son haberler

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Ünye

Yayınlanma Tarihi: 24 Ocak 2020 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olan UNESCO’nun (United Nations Educational Scientific and Cultural Organization) 1972 yılında kabul ettiği Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme’sinin amacı; üstün evrensel değer’e sahip kültürel ve doğal alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılmasıdır. Türkiye, 1983 yılında bu sözleşmeyi imzalayarak taraf olmuştur.1

Miras, sözlük karşılığı olarak ‘bir neslin kendinden sonra gelen nesile bıraktığı değerler’ olarak tarif edilmektedir.2 Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla uluslararası önem taşıyan ve bu nedenle takdire ve korunmaya değer doğal oluşumlara, anıtlara ve sitlere “Dünya Mirası” statüsü tanınmaktadır.3

UNESCO Dünya Mirası Alanı statüsünün edinilmesi ortak akla dayalı stratejik bir yaklaşım ve edinilmiş bir koruma bilgisi gerektirir. Ünye’nin Dünya Miras Alanı statüsüne uygunluğunun değerlendirilmesi için uygun bir yol haritası geliştirilmelidir. Bu itibarla “Ünye Kenti Kültürel Mirası, UNESCO Dünya Mirası (DM) ve Ünye Kalesi Çalıştayı” ile doğal ve kültürel miras alanı başvuru sürecinin basamakları ortaya çıkarılacak olup, bu kapsamda UNESCO miras alanı kriterleri değerlendirilmeye çalışılacak, adaylık dosyalarının hazırlanması sürecinde üzerinde önemle durulması gereken noktalar ve başvuru prosedürleri ile takip edilmesi gereken yol haritası ortaya çıkarılacaktır. Bu tebliğ ile de Ünye ve hinterlandındaki varlıkların tanıtımı ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması için farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır.

Geçmişe ait değerlerin bu kadar ilgi çekmesi, birden fazla faktörün etkisi altında gelişmiştir. Bunlardan ilki, nostalji güdüsüdür. Kültürel miras sadece insanların kendilerini tatmin etme, trendleri takip etme ve deneyim kazanma ihtiyaçlarını değil aynı zamanda kültürel kimliği de destekleyen aidiyet duygusunu da ön plâna çıkartmaktadır. Geçmişe ilgiyi arttıran bir diğer faktör de küreselleşmedir. İnsan hayatı küreselleşmeden etkilendikçe yerel mekânların kültür ve tarihlerinin önemi daha da artmıştır. Miras turizminin ortaya çıkış nedenlerinden biri de toplumda meydana gelen sosyal değişimdir.2

Dünyada çeşitli bölgelerdeki miras alanları yok olma ve/veya tahrip olma durumu ile karşı karşıyadır. Savaşlar, çatışma, terör, doğal âfetler, iklim değişikliği, tsunami, deprem ve sel gibi âfetler çeşitli alanlarda insan ve canlıları olumsuz etkilediği gibi doğal ve kültürel mirasları da olumsuz etkilemektedir (Haraguchi ve Oers, 2014).

Türkiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki (DML) alanlarının 01 Eylül 2019 tarihi itibariyle güncel durumuna bakıldığında 16 kültürel miras ve 2 karma miras olmak üzere toplam 18 miras alanı bulunmakta olup, doğal miras alanı bulunmamaktadır. Türkiye envanter niteliğindeki Geçici DML’sinde ise 2015 yılı itibariyle en fazla aday mirasa sahip devlet olma özelliğine sahiptir. 1 doğal, 2 karma ve 57 kültürel miras niteliği taşıyan alan bulunmaktadır (WHC, 2016l).

Bu tebliğin diğer bir amacı, gelecekte hinterlandımızda UNESCO’ya yapılacak yöresel başvurular konusunda ilgili mercilere yardımcı bir kaynak oluşturmak, sürecin yönetiminde üzerinde durulması gereken önemli ayrıntıların altını çizmek ve DM başvurusu konusunda sıkça sorulan soruların kısmen yanıt bulabileceği kendi çapında mütevazı bir başvuru kaynağı kazandırmaktır.

Tarihî açıdan değerlendirildiğinde, uluslararası toplumda miras koruma bilincinin oluşumu ile DM Sözleşmesi’nin oluşturulma süreci kültürel miraslar ile başlamıştır. Bu nedenle, doğal ve kültürel miras arasındaki farkın anlaşılabilmesi bakımından Ünye’deki kültürel mirasa ilişkin temel bilgilere de özellikle yer vermeye çalıştık.

