son haberler

Sarı Saltuklar – Aziz Nikola ve Noel Baba – III

Yayınlanma Tarihi: 11 Ocak 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Evliyâ Çelebi, Sarı Saltuk‘un aslında Ahmet Yesevî’nin müritlerinden Türkistanlı bir derviş olduğunu ve yedi yerde mezarının bulunduğunu Seyahatnâme’sinde belirtmektedir.Saltuknâme’de, Sarı Saltuk’un doksan dokuz yaşında Kaligra (veya Kalliakra)’daki tekkesinde vefat ettiği ve on iki yerde mezarının olduğu belirtilmektedir. Kaynaklarda; söz konusu zatın pek çok yerde türbe ve makamının olduğundan söz ediliyorsa da genel kanaat, Romanya Babadağ’da olduğu yönündedir. Kendisine atfedilen türbe ve makamlar da her inanç ve kesimden insanları birleştiren bir modeldir.8

Bütün bu değişik rivayetler bizi iki yanlı bir şahsiyetle karşı karşıya getirmektedir: Bir yanda heterodoks bir Türkmen babası olduğu tahmin edilen Müslüman bir derviş, öte yandan bir Hristiyan rahip veya keşişi. Böylece Sarı Saltuk hem Müslüman hem de Hristiyan dinî geleneklerine mensup iki taraflı bir şahsiyet olmaktadır. Nitekim Jean Deny ve Hasluck’un dediği gibi bu menkâbeler pekâlâ Bektaşî dervişleri tarafından sonradan kompoze edilmiş ve öylece menâkıbnâmelere geçmiş olabilir (F.W. Hasluck – BektaşîlikTedkikleri).6Saltuk’un alperen kişiliğinin yanı sıra, menkıbevî kişiliğiyle de bilindiğini söylemek mümkündür.8

Menkâbeler topyekûn olarak gözden geçirilirse cereyan ettikleri coğrafya alanının iki ana gruba ayrıldığı görülür. Ünye ve Aynikolamenkâbelerininyer aldığı birinci grup Amasya dolaylarından geçen kuzey – güney doğrultusundaki çizginin batısında kalan Anadolu toprakları, Trakya, Bulgaristan, Romanya, Karadeniz’i kuzeyden çevreleyen bütün bölgeler ve nihayet Doğu Karadeniz’e sahili olan toprakları (eski Deşt-i Kıpçak) içine alan büyük sahadır. Saltuknâme’dekimenkâbelerin iki ana kaynağı Bektaşî tekke ve zâviyeleri ile gaziler muhitidir.6Evliyâ ÇELEBİ, onun Beserabya’ya yerleşmeden önce Arpa Çukuru, Sivas ve Tokat’ta kaldığını nakletmektedir. Burada iken kendisine “Acem” denildiği rivayet edilir. İbnBatuta Bizans azizlerine âit menkıbe ve kerâmetler naklederek Sarı Saltık’ı Bizans azizleri ile karıştırır. Evliyâ ÇELEBİ, Sarı Saltık’ı Aziz Nikola ile münasebetler gösterir. Sarı Saltık önce Aziz Georges sonra Aziz Elias daha sonra Aziz Simeon ve nihayet Kara Konjolos ile bir tutulmuş idi (F. Babinger – agesh. 220 – 221). Hacluck, Sarı Saltık’ın Kırım’dan gelen Baba Saltık olması gerektiğini ilk Müslüman Türk hükümdarı Satuk Buğra ile Sarı Saltık arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürer.9

Ahmet Yaşar OCAK, çeşitli kaynaklardan hareketle Sarı Saltuk’un 1263 – 1264 tarihinde Dobruca’ya göçen – Çepniler olması çok muhtemel – bir Türkmen aşiretinin içinde hem aşiret reisliği hem de şeyhlik statüsüyle bulunduğunu ifade etmektedir.8

