son haberler

SERGÜZEŞT-NÂME-İ ÜNYE

Yayınlanma Tarihi: 9 Ağustos 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Ser-Güzeşt-Nâme-i Fakîr be-Azimet-i Tokat: Divan Şâiri (Bursalı) İsmâil BELÎĞ’in (d. 1079 / 1668 – ö. 22 Ramazan 1142 / 10 Nisan 1729) gençlik yıllarında kaleme aldığı bu eserinde Tokat Mahkemesi Nâibliği görevine tâyin edilmesi üzerine, Bursa’dan yola çıkarak İstanbul üzerinden Ünye’ye, oradan da Tokat’a yapmış olduğu çok zahmetli deniz ve kara yolculuklarını, vazifeye tâyin ve Tokat’ta iken çektiği memuriyet çilesini ve azledilişini, kifayetsiz maaş işini, çevresinde geçim sıkıntısı içinde bulunanları, câzip mevki edinme arzusunu, dünya nimetlerinin geçiciliğini, helâl kazançla geçinmenin esas yol olduğunu realist bir şekilde anlattığı 149 beyitlik mesnevisidir. H. 1114 / M. 1702 yılında kaleme alınan eserin bilinen tek nüshası (Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 665) önce S. Nüzhet ERGUN tarafından kısmen (1945), daha sonra da Prof. Dr. Abdulkerim ABDULKADİROĞLU tarafından bütünüyle 1985’te neşredilmiştir.1-2

Sergüzeşt-nâme; kişilerin, başlarından geçen olayları ve bu olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerini doğrudan ya da kurmaca unsurlarla zenginleştirerek kendi ağızlarından anlattıkları eserlerin ortak adıdır.4

Bursalı İsmâil BELÎĞ, kendi adıyla da anılan şâirler tezkiresi ve vefeyâtnâme türündeki eseriyle tanınan şâir ve tezkire yazarıdır.2 Yazdığı, yüz kırk dokuz beyitlik ‘Ser-Güzeşt-Nâme-i Fakir Be Azîmet-i Tokat’ adlı eserde taşradaki memurların sefil halleri bütün çıplaklığıyla tasvir edilir. Sergüzeştnâme’de nakledilen bilgilere göre şâir, Bursa’da kendi halinde yaşarken kendisine Tokat’ta bir memuriyet görevine atandığına dair bir mektup gelir. Şâir memuriyet görevini iyi bir gelecek umuduyla yolculuk meşakkatini de göze alarak kabul eder. Uzun, maceralı ve sıkıntılı bir yolculuktan sonra geldiği Tokat’ta şehrin ileri gelenleri tarafından hürmetle karşılanır. Burada kadı vekilliği (naiblik) görevine atanır. Şâirin atandığı mahkemenin çalışanlarının halleri içler acısıdır. Memurlar ekmek parçasına muhtaç köpekler gibidirler. Hattâ bunlar köpek hastalığına yakalanmıştır. Şâirin geliri de sayıları on, on iki kadar olan kâtiplerin bu dar gelirlerinden çok farklı değildir.3

Şâir buradaki kazancının yalnızca bakır dükkânındaki ateşin kıvılcımları kadar olacağını düşünür: Eylesen on on iki denlü var / Kâtib-i mahkeme-i şehri şumâr / Her biri seg-i nân-pâre taleb / Mübtelâ-yı maraz-ı cû’ul-kelb / Şerer-i âteş-i dükkân-ı nuhâs / İntifâ’um ne kadar eyle kıyâs4

XVIII. asır şâir ve nâsirlerinden İsmâil BELÎĞ, hikâyesinin sonunda naiplik görevinden bazı kötü kişilerin etkisiyle azledildiğini anlatır. Tokat’a zorla götürülür. Şehre vardığında kendisini buraya ilk geldiğinde hürmetle karşılayanlardan her türlü hakareti işitir. Bütün mal varlığı elinden alınarak fakir ve çaresiz bırakılır. Eserden 17. asır Osmanlısında memurların görevlerinden azledilmelerinin ne denli kolay olduğu, keyfiliğin hiç de az olmadığı anlaşılmaktadır. Şâir eserinin sonunda icra ettiği kadılık mesleğinin‚ iki dünya belâsı olduğunu, bu borcun mahşer gününde ödenmeyeceğini söyler.4

Sergüzeşt-nâme, hem güzergâh olarak Ünye sahilleri ve denizinin karakterini de yansıttığı hem de Kadılar Şehri Ünye’deki kadı ve nâiblerin Osmanlı coğrafyasında çektikleri sıkıntıları ortaya koyması bakımından kayda değerdir.