Bilindiği üzere Tarihî Kentler Birliği üyesi Ünye, 2014 yılında başlatılan Kültür Yolu Projesi kapsamında 15 milyon liraya yakın bir kaynak aktararak tarihî miraslarının gün yüzüne çıkarılmasında ciddî bir mesafe kat etmişti. Tespitlerimize göre DOKAP 2019 Karadeniz Kültür Envanteri içerisinde yer alan Ordu Kültürel Taşınmaz Varlıkları listesinde Ünye’ye ait 64 Varlık Türü yer almakta.4

Gene hatırlanacağı üzere UNESCO’nun doğal miras stratejisine paralel olarak BM Milenyum Kalkınma Hedeflerinden doğal miras alanlarıyla ilgili olan 7. Hedefi: Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. BM 1992 Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ise biyolojik çeşitliliğin geniş kullanımı ve korunması için küresel gündem oluşturmuştur. Bu gündem çerçevesinde “Asarkaya Kent Ormanı” ile tehdit altında (!) ve Karadeniz’de yegâne Fıstık Çamı Meşceresi olan “Ünye Çamlığı”nın doğal miras alanları içerisinde mütalâa edilmeleri gerektiği kanaatini taşıyorum.

Ayrıca, Göçmen Hayvan Türlerinin Korunması Sözleşmesi (1983, BONN) ve Nesli Tehlike Altında Olan Yabanî Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES, 1996) çerçevesinde Karabatak (Golubisa – Phalacrocorax carbo), Öter ardıç kuşu (Bozayil – Turdus philomelos), Karatavuk (Turdus merula), Yeşilbaş yaban ördeği (Anas platyrhynchos), Su çulluğu (Gallinago gallinago), Sığırcık (Sıvırcık – Sturnus vulgaris) ve Bıldırcınlar (Bılcın – Coturnix coturnix) ile Salep orkidesi (Orchis sancta), Yabanî siklamen (Cyclamen coum), Karadeniz çuha çiçeği (Primula megaseifolia), Kaldirik (Trachystemon orientalis), Kırlangıç otu (Chelidonium majus), Dağ sümbülü (Grape hyacinth) ve aşağıda türleri verilen diğer floristik canlıların da sürece katılmalarında isabet kaydedileceği düşüncesine sahibim.

Rantiyecilerin gözünü kamaştıran ve iştahını arttıran Ünye Çamlık ve Feneraltı falezlerinde, fındıklık alt florasında Karbon devri florasının izlerini görmek mümkündür. Çeşitli Atkuyruğu (Equisetum sp.) ya da Kibritotu (Lycopodium sp.) ve Eğrelti otu (Pteridium aquilinum) ile Geyik dili (Asplenium scolopendrium) türleri, güncel bitki toplukları içinde yaşamlarını sürdürmektedir. Yöremizin endemizmi yüksek, sürdürülebilir bir doğa cenneti olarak kalabilmesi ve yaşatılabilmesi temennimizdir. Sivil toplum örgütlerinin topluca iki kez gerçekleştirdikleri legal tepki ile bu yörenin sürdürülebilirliği şimdilik sağlanabilmiş ise de rantiyeciler halen yöreden ellerini çekmiş intibaını vermemektedirler.5

Doğu Karadeniz Turizm Master Plânı’nda Perşembe – Ünye arasında belirli alanlar Özel Kıyı Koruma Alanları olarak belirtilmiştir. Manyetik kumu ile zengin Ünye kıyılarındaki kumul alanları özel kumul vejetasyonu ile ilgi çeker. Bu vejetasyon birçok nadir bitkiyi de içinde barındırır. Sahil sığırkuyruğu (Verbascum degenii), Sahil sarmaşığı (Convolvulus persicus), Kumul çivitotu (Isatis arenaria) gibi özel bitkiler Karadeniz kıyı kumulları üzerinde yayılış alanı bulur (Özhatay ve Byfield, 1996).6

Kıyı alanlarına ve yaşayan türlere zarar verme veya bunları rahatsız etme veya ekosistemlerin veya türlerin esirgenme durumlarını tehlikeye düşürme ihtimali bulunan veya özel kıyı koruma alanlarının doğal veya kültürel karakteristiklerine zarar verebilecek başka her türlü faaliyet veya karar düzenlemeye tâbi tutulmalı ve gerekirse yasaklanmalıdır.5

1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme ve Uygulama Rehberi yeni adaylık başvurularında kullanılacak en önemli kaynaklardır. Yol haritasını belirlerken DM Merkezi’ne sunmak üzere yeni bir adaylık dosyasının eksiksiz hazırlanması, en uygun alanlar için başvuru yapılması, alanların etkin şekilde temsilinin gerçekleştirilmesi, doğal ve kültürel mirasın korunmasında adaylık sürecinin etkin yönetilmesinin sağlanması için çalıştay katılımcılarının deneyimleri ve aktif desteği Ünye bağlamında güzergâhımızı belirleyecektir.

