmek için adımlarımızı yavaşlatırdık.”

Biz de sözümüzü keselim bari…

Bir parti şeye var mısınız?..

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Yürek Tozu (T)

13 Temmuz 2018 okunma
  Siz yokluğun ne olduğunu bilir misiniz? Evet, biliyoruz; komşunun koltuk takımı bizimkinden daha yeni ve bizim de değiştirme imkânımız yok şimdi gibi bir cevap vermeyiniz. Belki birçok kişi veya aile hatta ülke açlık sınırının altında hayat sürüyor.... Devamını Oku

Bastırılmış Çaresizlik

6 Temmuz 2018 okunma
“Öğrenilmiş Çaresizlik”  belki çaresizliğin en kötü halidir. Bir şeyi yapamamak başka, yapamayacağına inanmak başkadır. Birileri size neyi ne kadar başarabileceğinizi “öğretmişse” siz o öğrendiğinizi sandığınız şeyden ileri gidemezsiniz. Siz... Devamını Oku

İnsan Aşısı

29 Haziran 2018 okunma
(Bu yazı geçmiş çeyrek yüzyılda yaşamış ve gelecek çeyrek yüzyılda yaşayanlar içindir. Bu tarihten öncesi zaman aşımına uğramış olup, sonrasının yapabileceği başka şeyi kalmayacağından ilgililerin ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir) Malumunuz... Devamını Oku

Yumurtanın Boyu Nasıl Ölçülür?

22 Haziran 2018 okunma
Eski bakkalları bilir misisin diye abes kaçacak bir soru sormayacağım. Çünkü bakkallar eskide kaldı zaten. Hani o içersinde hayvan bağından, keser sapına kadar her şey olan yer. Daha girişte tezgâhın üstünde çam kavanozlar olurdu içi akide şekeri olan.... Devamını Oku

Cesaretin Varsa Yardım Et

14 Haziran 2018 okunma
“Kalın kitapların ince, uzun cümlelerin kısa hükmü…” “ İyilikten maraz doğar” sözü ile ilk defa nerede söylenmiş hep merak ederim. Nasıl bir can yanmasıdır ki, hem iyilik edeceksiniz, hem de zararlı siz çıkacaksınız. Başta ‘hümanistler’ ve... Devamını Oku

Mekteb-i Sultani ve Müstahdem Ali Efendi

8 Haziran 2018 okunma
Malum olduğu üzere Galatasaray Lisesi’ni tanımayanımız yoktur. Bu lise 1481 yılında Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu adıyla kurulmuş olup, 1 Eylül 1868 senesinde Mekteb-i Sultani adını almış olup; 1924 yılında Galatasaray Lisesi adıyla eğitimine devam... Devamını Oku

Oturun Oturduğunuz Yerde!

1 Haziran 2018 okunma
Belki on beş yıldan fazla oturup televizyon seyretmişliğim yoktur. Sadece naklen maç yayınları hariç. Bir de misafirliğe gittiğimde ev sahibi hangi kanalı açmışsa bizde mecburen o kanalı seyretmiş oluyoruz. Gördüğüm odur ki en çok diziler ve magazin... Devamını Oku

İstikamet Üzere Olmak

18 Mayıs 2018 okunma
Ne zaman ramazan ayı girse hummalı bir faaliyet başlar. Sanki herkes kıtlıktan çıkmış gibi alış-veriş yapar. Elbette en tabii hakları. Gün boyu yemenin ve içmenin olmadığı bu ayda iftar sofraları en güzel anlardandır. Oruçluyken kimin canı ne çekmişse... Devamını Oku

Ankara’da Ayakkabı Tamiri

11 Mayıs 2018 okunma
  Ben bir köy çocuğu olduğum için ilçe merkezinde yaşayanları “çok önemli” kişiler olduğunu öğrenerek büyüdük. Şehirli insanların tartışmadığını, birbirlerine kızmadığını, herkesin bilgili olduğunu, temiz giyindiğini, düzgün... Devamını Oku

Ankara ve Çevresi

4 Mayıs 2018 okunma
Yolumuz bu günlere Ankara’ya düştü. Biz de hazır Ankara’ya gelmişken şöyle görünen kısmıyla bir inceleyelim dedik. Öyle enikonu incelemek için yeterli vaktimiz yok. Adım başı birileriyle de konuşamayız. Ne de olsa başkent. Belli ki insanları kültürlü,... Devamını Oku