149 beyitlik Sergüzeşt-nâme’nin Üçüncü Bölüm’ü 18 beyittir. Belîğ bu bölümde, ferdâsı günü uygun bir rüzgâr ile “zincirini kırmış bir arslan” veya “yaydan fırlamış ok” gibi deryanın geçildiğini, Ünye’ye yaklaşmak için gemicinin tedbir almasına rağmen fırtına yüzünden Ünye’yi geçip Vona (Perşembe) Limanı’na çıktıklarını, buradan bir kayığa binerek tam üç gün sahili dolaştıktan sonra bir seher vakti Ünye’ye girişlerini, bir buçuk ay süren yolculuk telâşının ardından bir seher vakti Tokat şehrinin görüldüğünü; elemli yolculuk mükâfatının içi gamla dolu bir gümüş keseye benzediğini söylemektedir (Beyit no. 90 – 107).2

İçerisinde ÜNYE bahsinin de yer aldığı, 90 – 107. beyitler arasını ihtiva eden RÛZ-I FERDÂ SÜVÂR-KEŞTÎ-İ …… adlı üçüncü bölümünü aynen sizlerle paylaşıyorum.2 Belîğ, Mudanya üzerinden başlayan son derece tehlikeli deniz yolculuğunu dile getirdikten sonra (Beyit no. 28 – 94), geminin Ünye İskelesi‘ne çıkmağa karar verişini, fakat tekrar dalgaların galip gelmesiyle Vona (Perşembe) Limanı’na çıkan yolcuların – Belîğ de dahil – bir kayıkla sahili dolaşarak üç günde Ünye‘ye gelişlerini; Bursa’dan Tokat’a bir buçuk ay süren yolculuklarının maceralı son kısımlarını şöylece dile getirmektedir: (Beyit no. 90 – 107)5

  1. Hakka tefviz-i umûr itdi zuhur / Yine keştiye oturdu cumhur / 91. Her kişi dâ’ıyesin cezm itdi / Reh-i maksudumuz ‘azm itdi / 92. Verdi bir bâd-ı müsâ’id Mevlâ / Rüzgârıyle geçildi deryâ / 93. Sanki zencîrini kırmış bir şîr / Kavsden belki boşanmış bir tîr / 94. İki üç günde göründü sâhil / Her kişi matlaba oldu nâ’il / 95. Bu fakîr ile meğer keştîbân / Ünye’ye çıkmağa itdi peymân / 96. Bana ol semt idi zîrâ ki necât / Niyetim çünki benim ‘azm-i Tokat / 97. Geldi erişdi yine gör ki kazâ / Mevc-hîz oldu ziyâde deryâ / 98. Ünye’yi itdi gemi gice ‘ubûr / Vona Limanı’na çıkdık bâ-zûr / 99. Ünye’ye çıkmaduğın keştîbân / ‘Arbede eyler idi hem-râhân / 100. Ondan almazdı misâl-i gerdûn / Vona’ya oldu sefine bîrûn / 101. Bindi bir zevraka birkaç hem-râh / ‘Azm-i râh eyledi h’âh u h’âh / 102. Tolaşıp, sâhili üç gün kâmil / Ünye’ye it(d)i seherden dâhil / 103. Beş konak dahi gidildi birden / Hele kurtuldun o derd-i serden / 104. Bir buçuk ayda bu veçhile tamâm / Buldu hengâm-ı sefer çün encâm / 105. Bir düşenbe gün idi rûz-ı necât / Rû-nümâ oldu seher şehr-i Tokat / 106. Meger ol sâ’atimiş vakt-i zuhâl / Eksik olmadı sere ye’s ü cedel / 107. Çekdiğim yolda mükâfat-ı elem / Geldi bir kîse bana fıdda-i gam.6