Adaylıkların temel amacı; varlığın nelerden oluştuğunu açıklamak, alanın potansiyel üstün evrensel değer’ini göstermek ve bu değerin sürdürülebilmesi, korunması, yönetimi ve korumanın nasıl ölçüldüğünü açıklamaktır (UNESCO vd., 2011).

Bizler, çalıştay katılımcıları olarak muhtemelen DM Sözleşmesi’ne taraf devletler, alan yöneticileri, DM Merkezi, partnerler ve miras korumaya ilişkin diğer bütün paydaşlar gibi Uygulama Rehberi’nin kullanıcıları olarak kendimizi sorumlu hissedebiliriz.

Ünye Kalesi, Aya Nikola Kilisesi gibi kültürel, dinî ve tarihî alanların Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmesi için üstün evrensel değer’e sahip olduğunun DM Komitesi tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Adaylık başvuru dosyası DM Komitesi için gereken ve aday miras alanının DM Sözleşmesi’nin ölçütlerini karşılayıp karşılamadığına ilişkin temel bilgiyi de sağlamak zorundadır.

Çalıştay ve sonrasında Ünye Kalesi, Aya Nikola Kilisesi gibi aday miras alanların · üstün evrensel değer’e sahip olduğunu saptamak için DM alanı kriterlerinden bir veya daha fazlasını sağlıyor olmak (Uygulama Rehberi, Paragraf 77) · Üstün evrensel değer’e sahip kabul edilmesi için alanın, bütünlük ve/veya otantiklik koşullarını sağlaması, yeterli düzeyde korunması ve alan yönetiminin korunmayı teminat altına alması (Uygulama Rehberi, Paragraf 77) kriterlerinin anahtar noktalar olduğunu unutmamak gerekir.

Örneğin; Ünye Kalesi’nin ilk Kozofulos prototipi olduğunu vurgulamak, Aya Nikola Kilisesi’nin Noel Baba tiplemesindeki keşiş Sarı Saltuk ve İsevî Hac Merkezi olgusu ile doğrudan ilişkilendirilmesi üstün evrensel değerler olduğunu ortaya çıkarma gayretleri olacaktır. Antalya / Demre’deki St. Nicholas Kilisesi’nin ‘Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Alanlar’ içerisinde olduğunu da hatırlatmakta yarar görüyorum.

M.Ö. 120 – M.Ö. 63 tarihleri arasında hüküm süren hâris, güçlü ve bilgin bir kral olan VI. Mithridates Eupator Dionysius (M.Ö. 134 Sinop – M.Ö. 63 Panticapaeum) askerî faaliyetlerinde çok önemli olduklarına inandığı Ünye Kalesi gibi korunaklı şatoların sayısını yetmiş beş ya da yüz elliye çıkarmak için Karadeniz’in sahil şeridinde ve iç Karadeniz’de stratejik mevkilerde seçtiği zaptı zor tepelerde kaleler yaptırmıştı. Bunların hepsi su kıyısında hepsi de Ünye Kalesi formundaydı. Ünye Kalesi’ne en yakın olanı Fatsa’nın Cöreği (Yapraklı) köyünün Tengildek Tepesi’ndekidir (Bu ad Kale dehlizine atılan taşların çıkardığı seslerden ilham alınarak yerel halk tarafından verilmiştir). VI. Mitridat bu kalelere Kozofulos – Kozofilakia diyordu. Ünye Kalesi VI. Mitridat kalelerine bir prototiptir. Yapıldıkları günden terk edildikleri güne kadar çok çeşitli amaçlar için kullanılan Kozofuloslar Mitridat için asker, silâh, erzak, âlet ve edevat deposuydu. Bunların en önemlisi, Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan Ünye – Niksar (Kaberia – Nikopolis) karayolunu kontrol eden ÜNYE KALESİ’dir. Çünkü Roma – Pontus savaşlarının büyük çoğunluğu Turhal – Zela (Zile) – Niksar civarında olmuştur. VI. Mitridat düşman ordusunun gelmekte olduğunu haber alır almaz, ister Sinope’de olsun ister Trapezos’da (Trabzon) olsun, ordusunu hemen silâhsız ve erzaksız olarak donanmasına bindirir, yolun üstündeki Kozofuloslardan takviye alarak fora yelken – çala kürek Ünye’ye dümen kırardı. Donanmanın Çaltı ya da Yason Burnu’ndan Ünye’ye döndüğü görülür görülmez Ünye Kalesi’ndeki (Kozofulos) askerler silâh, erzak, araç gereci yola indirir. Çevrede konuşlanan askerler, atlar, arabalar yolda dizilir, ordunun gelmesini beklerdi. Mitridat hiç vakit kaybetmeden ve artık tam teçhizat savaş meydanı olarak düşündüğü yere yetişir, düşmanını beklerdi. Roma ile yaptığı birkaç savaşta yenilmiş olmasına rağmen o bir yıldırım, bir cihangir idi. Yaşam boyunca çektiği tüm sıkıntılar yenilgiler onu yıldıramamıştı. Sadece kendi öz oğlunun ihanetine dayanamamış, kılıcının üstüne atlayarak yaşamına kendi eliyle son vermiştir.7

