son haberler

Sözde Pontus Soykırımı (!)

Yayınlanma Tarihi: 29 Kasım 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Pontus’, ‘Küçük Asya’ ve ‘Trakya’ olmak üzere bu üç coğrafî bölgede Yunanlıların “zorunlu olarak köklerinden söküldükleri, yurtlarından koparıldıkları”, “kaybedilen ancak unutulmayan vatanları”, “Büyük İdealleri (Megali İdeaları)” olarak andıkları bu toprakları hiç ‘unutamadıkları’ ve bir gün yine bu söz konusu edilen ‘zengin vatanlarına’ nasıl sahip olabilecekleri, dönebilecekleri arzu, düşünce ve hayâllerini, şuurlarını nesilden nesile aşılamaya çalışmaları, bu konuda Yunanistan’da ve Yunanistan dışında kurulmuş bulunan çok sayıda Yunan sivil toplum örgütlerinin / derneklerinin bu yönde çalışmaları ve özellikle 1923 Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra bile Ortodoks Yunanlıların – ki bunların çoğu yine Yunanlılarca “Türkçe konuşan Yunanlılar” olarak tâbir edilen Ortodoks Hıristiyan Türklerden olması – Türkiye toprakları için ‘kaybedilen vatanları’ için ‘çırpınmaları’, yeniden bu topraklara sahip olabilmeyi, bu ‘vatanlarına’ dönebilmeyi hayâl etmeleri, düşünmeleri dikkat çekicidir.1

Soy ve mezhep ayrımı yapılmaksızın 250.000 Hıristiyan nüfusa karşı, 2.350.000 Müslüman Türk nüfusun yaşadığı “Pontus” diye adlandırılmış bulunan Trabzon – Sinop sahili ile İç Karadeniz’i kapsayan bölgede Pontusçu faaliyetlerin amacının, dağılmakta olan Türk toprakları üzerinde bazı siyasî emelleri gerçekleştirmek olduğu,1 objektif tarih bilinci olanların bizatihi malûmudur.

Bu amaca müteallik olarak “Pontos Rumları olarak biz kendimiz, kendimizi anlatacağız” diyen firarî Tamer ÇİLİNGİR hakkında Mavri THALASSA şunları yazmakta: “Tamer Çilingir Pontoslu aydın bir Rum’dur. Pontos’un aydınlık yüzüdür. Hedef haline getirilmesinin sebebi de Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle kuruluşunun meşru olmadığının ve Kurtuluş Savaşı adı verilen savaşın yalan olduğunu belgelemesidir.2

2016 yılında yayımlanan “Pontos Gerçeği / 1914 – 1923 Yılları Arasında Karadeniz’de Yaşananlar” adlı kitabın yazarı olan ve Yunan İstihbaratı adına çalışan ve DHKP-C’nin güdümünde olan Devrimci Karadeniz ve Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı söylemleri ile bilinen3 Tamer ÇİLİNGİR, ana dili Romeyika / Pontiaka / Pontos Rumcası – Helencesi olan 1965, Trabzon Maçka ilçesi Livera (Yazlık) köyü doğumlu, bir araştırmacı (!) – yazar.

ÇİLİNGİR’e göre Sözde Pontos Rum Soykırımı (!); 1894 yılında Abdülhamit’in Ermenilere yönelik katliamlarıyla başlayıp, 1915’te İttihat ve Terakki yönetimi tarafından 1,5 milyon Ermeni ve 300 bine yakın Süryani’nin hayatına mal olan Büyük Hıristiyan Soykırımı’nın son etabıdır. 1914 – 1921 yılları arasında Amasya, Samsun, Giresun’da 134.078, Niksar’da 27.216, Trabzon’da 38.434, Tokat’ta 64.582, Maçka’da 17.479, Şebinkarahisar’da 21.448 olmak üzere 1921 – 23 yılları arasında ve Mübadele yollarında hayatını kaybeden 50 bin insanla birlikte toplam 353 bin Pontoslu Rum soykırımına uğratılmıştır.4

Gene ÇİLİNGİR’e göre Pontos katliamı bizzat Mustafa Kemal’in talimatıyla yapıldı. Topal Osman, İpsiz Recep gibi yerel çeteciler Mustafa Kemal tarafından görevlendirilerek, Pontos Rumlarını tek bir köy kalmayacak biçimde toptan imhaya girişti; Yunanistan’ın da desteğiyle katliam örtbas edildi. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile başlayıp, 1924 yılına kadar yapılan katliam sonucu 353 bin Pontos Rumu öldürüldü; 1 milyon 250 bin kişi de mübadele edildi. Geride ise milyonlarca kimliksiz insan bırakıldı.4