Bektaşî Velâyet-nâmesi’nde Sarı Saltık’ın hayatı tarihî vak’alara tamamen zıt olarak anlatılır. Bektaşî an’anesinde Sarı Saltık’ın bir çoban olduğu, hiçbir yerde uzun kalmayıp gazâ ile meşgul olduğu ve Hacı Bektaş’ın emri ile Ulu Abdal ve Kiçi Abdal’ı yanına alıp Sinop’tan bir seccade üstünde Gürcistan’a giderek, Gürcüleri Müslüman ettikten sonra Dobruca’dakiKaligra (Kalliakre) Kal’ası’na çıkıp oradaki ejderhayı öldürerek, oraya bir tekke yapıp yöre halkını İslâm’a dâvet ettiği kabul edilir. Dobruca’daki Peçenek, Kuman ve hususiyle Uz – Oğuz olan bu Türk boyları Hristiyan idiler. Sarı Saltık, ilk Türk mutasavvıfları gibi İslâmiyet’i halk arasına, bilhassa Şamânî Türkmen kitleleri arasında yaymakta oldukça başarılı olmuştur.9

Menkâbelerde onun devamlı kilise ve manastırlarla alâkadar görünmesi, Hristiyanlık konusundaki bilgisi, onların dillerini çok iyi bilmesi, Hristiyan çevreleriyle münasebetinin derecesini düşündürüyor. Acaba Sarı Saltuk Hristiyanlıktan dönmüş biri, meselâ bir Nestoryen Türk rahibi miydi?6

Konuyla ilgili rivayetlerden birisi de şöyledir: “Yengemin anlattığına göre Balkan Savaşları sırasında Sarı Saltuk, yüz tane düşman askerine karşı on Türk askeriyle mücadele etmiş. Türk askerleri endişelenip ‘Çalkan Karadeniz çalkan. Hadi yetiş Emir Sultan. İslâm dini sıkıldı, imdat bekliyoruz Allah’ım senden‘ diye ağlamaya başlayınca evliyâlarımızın hepsi ayağa kalkmış. İşte o zaman Sarı Saltuk gitmiş ve elindeki kırık bir yabayla Yahudi askerlerini Türklere doğru aktarmış. Böylece on Müslüman askeri, yüz Yahudi askerine karşı galip gelmiş” (O.K. Tavukçu).8

Anadolu’daki birçok dervişler gibi aslen Buharalı olan Sarı Saltık’ın hakikî adı Franz Babinger’e ve menkıbelere göre “Mehmed (Muhammed)” olmalıdır(Bkz. F. BABINGER – Sarı Saltık Dede, İslâm Ans.).Evliyâ Çelebi’nin Batı Türkleri arasında tesbit ettiği meşhur “Sarı Saltık Menkîbesi” şöyledir: “AhmedYesevî, Hacı Bektaş’tan sonra Sarı Saltık lâkabı ile tanınan Muhammed Buharî’yi Horasan erlerinden yedi yüz kişi ile ona imdada gönderiyor ve meşhur tahta kılıcını Sarı Saltık’ın beline kuşatarak şu nasihatı veriyor: “Saltık Muhammed’im!.Bektaş’ım seni Rûm’a göndersin. Leh diyârında delâlet – âyin olan Sarı Saltık suretine girip, ol mel’unu bir tahta kılıçla katleyle! Makedonya, Dobruca’da, Yedi Krallık yerde nâm ve şân sahibi ol!”.9

İşte, bu Rûm’a gönderilen ya da Hristiyan coğrafyasındaki Türkler arasında yetişip büyüyen Sarı Saltık diye ünlenen Aziz Nikola’nın inşâ ettiği Ünye’deki Ayanikola Kilisesirestorasyon projesi ile ilgili olarak Ordu Büyükşehir eski Belediye Başkanı Enver YILMAZ 2017 yılında; “Aynikola Adası, öncelikle zengin ve tarihsel geçmişi anlatılması ve aktarılması gereken önemli bir tarihî merkezimiz olup, Ünye’mizin tarihsel simgesi olabilecek bir arkeolojik alan örneğine dönüştürülebilme potansiyeline sahip. Henüz herhangi bir düzenleme olmadığı hâlde yoğun ilgi gören bir rekreasyon alanı olması nedeniyle adamızı, 2018 yılı içinde gerekli düzenlemeleri yaparak ilimizin kültür ve turizm değerleri arasına dâhil etmek istiyoruz” şeklinde konuşmuştu.5