Boğazköy metinlerine göre Eski Hitit Çağı’nda (M.Ö. 1750 – M.Ö. 1500) Kaşkalar tarafından işgal edilmiş olan Sinope, Amisos, Énoé (Inóï – Oenei – Oneo) ve Cotyora bölgesi, I. Hattuşili’den itibaren Hitit Devleti için sürekli bir sorun haline gelmiştir. Hitit Devleti, yıkıldığı tarihe kadar, Orta Karadeniz’de yaşayan ve sürekli olarak Hatti ülkesine saldıran Kaşkalarla uğraşmak zorunda kalmıştır.8 Ordu ili sınırları çerçevesinde yapılan yüzey araştırmalarında Orta Karadeniz Bölümü’nde Demir Çağı (M.Ö. 1200 – M.Ö. 330) buluntuları saptanmıştır. Ancak söz konusu çanak çömlekler, çok genel anlamda, detay verilmeksizin, “Demir Çağı” veya “Frig Çağı’na ait boyalı ve monokrom keramikler” şeklinde tanımlanmışlardır.9 Bu arada Demir Çağı’nın M.Ö. 1200’de yıkılan Hitit Devleti’nden sonra Friglerle başladığını da hatırlayalım.

Kaşka ve Hitit mücadelelerinin güzergâhı üzerinde yer alan Oinoe / Ünye’nin beş kilometre uzağındaki Atmaca Kalesi, asla Ünye’yi savunmaya yarayamaz; yalnızca iç bölgeden gelip Ünye’ye çıkan yolu denetlemek için yapıldığı bellidir. Üzerindeki dik ve yalçın kayalıklarda oyulan kaya mezarının ise M.Ö. VII. yüzyıla tarihlendiği ve Paphlagonia kaya mezarlarının tüm özelliklerini gösterdiği yetkililerce ifade edilmektedir. Kale içinde, daha doğrusu sadece kapı işlevli duvarı olan düzlükte, sarnıçlar ve potern türü (kuşatma zamanında gizlice dışarıya çıkmayı sağlayabilecek) merdivenli yeraltı geçitleri vardır. Ancak, Hitit başkenti Hattuşa’da da bu tür geçitle karşılaşmamız, sanmıyorum ki buradakini dahi Hitit yapıtı yahut Hititler çağından kalmış saymamızı tek başına haklı gösterebilsin.10

Hititler, Kızılırmak deltasında Anadolu’nun ilk büyük uygarlığı olarak yükselirken Karadeniz sahiline ulaşamamıştı. Onlar devrinde Karadeniz bölgesinin sahil kesiminde Gaşka isimli bir topluluk bulunmaktaydı. Hitit hâkimiyeti Vezirköprü – Lâdik hattının kuzeyine çıkamamış gözükmektedir. Canik dağlarının olduğu bölge M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren Türkistan’dan gelen toplulukların hâkimiyeti altına girmiştir. Bunlar M.Ö. 722 – M.Ö. 705 tarihleri arasında Gaşkaların boşalttığı 10 sahil kesimini ele geçiren Kimmer ve İskitlerdir. Onlar Gaşkalardan farklı olarak Hititlerin elindeki İç Anadolu’ya da hâkim olmuş, buradan kuzeye yönelerek Canik ve Doğu Karadeniz sıradağlarının hem kuzeyini hem de güneyini ele geçirmiştir [M. Taner Tarhan, “Eski Anadolu Tarihinde Kimmerler”, Eski Eserler ve Müzeler Gen. Müd., I. Araştırma Sonuçları Toplantısı (İst., 23-26.05.1983)].11