Yunanistan parlamentosu 1994 yılında, konusu “19 Mayıs: Pontus Helenizmi’nin Soykırımını Anma Günü” olan bir yasayı kabul ve ilân ederek yürürlüğe koydu (08 Mart 1994 tarihli Yunanistan Cumhuriyeti Resmî [Hükûmet] Gazetesi). Böylece 1990’lar öncesinde sadece “Pontusçu” Rum – Yunan sivil toplum kuruluşlarının bazı folklorik etkinlikleriyle sınırlı kalan bu konu, 1994’ten itibaren Yunan devletinin “resmî” gündemine alınmış oluyordu. Bu yasayla birlikte “Pontusçu hareketler” daha önceki dönemlere nazaran daha fazla hız kazandı ve işin rengi de böylece değişti. Yunanistan, artık bölgede yayılmacı bir siyaset ve siyasî bir strateji izlemektedir ve devletlerarası barışı da tehdit etmektedir.5

1800’lerin ortaları ile 1900’lerin başlarında özellikle ABD’li misyonerlerin Anadolu’daki girişimleriyle filizlenen “Pontusçuluk” hareketleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan Trabzon ve çevresinde yoğunlaşmıştı. “Pontusçu” çeteler Dünya Savaşı’nı takip eden Mütareke yılları boyunca da hem Yunan ve İngiliz kuvvetlerinden hem de İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’nden destek alarak, o karmaşık siyasal ortamı fırsat bilip bölgede bir “Pontus Devleti” kurma hayâl ve hevesine kapılarak, Karadeniz’de öteden beri yoğunlukta ve çoğunlukta olan yerli Müslüman Türk halkının etnik–demografik varlığını, şiddet yoluyla etnik temizlik ve nüfus eritme yani ‘ethnocide’ ve ‘democide’ uygulamalarıyla kırmaya başlamışlardı. İşte, bu gelişmeler, bölge Rumlarının baskın, talan, yol kesme, hırsızlık, tecavüz, cinayet, toplu katliam, kundakçılık gibi çeşitli şiddet eylemleri yüzünden gerçek ve ciddî bir “mesele” hâlini almışken, bu “meseleTürk Kurtuluş Savaşı sonucunda ve Lozan Barışı çerçevesinde tam anlamıyla ‘tarihe karışmıştır’.5

Yunanistan’ın ve diğer Türkiye karşıtı oluşumların giderek artan dozda, Türkiye’nin egemenlik haklarına, uluslararası hukuktan kaynak alan bağımsız ve egemen varlığına, toprak ve nüfus bütünlüğüne ve her seviyedeki millî haklarına karşı ileri sürdükleri temelsiz “soykırım iddiaları”, “iddia” olmaktan çıkarak artık bir “tehdit” niteliği kazanmaktadır.5

Soykırım suçu hakkında önemle söylenmesi gereken en önemli özellik, bunun ancak özel kastla – yani bir eylemin ve neticelerinin bilerek ve isteyerek – işlenen bir fiil olmasıdır. Başka bir deyişle maddî unsur olarak belirtilmiş beş davranış türünün, “…ulusal, etnik, ırkî veya dinî bir grubu, kısmen veya tamamen yok etmek” kastıyla işlenmiş olması aranmaktadır. Ermeni soykırımı iddiaları ile Yunanlıların “Pontus, Küçük Asya ve Trakya soykırım” iddialarının 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi ve bugünkü anlamıyla soykırım suçunun unsurları bakımından asılsız olduğu anlaşılmaktadır.1

Justin McCarthy, 1912-22 arası dönemde Pontus bölgesinde 65 bin Rum’un eksildiğini, bu rakama savaş zamanı yaşanan çatışma, salgın hastalık ve çetelerin kurbanı olanların yanı sıra doğal ölümler ve Gürcistan ve Rusya’ya kaçanların da dâhil olduğunu kaydetmektedir. Osmanlı kayıtlarına dayanan McCarthy, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Mütareke zamanında 260 bin 313 Rum’un yaşadığını ve mübadele ile bölgeden Yunanistan’a giden Rumların sayısını 182.192 kişi olarak bildirmekte, Yerasimos ise Trabzon, Sivas ve Kastamonu vilâyetlerinde 450 bin Rum’un yaşayıp bunların 86 bin kadarının I. Dünya Savaşı sırasında Rusya’ya kaçtığını, 322 bin 500 kişinin ise mübadele ile Yunanistan’a geldiğini bildirmektedir. Her iki araştırmacının verdiği rakamlara göre 350 bin Rum’un katledilmesi teknik olarak mümkün görünmemektedir.6

Rumlar, “Misak-ı Millî” sınırları içinde tespit edilen 1.167.976 Rum nüfusun (Tevfik Çavdar, Millî Mücadele Başlarken Sayılarla “…Vaziyet ve Manzara-i Umumîye”, İstanbul 1971, s: 16) neredeyse tamamını Pontus iddiasına mesned olarak Karadeniz sahillerinde göstermektedirler.7