Tarihî kayıtlara göre adanın civarında Rum köylerinin olduğu, buranın küçük bir balıkçı köyü olan “Calamarka” olarak adlandırıldığı ve bu bölgede yaşayan balıkçıların ava çıkmadan önce avlarının bereketli geçmesi ve sağ salim dönebilmeleri için burada dua ettiği biliniyor. Koruma alanı olarak tanımlanan adanın genelinde, insan eliyle parça parça şekillenmiş kayalıklar, yığma moloz taş ve tuğla içeren kalıntılar bulunuyor. Kilisenin kısmen ayakta olduğu dönemi gösteren ve eski tarihli ulaşılabilen Ünyeli Ressam Gülay BİRBEN arşivinde tek bir fotoğrafı bulunuyor. Tarihsel kaynak araştırmalarından elde edilen veriler doğrultusunda, Bizans Dönemi’ne ait olduğu düşünülen kilisenin 20. yy başlarına kadar, denizciler için halen önemli bir kült merkezi olarak kullanılmaya devam ettiği de biliniyor. Kilisenin oldukça mütevazı boyutlarına rağmen, ana kara tarafındaki yapı kalıntılarından dolayı önemli bir HacMerkezi olduğu belirtiliyor. Tarihî fotoğraflarda da kilisenin üzerinde konumlandığı adayı kıyıya bağlayan köprü duvar, günümüzde kısmen mevcut bulunuyor. Diğer kısmıyla ilgili ise özellikle denizin çekildiği dönemlerde konumunu ele veren taş kalıntıları görünüyor. Köprünün kıyıya bağlandığı noktada, kayaya şekil verilerek oluşturulmuş basamaklar okunuyor. Kiliseyle bağlantılı bir sarnıç olarak nitelendirilen kalıntılar da tam bu noktada köprü duvar kalıntılarıyla ilişkilendiriliyor.5

Ne yazıktır ki bugünkü nesil Anadolu’nun ve Rumeli’nin Türkleşip, İslâmlaşmasını sağlayan Sarı Saltık gibi pek çok alp-ereni, gönül ehlini tanımamaktadır. Onların efsanevî yaşayışlarını öğrenip kendi hayatımızda uygulamaya çalışmak, içerisine düşürüldüğümüz kimliksizleştirilmişlikten kurtulmanın yegâne çaresidir.

Sözlü kaynaklar tarafından âdeta yeniden yaşanarak anlatılan ve gerçekten Sarı Saltuk tarafından yapıldığına inanılarak aktarılanları, (Aynikola örneğinde olduğu gibi)geleneksel toplumların, yaşadıkları mekânı kutsallaştırma ve anlamlı kılma çabalarının bir göstergesi olarak da değerlendirmek mümkündür.8Kanaatimce henüz İslâmiyet’i kabul etmemiş Hristiyan Türkler arasında doğan Sarı Saltık bilâhare keşişlik mertebesine dek yükselmiş ve İslâm’la müşerref olduktan sonra da veliler ordusunda lâyık olduğu mertebeye ulaşmıştır.

M.S. III. yüzyıldan XIII. yüzyıla dek menkıbevi ve alperen kişiliğiyle Yûnus Emre gibi gönülleri fetheden bu uhrevî şahsiyetle ilgili makalemizi, millî şâirimizYahya Kemal BEYATLI’nın şu beyitiyle noktalayalım: “Geldik bir zaman Sarı Saltuk’la Asya’dan / Bir birDiyâr-ı Rûm’a dağıldık Sakarya’dan.

KAYNAKÇA:

5YILMAZ, Enver – Tarihî Aynikola Adası Turizme Kazandırılacak, İHA, Milliyet Gazetesi, 22 Aralık 2017,

http://www.milliyet.com.tr/tarihi-ayanikola-adasi-turizme-kazandirilacak-ordu-yerelhaber-2484313/

6OCAK, Dr. Ahmet Yaşar – Sarı Saltuk ve Saltuknâme, TKAE Türk Kültürü Aylık Dergi, Sayı: 197, Yıl: XVII, Mart 1979, sh. 266 – 275.