Ordu ili yüzey araştırmalarında tıpkı Samsun ve Sinop’ta olduğu gibi M.Ö. 2. binin ilk çeyreğinden sonra terk edildiği ve bu bölgedeki yeni yerleşimlerin Orta Tunç Çağı’nın Asur ticaret kolonileri ile çağdaş (M. Ö. 2000 – M.Ö. 1750) erken evrelerine tarihlendiği görülmektedir. Güneydeki Hitit yerleşimleriyle gelişen bu durum Kaşkaların varlığı ile açıklanarak Énoé ve Cotyore yöresi de Kaşka ülkesine dahil edilmiştir. (Kaşkaların çok sayıda kabileden oluşup, Merzifon – Amasya hattının kuzeyinde Kastamonu, Samsun Sinop ve Ordu kıyılarında yaşadıkları sanılmaktadır. Ali Dinçol – J. Yakar, “Nerik Şehrinin Yeri Hakkında”, Belleten,1974, XXXVIII/152, s. 317 – 564; Kaşkalar, Hititlerin kuzey komşuları olup, Orta Anadolu’daki otorite boşluğundan faydalanarak muhtemelen güneye doğru hareketlenmişlerdir).12

Kaşka ülkesinin sınırları genel hatları ile doğuda Hayaşa, batıda Tumana ve Pala, güneyde Yukarı Memleket, kuzeyde Karadeniz’dir. M.Ö. 2. bin yılda Anadolu’da büyük bir siyasî güç haline gelen Hitit Devleti’nin kuzey komşusu olan Kaşkalar, aynı zamanda Hititlerin baş düşmanıydılar. Eski Hitit devletinin sonlarından imparatorluğun yıkılışına kadar sürekli olarak Hitit Devleti’ne saldırmışlar, hattâ başkent Hattuşa’ya kadar ilerlemişlerdir. Yaşamış oldukları coğrafyanın savunma imkânlarından çok iyi faydalanmış olmaları ve gerek uygulamış oldukları savaş taktikleri sayesinde ise hiçbir zaman Hititlerin egemenliğine girmedikleri gibi Hititlerin yıkılmasında da etkili olmuşlardır.13

Kaşkaların Karadeniz sahilinde yerleştikleri konusunda araştırmacılar arasında genel bir fikir birlikteliği vardır. Tokat’ın kuzey ve kuzeybatısında kalan ilçelerinin (Reşadiye, Niksar, Erbaa) Hitit – Kaşka sınırında kaldığını söyleyebiliriz. Hititlerin Orta Karadeniz Bölgesi’nin kara kesimini, Kaşkaların merkezi hâkimiyet bölgesine karşı bir tampon bölge olarak kullanmış oldukları Vezirköprü, Oymaaağaç Höyük, Merzifon Onhoroz Tepe, Alacapınar Tepe ile Amasya Oluz Höyük ve Doğantepe gibi yerleşmelerden anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu yerleşmelerin Hitit İmparatorluk Çağı’nda da yerleşim görmüş olması aynı politikanın Son Tunç Çağı’nda da sürdürülmüş olduğunu gösterir (Dönmez, 1999: 333).

Bu kısa açıklamalar ışığında Ünye ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne aday Kurul Kalesi’nde Hitit uygarlığı izlerinin olmaması gerektiğinden bahisle Ünye Kalesi temelinin Kaşkalar tarafından atıldığı, Kurul Kalesi’nde bulunan heykelin de Hitit Tanrıçası Kybele değil, 5.000 kişilik ruhban sınıfı popülâsyonuna sahip Zela Tapınak Devleti’nde hüküm süren Anaitis Mezhebi ilâhesi ANAHİTA olduğu kuvvetle muhtemeldir. Ünye Kalesi’ndeki 2 adet Kaya Mezarı ile Tozkoparan Kaya Mezarı ise Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarının etkisi altında, M.Ö. III. yy ve sonrasında ortaya çıkmış olmalıdır.14