Sergüzeşt-nâme’nin muhtevasını ana hatlarıyla hülâsa ederek makalemizi nihayete erdirelim. Münâcât Kısmı (I): Şâir 9 beyitten ibaret münâcâtında acı hâtıraları içine alan kısa süreli mahkeme nâibliğini, geçici dünya nimetlerini, dünyaya bel bağlanmamasını, Allah’ın insana zorlukları imtihan için verdiğini ayrıca kolaylıkları da yaratmış olduğunu söylemektedir (Beyit no. 1 – 9).

Na’t Kısmı (II): Na’t 8 beyitten ibarettir. Hz. Muhammed’e salât ü selâmdan sonra O’nun, Arasat Meydanı’nın hâkimi olup yolunda gidenlerin şefâatine nâil olacaklarını, Mahşer Günü’nde ümmetinin ancak bu şefâatle kurtulabileceklerini anlatmaktadır (Beyit no. 10 – 17).

Söze Başlama Kısmı (III): Bu kısım 3 bölümdür. Birinci Bölüm 32 beyit, İkinci Bölüm 41 beyit, Ünye’nin de bahsedildiği Üçüncü Bölüm 18 beyittir (Beyit no. 90 – 107).

Vazifeye Başlaması ve Azli Kısmı (IV): Bu kısım 35 beyittir. Şâir, burada yeisle ümid arasında yaşamaktan ortaya çıkan berbat durumunu, vazifeye tâyinden dolayı kayda değer bir menfaatı olmadıysa da Allah’ın hıfzı ile daha da beterinden korunduğu için O’na hamd edişini hikâye etmektedir (Beyit no. 108 – 142).

Son Söz Kısmı (V): Bu kısım 7 beyittir. Belîğ, Sergüzeşt-nâme’sinin hâtimesinde kadı olan kişinin çilesine işaretle nefsine hitabederek teselli bulmağa çalışır (Beyit no. 143 – 149).6

 

KAYNAKÇA :

1 EKİNCİ, Arş. Gör. Ramazan – Belîğ, İsmâil (Bursalı) Divan Şâiri, 01.06.2014. http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=2851

2 ABDULKADİROĞLU, Yrd. Doç. Dr. Abdulkerim – Ser-Güzeşt-Nâme-i Fakîr be-Azîmet-i Tokat, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun Hatırasına Armağan’dan Ayrı Basım, Türk Kültürü Araştırmaları, Yıl: XXIII / 1-2, Ankara Ünv. Basımevi, 1985, s. 75-91. http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c05/c050321.pdf

3 ÖZTÜRK, Dr. Murat – Divan Edebiyatı Aynasında Memurlar, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi (TAED) 43, Erzurum, 2010, sh. 211 – 230. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/33524

4 GÖKALP, Haluk – Eski Türk Edebiyatında Manzum Sergüzeştnameler, Kitabevi Yay., İstanbul, 2009, 403 sh.

5 ABDULKADİROĞLU, Yrd. Doç. Dr. Abdulkerim – Kültürümüzden Esintiler, Akademi Kitabevi, 1997, 679 sayfa. // Türk Tarihinde ve Türk Kültüründe Tokat Sempozyumu, 2-6 Temmuz 1986, Süleyman Hayri Bolay, Tokat Valiliği Şeyhülislâm İbn Kemâl Araştırma Merkezi, 1987, 687 sayfa.

6 ABDULKADİROĞLU, Yrd. Doç. Dr. Abdulkerim – Ser-Güzeşt-Nâme-i Fakîr be-Azimet-i Tokat, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun Hatırasına Armağan’dan Ayrı Basım, Türk Kültürü Araştırmaları, Ankara Ünv. Basımevi, 1985, s. 75-91.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

ÇALBİYALILARIN KOMŞUSU TİBARENLER – II

16 Ağustos 2019 okunma
M.Ö. VIII. yüzyıl sonlarına kadar Mosklar ve Tibarenler (Gürcüce: ტიბერია, Tiberia. Yunanca: Τιβαρηνοί, Tibarenoi; Tubal, Josephus’un deyişiyle Thobeles) Büyük Kapadokya’nın güneydoğu bölgesinin hâkim unsurunu teşkil... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – VI