Patrikhane istatistikleri” diye anılarak, araştırmalarda kullanılan istatistiklerin bir nüfus sayımına dayanıyormuş görünüşü de bir “hayâl gücü ürünü” idi ve “Patrikhane istatistikleri”, hiçbir bakımdan Yunanlı / Rumlar tarafından yapılmış bir sayımın ürünü değildi (J. McCarthy, Müslümanlar ve Azınlıklar, s: 96).7

Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Pontus bölgesinde son güncelleştirilmiş hali ile Osmanlı nüfus sayımına göre yaklaşık 250.000 Rum nüfusun yer aldığı, gerek Yunanistan Devleti gerek 1923 Lozan Antlaşması öncesi “Ekümenik Patrikhane” ismini kullanan yapı ve gerekse diğer politikacılar tarafından yok sayılmakta, görmezden gelinmektedir.8

Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi“nin 6. maddesine göre soykırım suçunun cezalandırılması ancak yetkili mahkeme kararıyla olur. Bugüne kadar Pontus Rumlarının tehciriyle ilgili herhangi yetkili bir mahkeme kararı olmadığı gibi Pontus Rumlarının tehcirinin, ırksal nefret saikli yok etme kastı çerçevesinde değil Osmanlı İmparatorluğu ve Büyük Millet Meclisi hükûmetinin güvenlik kaygılarıyla gerçekleştirildiği söylenebilir. Bugüne kadar hiçbir yetkili mahkeme Pontus Rumlarının tehcirini soykırım olarak nitelendirmemiştir. 1948 Sözleşmesi’ne göre, yaşananlar soykırım olarak nitelendirilemez. Irksal bir nefrete dayalı, bölge halkını tamamen ortadan kaldırmaya, yok etmeye yönelik bir tavır da yok. Burada bir isyan ve bunun bastırılması süreci var.9

Akıllı bir insan, “her duyduğuna ve siyasî amaçlar için bilinçli olarak üretilmiş yalanlara inanma” yanlışına düşmemelidir. Şu anki Yunan / Rum iddiaları gerçeklere, uluslararası yasa veya anlaşmalara dayanmamaktadır; soykırım söylemlerinin mesnetleri asılsız iftiralardan ibarettir.

KAYNAKÇA :

1 CİN, Yrd. Doç. Dr. Turgay – Yunanistan’ın “Pontus Soykırımı” İddiaları ve Türkiye, 10 – 15 Eylül 2007, Ankara, 38. ICANAS (Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları) Kong., 11.09.2007 tebliği, ss. 27 – 89.

2 THALASSA, Mavri – Soykırımcıların Yeni Hedefi: Tamer ÇİLİNGİR, HyeTert, 24 Haziran 2019. https://hyetert.org/2019/06/24/soykirimcilarin-yeni-hedefi-tamer-cilingir/

3 AKASYAM Özel Haber – Yunan Ajanı Pavlidis, Pontos Rum Soykırımı Paneline Katılmış, 05.10.2018. http://www.akasyam.com/yunan-ajani-pavlidis-pontos-rum-soykirimi-paneline-katilmis-163260/

4 VARJABEDYAN, Rupen – Resmî Tarihin Unutturulan Sayfası: Pontos Rum Soykırımı, 10.12.2016, AGOS Gazetesi. http://www.agos.com.tr/tr/yazi/17222/resmi-tarihin-unutturulan-sayfasi-pontos-rum-soykirimi

5 HATİPOĞLU, M. Murat – Yunanistan’ın “Pontus Soykırımı” İddiaları Üzerine Düşünceler, Türk Yurdu Dergisi, Nisan 2008, Yıl: 97, Sayı: 248. https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=3241

6 ÖZTÜRK, Özhan – Pontus / Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasî Tarihi, Genş. 3. Baskı, Nika Yayınevi – 37, Haziran 2016, 973 sh.

7 YAZICI, Yrd. Doç. Dr. Nuri – Pontusçu Faaliyetler ve Canik’te Nüfus Durumu (Activities for Establishment of Pontus State and Demographic Structure of Canik Sanjak), Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk Dergisi, 2012 1 (1), ss. 259 – 279.