Ünye Kalesi’nin Dünya Mirası’na adaylığındaki üstün evrensel değer’ine dönecek olursak; Uygulama Rehberi’nde üstün evrensel değer; kültürel ve/veya doğal önemi olan, ulusal sınırların ötesine geçen, istisnaî ve insanlığın şimdiki ve gelecekteki nesiller için yaygın öneme sahip olmak şeklinde tanımlanmaktadır. Bir alanın üstün evrensel değer’e sahip olarak nitelendirilmesi için bütünlük ve/veya otantiklik koşullarını sağlaması, korunması için uygun koruma ve yönetim sistemlerine sahip olduğundan emin olunması gerekmektedir. DML’ne kaydedilen bir doğal veya kültürel alanı, yeryüzündeki diğer alanlardan ayıran özellikleri, taşımakta oldukları üstün evrensel değer olarak nitelendirilmektedir.1

Korumalı Sürdürülebilir Turizm konseptinde bir alanın DML’ne kayıt olmasıyla yaratılan farkındalığın doğurduğu sonuçlardan biri de kültür turizminin canlanmasıdır. Kültürel miras kaynaklarının kullanımı kültürel miras turizmini oluşturmaktadır. Kültürel miras, son yıllarda önemi giderek artan ve turizmin ekonomik bir değer olarak kullandığı bir kavram haline gelmiştir.2 Dünyada birçok kişi ve turizmle ilgili kurum veya kuruluş, DM alanlarını gezmeye, görmeye yönelik kültür turları düzenlemektedir. Bu uluslararası ilgi miras alanının turizm gelirlerinin artmasına yol açarken beraberinde yerel iş imkânları da yaratmaktadır.1

Tarihsel kültürel çekiciliklere ilişkin bir sınıflandırmaya göre tarihî olayların meydana geldiği yerler yani mitolojik, dinî ya da siyasî olayların geçtiği mekânlara aday olarak Ünye’de yer alan Aynikola Kilisesi ve câmiler, kiliseler, şatolar, özelliği olan evler gibi binalar ya da bina kalıntılarına aday olarak da Ünye’deki Atmaca (Çaleoğlu) Kalesi ve bir zamanlar kalede var olduğu bilinen Mélusine romanında zikredilen şato ile geçmiş dönemlerin izlerini taşıyan tüm yapılar, kalıntılar, harabeler yani arkeolojik sitlere aday olarak da Hazinedârzâde Süleyman Paşa Âyân Konağı çalıştayımızın önde gelen değerleridir. Bütün halkların gözünde geleneksel mimarî özel bir yere sahiptir ve haklı bir gurur kaynağıdır. Uygarlıklardan günümüze kadar nesilden nesile ulaşan kültürel miras artık toplumların özelliklerini yansıtan çekici bir turistik ürün olarak kabul edilmektedir.2

DML’ye dâhil olabilmek için çalıştayda tespit edeceğimiz alanların üstün evrensel değer sahibi olması ve belirtilen UNESCO Dünya Miras Alanı 10 Seçim Kriterlerinden en az bir tanesini yerine getirmesi gerekmektedir. Ünye Kalesi, Dehlizleri, Merdiven Yolu Mezarları ve Kaya Mezarı “İnsanlık tarihinin belli bir dönemi veya dönemlerini gösteren, üstün bir bina çeşidi, mimarî, teknoloji veya peyzaj örneği olması” kriterine adaydır. Ünye Çamlığı da çevresindeki eko-sistem dengesi, falezleri ve flora – fauna zenginliği ile “Karasal, tatlı su, kıyısal ve denizel ekosistemlerde, bitki ve hayvan topluluklarında süregelen ekolojik ve biyolojik sürece ve gelişimine üstün örneklere sahip olması” kriteri için biçilmiş birer kaftandır. Aynikola adacığında yer alan Aya Nikola Kilisesi (St. Nicholas Church) dünyanın belli bir kültür alanı veya zaman dilimi içerisinde, kayda değer bir insanî değer etkileşimi sergilemesi açısından ikinci kriter ilkeleriyle örtüşmektedir.

Ünye Kalesi, Çamlık, Asarkaya Kent Ormanı ve Aynikola Kilisesi gibi aday alanlar için en az iki yıl sürecek bir süreçteki adaylık dosyası hazırlanırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Öncelikle mevcut varlığın uluslararası toplum tarafından anlaşılması sağlanmalıdır. Ayrıca varlığın bilinen değerleri, dünyadaki doğal ve kültürel temalar ile ilişkisi değerlendirilerek incelenmelidir. Varlığın doğa tarihi, insanlık tarihi, kültürü ve gelişmesi kapsamındaki yeri anlatılmalıdır. Varlığın uluslararası alanda potansiyel benzer varlıklarla karşılaştırması yapılmalıdır. Varlığın korunma ve yönetiminin yeterliliğinin test edilmesi, sorgulanması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Toplum ve paydaşların varlığın korunma ve yönetiminde bir araya gelmesi ve desteklenmesi tavsiye edilmelidir. Varlığın fayda durumu tanınmalı ve bu faydaların etkin bir biçimde değinilmesini sağlayacak yollar aranmalıdır (UNESCO vd., 2011).