8KUTSAL Kitap – Noel Baba Kimdir? 26 Kasım 2018, https://www.kutsalkitap.org/noel-baba-kimdir

9YILDIZ, Feridun – Sarı Saltık Dede, TKAE Türk Kültürü Aylık Dergi, Sayı: 209 – 210, Yıl: XVIII, Mart – Nisan 1980, sh. 140 – 146.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Demir Ülkesi Ünye’nin Manyetik Kumu

22 Mart 2019 okunma
Bazı tarihî haritalarda Ünye’nin olduğu yerde UNICH IRON SMELTED(Ünye Demir Cevheri ya da izabe demir)(George F. Cram, 1898)1yazılı olduğunu görmüşsünüzdür. Gümüşün Yurdu Alybē’nin de Ünye olduğunu belgelere dayalı olarak “Homeros’un Alybē’si... Devamını Oku

Gaytansız Dünya’nın Tentürükleri

15 Mart 2019 okunma
Etimolojisini açığa çıkaramadığım nâdir kelimelerden birisi de Ünye Ağzı’ndaTOPAÇ’ın eşanlamlısı olarak sıkça kullanılan yöremize has TENDÜRÜK ve TENTÜRÜK kelimeleridir. Ünye’mizin köşe yazarlarından Sayın Abdullah US Abimizi Ankara’daki... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – IV

7 Mart 2019 okunma
Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara... Devamını Oku

Ünye Kökenli Bir Siyasî Osman Rafet Aksoy

1 Mart 2019 okunma
1895’te(R. 1311) Yozgat’ın Çatak Mahallesi’nde doğdu. Babası Ünyelioğlu Tevfik Efendi, annesi İsmet Hanım’dır.1Mebusumuzun adı nüfus kaydında “Osman Rafet AKSOY”, Meclis kayıtlarında “Refet AKSOY” olarak geçmektedir. Rahmetli Kâmil HALICI... Devamını Oku

Turizm Güzergâhında Hedef İstasyonlar

22 Şubat 2019 okunma
Bu güzergâha giden istasyona Bolu’da ilk ayak bastığım tarih 10 Mayıs 1991 Cuma. O hayrlı günden bugüne 10.141 gün(27 yıl, 9 ay, 3 gün) geçmiş..emek verilen, ciddî fedakârlıklara imza atılan, maddî harcama ve sabır gerektiren, mânen gönül verdiğimiz... Devamını Oku

Bizim Hanım Kilisesi

15 Şubat 2019 okunma
Post – Bizans Dönemi’ne ait Pontosâbidelerini araştıran Anthony BRYER ve arkadaşları “The Post-ByzantineMonuments of Pontos”1 adlı 310 sayfalık bir eser yayımlamışlardı. “Post – Bizans Dönemi’nde Ünye” adlı iki bölümlük makalemizdebu dönem... Devamını Oku

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhı – III

8 Şubat 2019 okunma
Arkadaşlar; bir kaymakam, bir mal müdürü o muhite ancak birkaç sene evvel gelmiş olabilir. O muhitte davul, zurna çalanın bunu bir kazanç maksadiyle yapıp yapmadığını bilmezler, o muhitte yaşıyan insanlar elbetteki vaziyeti onlardan çok daha iyi bilirler.... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – III

1 Şubat 2019 okunma
Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Çete Reisleri – V

25 Ocak 2019 okunma
Âyânların devlet otoritesine gölge düşüren bir zümre olmasından dolayı her ne kadar devlet, onların mahallî otoritelerinden idarî, malî ve askerî hususlarda faydalansa da öldüklerinde âyânlıklarını suç sayarak, muhallefatlarına el koymak suretiyle... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – III

17 Ocak 2019 okunma
Asıl konumuza vesile olan belgemizde ise Canikli Hacı Ali Paşa’nın akrabalarına nafaka bağlanması söz konusudur. Belgenin konu özetinde merhum biraderi Süleyman Paşa ve biraderzâdesi Mehmet Paşa’nın eşine ve cariyelerine nafaka bağlandığından bahsediliyor... Devamını Oku