8 GÜZEL, Mehmet Şükrü – 1928 Yunanistan Nüfus Sayımı ve Pontus Araştırmalarının Tümünde Yer Alan Ortak Hata, 03.05.2016. http://www.usgam.com/

9 PALABIYIK, Doç. Dr. Mustafa Serdar – Pontus Rumlarının Yaşadıkları Soykırım Olarak Nitelendirilemez, 30.05.2019. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/doc-dr-palabiyik-pontus-rumlarinin-yasadiklari-soykirim-olarak-nitelendirilemez/1492938

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Doğu Karadeniz Rumları ve Ünye – I

6 Aralık 2019 okunma
Karadeniz sahili coğrafyası üzerine kaleme alınan eserlerdeki Rum, Ermeni ve Türklerin XX. yüzyıl başlarında yaşadıkları felâketler dizisini neden – sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeden, yabancı kaynakları göz ardı ederek ve empati yapmaksızın... Devamını Oku

Tarih Boyunca Ünye’de İdarî Yapı ve Bağlı Yerleşimler – II

22 Kasım 2019 okunma
ÇÖREĞİ: 1642’de Canik sancağı idarî bölümü içerisinde yer alan Çöreği kazâsı hinterlandındaki 9 köy bugün takriben Fatsa, Korgan, Kumru ve Ünye toprakları üzerine dağılmıştır. Kazâ-i Çöreği’nin kapsadığı alan Ünye doğu, Fatsa batıdır.... Devamını Oku

Asurlular Dönemi’nde Karadeniz ve Ünye – I

15 Kasım 2019 okunma
Türkçe yazılı kaynak olarak“Ünye’nin Tarihçesi” başlığına ilk kez 1930 baskılı “Resimli Ünye Rehberi” adlı eserde rastlamıştım. Kitapçıkta «Ünye kral (Sarokin) zamanında Asurîlere intikal etmiş ve kablelmilât (M.Ö.) 722’de (Kapadokya)... Devamını Oku

Ünye Doğumlu Kaymakamlar ve Mülkiyeliler – IV

8 Kasım 2019 okunma
ORHAN TAVLI; 01.01.1965’de Ünye’de doğdu. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. TAVLI sırasıyla; (1988 – 1991) Sivas İli Kaymakam Adaylığı, (1991 – 1993) Giresun – Güce İlçesi... Devamını Oku

Kybele Mi, Artemis Mi, Anaïtis Mi, Ma Mı? – II

1 Kasım 2019 okunma
Küçük Asya’daki (Anadolu) Yunanlılar için önemli bir tanrıça olan Artemis; Leto ve Zeus’un kızı, Apollon’un ikizidir. Vahşi doğa, av, vahşi hayvanlar ve doğurganlık tanrıçasıdır.11 Efes Artemis’i, Kybele gibi Ana Tanrıça’nın özelliklerini... Devamını Oku

Kybele Mi, Artemis Mi, Anaïtis Mi, Ma Mı? – I

25 Ekim 2019 okunma
Ordu merkezde Bayadı Mahallesi sınırları içerisindeki Kurul Kalesi’nde devam eden kazı çalışmalarında 2016 ve 2018 yıllarında arkeoloji dünyası için çok önemli sonuçlara ulaşılmıştı. Kalenin kapısında mermerden bir Kibele heykeli açığa... Devamını Oku

Fetihten Günümüze Ünye Vakıfları – II

18 Ekim 2019 okunma
Burunucu Mahallesi’nde Şatır Osman oğlu Hacı Hasan’ın zevcesi Rukiye Hatun’un berata meşrut vakf eylediği yüz yirmi kuruş. Hacı Hasan’ın diğer zevcesi Fatsalı Fatma Hatun’un mahalle câmisinin beratı için vakf eylediği yüz yirmi kuruş. Diğer zevcesi... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – IV

11 Ekim 2019 okunma
08 Temmuz 1887 (16/L/1304 Hicrî) tarihli bir belge “Eşkıya ile işbirliği yaptığı beyan edilen Ünye Kaymakamı Kâmil Efendi’nin azliyle yerine Eşref Efendi’nin tâyini.” hakkındadır. (Dosya No. 1430, Gömlek No. 51, Fon Kodu: DH.MKT.) 25 Temmuz 1887... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – VII

4 Ekim 2019 okunma
1869, 1870 ve 1871 yılları Salnâme-i Vilâyet-i Trabzon ciltlerinden yararlanarak Fatsa ve Ünye için aşağıda kimi değerlendirmeler yapılmaya çalışılacaktır. Devletin bazı giderlerine karşılık bu iki yerleşim biriminden topladığı vergiler de şu... Devamını Oku

Tarih Boyunca Ünye’de İdarî Yapı ve Bağlı Yerleşimler – I

27 Eylül 2019 okunma
Tanzimatla birlikte II. Mahmut devrinde idarî birimler Eyâlet, Sancak ve Kazâ olarak üç kademeye ayrılmıştı. 1864’te eyâletlerden “ Vilâyet” sistemine geçilmesi kabul edilerek, müteakip yıllarda vilâyetler kuruldu. 1870 yılında idarî birimlere... Devamını Oku