2 Ağustos 2019 okunma
Trabzon vilâyetinin, malî yönden komşu vilâyetlerdeki malî birikimlerle bağlantısı vardı. Bu bağlantının XVIII. yüzyılda yaygın bir şekilde uygulandığı görülen mukataa işletmesiyle ilgili olduğu görülüyor. Anadolu vilâyeti Kastamonu sancağındaki... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – IV

26 Temmuz 2019 okunma
Babamın yaptığı, abimin bir kayığı vardı. Aydın’la Sait TABAK yanında.. hep denizdeler. Kadir Abilerini çok severlerdi. Nursen, Gülhis çeşmeye su almaya gelir, bizim evin önündeki taşa oturur, sohbet ve muhabbet başlardı. Evden çağırmaya gelirlerdi.... Devamını Oku

Çepniler ve Ünye – I

19 Temmuz 2019 okunma
Anadolu’nun Türkleşmesinde 24 Oğuz Boyu’na bağlı Türkmenlerin çok büyük rolü olmuş olup Karadeniz Bölgesi’ne yerleştirilen Oğuz Boylarına bağlı Türkmenler, gerek fetihler ve gerekse uygulanan iskân politikasıyla bölgenin Türkleşmesini... Devamını Oku

Ünye Doğumlu Kaymakamlar ve Mülkiyeliler – II

12 Temmuz 2019 okunma
ARİF BİLGİN; Mezuniyet Sırası 2170, Okul Nu. 5868 Saîd Bilgin ile Fatma Hanım’ın oğludur. 1917 (1333 R.)’de Ünye’de doğdu. 1935’de İstanbul Özel Işık Lisesi’ni bitirdi. S.B.O.’dan me’zuniyetini müteâkıb, 01 Ekim... Devamını Oku

ORDU İLİ DOĞA TURİZMİ MASTER PLÂNI’NDA ÜNYE (2013 – 2023) – II

6 Temmuz 2019 okunma
Bir önceki makalemize ilâveten şu sorular da Master Plân’ın sürdürülebilir doğa turizmi kavramına anlam kazandıracaktır. ORDU İLİ SÜRDÜRÜLEBİLİR DOĞA TURİZMİ STRATEJİLERİ içerisinde yer alan Gelişme Stratejilerinde korunan alanların uzun devreli... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – III

28 Haziran 2019 okunma
Yalımızın iki tarafı yüksek olmayan çok güzel kayalık; Feneraltı kayalıklarındaki gibi yarısı deniz suyu içinde bulunan yosunlar, minik baloncuklar gibi suyun yüzünde parlardı. Yalı, törpülenmiş gibi kiremit parçası ve taşlarla doluydu. Bunlar çömlek... Devamını Oku

ÇALBİYALILARIN KOMŞUSU TİBARENLER – I

24 Haziran 2019 okunma
Hellenler, Milât’tan 11 – 12 asır kadar önce pazar yerleri kuran kolonist Fenikelilerden sonra ticarî amaçlarla Karadeniz’e gelerek yeniden koloniler kurduktan sonra, yöre halklarının yazılı belgeleri olmamasından istifadeyle bölge halklarını yok farz ederek... Devamını Oku

Karadeniz İskitleri ve Ünye – II

14 Haziran 2019 okunma
İskitlerde küpeler de yaygın olarak kullanılırdı. Erkekler sadece bir tane takardı. Kadınların ise birkaç çift küpeyle birlikte gömüldüğü kanıtlanmıştır.Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Antik Baş Takıları Seksiyonu’nda(Kat. No.: 39) sergilenen... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – II

12 Haziran 2019 okunma
Merkeziyetçi idare anlayışı, ülke genelinde eski Eyâlet Sistemi’nden Vilâyet Sistemi’ne geçişin de başlangıcını oluşturdu. 1836’dan sonra daha da hızlanan bu dönüşüm Tanzimat Dönemi’nde “eyâletten vilâyete” bir sistem değişikliği... Devamını Oku