Eğer adaylık başvurusu başarılı olursa, DM alanı ilân edilmesi ile taraf devlet alanın üstün evrensel değeri ve alanın korunması ile yönetiminin her zaman sürdürüleceği sözünün verilmesi, uluslararası alanda da taahhüt edilmesi anlamına gelmektedir. Bu doğrultuda DML’ye kayıt bir sonuç değil, alanın korunması için gerekli tedbirlerin alınacağı yeni bir başlangıç olarak da değerlendirilebilir. (UNESCO vd., 2011). Hatırlanacağı üzere DM Komitesi, taraf devletin Geçici DML’nde olmayan bir alanının adaylık başvurusunu değerlendirmeye almamaktadır.

Bu çalıştayda bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip Ünye ve hinterlandında mevcut kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amaçlanmaktadır. Bu noktada turizm önemli bir araçtır. O itibarla kültür turizmi ile kültürel miras evrensel kültürün bir parçası olarak kullanılabilir ve korunabilir.2

Tanıtmaya çalıştığımız evrensel kültürel ve doğal değerlerimizin dünyaya tanıtılması ve korunmaları için ulusal ve uluslararası kaynaklardan da yararlanılarak gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılabilmesi dilek ve temennisiyle…

 KAYNAKÇA:

  1 ÜRÜN, Şule – Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına dair Sözleşme: Doğal Miras Alanları Başvuru, Adaylık ve Değerlendirme Süreçleri, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Ankara, 2016, 93 sh.

  2 YILDIZ, Sevcan / DERMAN, Engin – Kültürel Miras: UNESCO Dünya Miras Listesi Türkiye Örneği, Uluslararası Kültürel Miras ve Turizm Kongresi, Konya, 19/21 Mayıs 2017, 14 sh.

  3 KÜLTÜR Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü – UNESCO, Dünya Miras Listesi’nde Türkiye, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-44423/dunya-miras-listesi.html

  4 DOKAP Doğu Karadeniz Projesi – T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Karadeniz Kültür Envanteri / 2019. https://karadeniz.gov.tr/ordu-kulturel-tasinmaz-varliklar/?vilayet=4&kaza=49&tip=0&arama=

  5 MİSTEPE, M. Ufuk – Ordu ve Hinterlandının Endemik Bitki Örtüsü, Yayımlanmamış Makale, 11.12.2019.

  6 AVCI, Meral – Çeşitlilik ve Endemizm Açısından Türkiye’nin Bitki Örtüsü, İÜ Coğrafya Dergisi, Sayı: 13, ss. 27 – 55, İstanbul, 2005.

  7 IŞIK, Osman İrfan – Ünye Kalesi, 27.06.2007. Ünye Kalesi, Ünye Kent Gazetesi, 08.03.2019, http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=2675 http://www.unyekent.com/k41-canik-dergisi/h4379-irfan-isik-unye-kalesi-kale-tum-bu-uluslar-tarafindan-kullanilmistir.html

  8 AKTÜEL Arkeoloji – Karadeniz Tarihi, http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/karadeniz-tarihi

  9 CEYLAN, Alpaslan vd. – Türkiye Demir Çağı Araştırmaları Üzerine Değerlendirmeler, 42 sh. http://www.tayproject.org/downloads/DC_GK_etal.pdf

10 UMAR, Prof. Dr. Bilge – Karadeniz Kappadokia’sı (Pontos). Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi – İnkılâp Kitabevi, ANKA Basım, İst. / 2000, 248 sh.

11 TELLİOĞLU, Prof. Dr. İbrahim – Samsun Çarşamba’da Beylik Merkezi Ordu Köyü, Editör: Prof. Dr. Cevdet YILMAZ ve Yayın Kurulu, Çarşamba Belediyesi Kültür Yayınları, No. 3, I. Basım, İlkadım, Samsun, 02 Mayıs 2016, Erol Ofset, 294 sh.

12 AYAN, Doç. Dr. Ergin – Tokat Çevresinde Yerel Bir Egemenlik: Hacıemiroğulları Beyliği, GOP Üniversitesi Tokat Sempozyumu, 01-03 Kasım 2012, Bildiriler, Cilt 1, Tokat, 2012, 26. sh.

