son haberler

MİLLETİN ÖKÜZÜ

Yayınlanma Tarihi: 30 Kasım 2018 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Söz uçar yazı kalır diye boşuna dememişler.

Şayet bir gün bir yere bir şeyler yazmışsanız onu bir okunan olmuştur. Hatta gün gelir sizin de karşınıza çıkar. Kimisi beğenir, kimi hoşlanmaz, kiminin de dikkatini hiç çekmez.

Beğenenler ve beğenmeyenler yazan veya söyleyen için önemlidir. Takdir görmek de tenkit edilmek de sizin dikkate alındığınızın alametidir.

Her yazılan yazı tarihe not düşmektir. Sizin ve döneminiz için bu satırlar çok önemlidir. Geçmişten iz bırakmak için mutlaka fikirlerimizin kayıt altına alınması gerekmektedir.

Bazı yazılar tarih boyunca hafızalarda yer alırken bazıları ara sıra olsa da hatırlanır. Ara sıra hatırlananlar yazıda benzer durumların yaşandığı anlardır. Başka bir değişle bazı özel zamanlarda aklımıza gelen şeylerdir.

Seçim zamanları ülkede önemli zamanlardır. Her aday tarihe yolculuk yapar. Muhataplarının cemaziyülevvelini araştıranlar az sayılmaz. Durumdan vazife çıkarmak için seçim dönemlerinde geçmişe müracaat edilir. Normal zamanlarda tarihi masal kabul edenler dahi böyle zamanlarda geçmişe sarılır. Şiiri sevmeyenler bile kafiyeli sloganlar ararlar. Kısaca insan kendine yarayacak her şeyi değerlendirmek ister.

Cansiperane vatan, millet ve hizmet düsturuyla meydanlara hücum eden adaylar kendilerini seçmene beğendirmek için bir sürü laf ederler. Aslında bu iyiye alamettir. Yani vatandaşa ne yapacağını anlatınca vatandaş da bunu değerlendirip oy vereceğini ummak vatandaşın değerlendirme gücünü kabul etmektir. Bir seçmen olarak buna sevindim. Demek ki onlar söyleyecek ben dinleyeceğim ona göre karar vereceğim. Bu benim ve diğer seçmenlerin dinlediğini anladığı anlamına gelir ki sevindirici bir durum yani.

Millet için iyi şeyler düşünmek güzel bir şey. Ancak bazen insan gaf da yapabiliyor. Hani “Çok söz yalansız” olmaz demişler. Bu arada “Dil sürçmesi” de olunca tarihe ilginç sözler havale ediliyor. Tarih bazı gaflarla doludur. Tabii bu gaflar tarihe bazen nükte olarak düşer.

Şimdi sizlere Abdullah Cevdet ile Süleymen Nazif arasında geçen bir konuşmayı yazmak istiyorum. Bu konuşma konusu gelince sık sık anlatılır. Abdullah Cevdet Batıcı biridir. Süleyman Nazif ise daha muhafazakar. Hal böyle olunca da ne zaman karşılaşsalar aralarında bazı çekişmeler olmakta. İkisi de meşhur oldukları için bazı sözleri tarihe geçiyor. Böylece kalıcı oluyor.

Hadise şöyle:

Abdullah Cevdet “İçtihad” dergisinde bir şiirinde “Ben bu milletin öksüzüyüm” yerine yanlışlıkla “Ben bu milletin öküzüyüm” diye dizilmiş.“Hata-i mürettib olmuş efendim” yani “matbaa hatası” olmuş diye dert yanan Abdullah Cevdet’e Süleyman Nazif cevabı yapıştırıverir: “Ne hatası efendim; sevab-ı mürettib (hayırlı bir iş) veya isabetli olmuş” demiş.

Şimdi bunun sırası mı bilmem ama adayların “milletin hizmetinde” olması sözleri bana bunu hatırlattı. İşin ucunda Abdullah Cevdet ve Süleyman Nazif olunca da işin rengi değişiyor.

Adaylar millet için olmaya devam etsinler. Nihayetinde biz kârlı çıkacağız. Madem bizim için varlar öyleyse endişelenmeye mahal yok.

İster milletin öksüzü, ister öküzü olsun. Yeter ki milletten yana olsunlar. O zaman tarih onları iyilikle yad edecektir.

Millet bu tarihe bakınca kimler hakkında neler demiyor.

Neyse onlara kalmış bir şey.

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Yazı Yazmanın Zor Olduğu Zamanlar

14 Aralık 2018 okunma
Zaten zahmetli bir iştir yazmak. Önce düşünmek ve sonra düşündüklerini kaleme almak gerekiyor. Aynı zamanda ne anlatmak istiyorsun onu aktarman gerekiyor okuyucuya. Yazı yazmanın güçlüğü kadar okuma külfeti var ülkede. Okuyan mı az yazan mı bilinmiyor.... Devamını Oku

ANDIK

7 Aralık 2018 okunma
Aslına bakarsanız “hatırladık” olarak kullanılan bu kelime resmi kurumlarda “kutladık” anlamında da kullanılıyor. Şair, “Seni andım bu gece” ifadesinde; “Bilmem ne gününü andık” derken aynı anlama gelmiyor. Zaten biz okullarımızda ne bulursak... Devamını Oku

Adaylıktan Vazgeçtim

23 Kasım 2018 okunma
Çok erkek gibi ben de çocukluğumda futbol oynadım. Bu oyun ülkemize nasıl geldi, ne zaman geldi bilmem. ABD hariç hemen hemen her ülkede önemli bir spor dalı. Yaşımız spor yapma çağını geçince spora seyirci olarak ilgi duysak da aklımın bir kenarında teknik... Devamını Oku

Dil Yarasını Andıracak Yara Bulunmaz

16 Kasım 2018 okunma
Dil, yani beş duyu organımızdan biri. Dil, yani lisan. Dil, edebiyatımızın ve hayatımızın en önemli kelimelerinden birisi… Bir organ olarak onunla tat alır, onun yardımıyla besinleri çiğner, onun yardımıyla konuşuruz. Konuşmak: Anlaşmanın,... Devamını Oku

Tamer Uysal

9 Kasım 2018 okunma
Aslınla bu biyografik bir yazı değil. Tamer Uysal ile tanışıklığımız 1993 yılında olmuştur. Aynı okulda çalışıyorduk. Mesai arkadaşlığımız bir idareci öğretmenden çok bir arkadaş bir dost gibiydi. Sohbetlerimiz daha çok “kültür” üzerineydi.... Devamını Oku

Kitapla Fotoğraf Çektirmek

26 Ekim 2018 okunma
Son zamanlarda kitap fuarları yaygınlaştı. Bu iyiye işaret aslında. Çünkü kitap fuarlarını ziyaret eden yüzlerce kişi ciddi manada kitap almaktadır. Kitap almaları bir yana bunu belgelemek için bir de kitapla fotoğraf çektirmekteler. Bütün bunlar güzel... Devamını Oku

Ünye’nin Eski İskelesi

19 Ekim 2018 okunma
Not: (15 Nisan 2013 yılında Ünye Haber Gazetesinde neşredilen bu yazının önemine binaen tekrarıdır) İnsanların kadir kıymet bilmemesine mi, nadanlığına mı, yoksa beyinlerinin istilâ edilmesine mi yanmalı? Kimine göre eski bir eşyanın hatırası varken,... Devamını Oku

Gönül Fotoğrafı

12 Ekim 2018 okunma
Her işin bir erbabı vardır. Bir de meraklısı… Belki çok şey merakla başlar. Sonra merak duyduğun şeye ilgin artar. İlginin yanına bilgiyi de ilave edersen; yaptığın iş her neyse zirveye yaklaşmışsın demektir. Bazen merak ile heves birbirine karışır.... Devamını Oku

Bir Kuruşluk Soygun

5 Ekim 2018 okunma
Eskiler “Şüyuu vukuundan beterdir” diye bir söz söylemişler. Yani söylentisi aslından daha kötü anlamına gelir. Bu yazıda hem söylentisi, hem kendisi hem de olumsuz etkisinden bahsetmek istiyorum. Belki okurlardan “Şimdi bunun sırası mı” diyen olabilir.... Devamını Oku

Gaşların Garasına

28 Eylül 2018 okunma
Kendi âdetim üzere her eylül ayının üçüncü haftası bir Neşet Ertaş yazısı yazmayı kendime vazife edindim. Bu yazı sanırım yedinci yazı. Ancak bu yedi yazıdan ilk ikisi arşivimde yok. Zaten olmasa da olur. Neşet Ertaşa’ı neredeyse ezberlemiş olan biri... Devamını Oku