13 CEYLAN, Prof. Dr. Alpaslan / UYANIK, Arş. Gör. Hatice – Kaşkalar ve Tokat’ın Eskiçağ Tarihinde Kaşkaların Rolü, GOP Üniv. Tokat Sempozyumu, 01-03 Kasım 2012, Bildiriler, Cilt 1, Tokat, 2012, 71. sh.

14 YANMAZ, Dr. Öğr. Gör. Hacer Kumandaş – Ordu İli Ünye İlçesi Kaya Mezarları, 05/07 Mayıs 2018, Antalya, ASEAD III. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu Bildirisi, YLT, ASEAD, Cilt 5, Sayı 5, Yıl 2018, ss. 106 – 129.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Canik’te İdarî Yapı ve Osmanlı’da Yenileşme Zarureti (1793 – 1851)

10 Temmuz 2020 okunma
Bu makalede Ünye’nin 1790 – 1850’li yıllardaki idarî yapısı, Doç. Dr. Abdullah SAYDAM’ın 33 sayfalık çalışmasına dayanarak, özet olarak aktarılacaktır. Sultan II. Mahmud, saltanatının sonlarına doğru Orta ve Doğu Karadeniz bölgesindeki idarî... Devamını Oku

Araştırmacılık Terimleri

3 Temmuz 2020 okunma
Ünye hakkında araştırma yapanların ve okuyucularımızın, sıkça karşılaştıkları bazı Osmanlıca Tarih Terimleri’nin anlamlarını bilmeleri, yazılanların anlaşılması açısından önemli bir husustur. Bu itibarla başlangıç olarak ehemmiyet arz eden... Devamını Oku

Ünye Mûsikî Tarihinde Ali Riza Sağman

26 Haziran 2020 okunma
‘Ünye Şarkı ve Türküleri’ kitabımda Ünye Mûsikî Tarihi’ne damgasını vurmuş, tespit edebildiğimiz şahsiyetleri kısaca da olsa tanıtmaya çalışmış idim. Aslında her bir musikîşinasın ayrı ayrı ele alınması icap eder. Başlangıç olmak üzere... Devamını Oku

Satıroğulları Ünyeli Müftü Sülâlesi

19 Haziran 2020 okunma
2017 yılında altı bölüm halinde yayımladığımız “Ünye Müftüleri” adlı yazı dizimizde bir müftü sülâlesinin bu tarihçeye damgasını vurduğunu görüyoruz. Ailenin ahvadlarından Satıroğulları ailesi Keşaplı Sokak’tan komşumuz olurlar. ÖZPAKER... Devamını Oku

Ünye Uğrak Vapurlarını Tanıyalım

12 Haziran 2020 okunma
Su buharı gücüyle çalışan gemileri VAPUR olarak adlandırıyoruz. Önceleri yandan çarklı olarak yaşamımıza giren vapurlar daha sonra günümüzün dizel elektrik tahrik sistemi donanımlı enerji tasarrufu sağlayan modellerine erişinceye değin XIX. yüzyılın... Devamını Oku

Ünye Tarihi, M.Ö. XV Bin Yılına Uzanıyor Mu? – I

5 Haziran 2020 okunma
Kelleroğlu M. Bahattin Bey, kaynak belirtmeksizin; “Ünye, Milât’tan 1270 sene evvel vuku bulan Turuva Muharebe-i Meşhuresi’nden sonra, Karadeniz sahilinde tesis edilmiş müstemlekelerden birisi olup, ismi kadimi (One) veyahut (Oney)’dir.” demişti.1 Ünye’de ilk... Devamını Oku

Kimler Geldi Kimler Geçti ?

29 Mayıs 2020 okunma
Ünye ve hinterlandı tarihî seyir içerisinde birçok kavim ve milletlere ev sahipliği yapmıştır. Muhtelif köşe yazılarımızda dile getirdiğimiz bu kitlesel değişimleri bir arada ve kronolojik düzen içerisinde değerlendirmenin daha uygun olacağını... Devamını Oku

Ünye ve Hinterlandında Oğuz – Türkmen Boyları ve Yer Adları

22 Mayıs 2020 okunma
Makalemizin araştırma konusu 24 ana Oğuz boyu ile Oğuz asıllı Türkmen kabilelerinin Ünye ve hinterlandındaki (Ordu, Fatsa, Terme, Akkuş) bazı yerleşim noktalarıdır. Türkmen boy, bölük, uruk (oymak, öz) ve tirelerinin (oba, aile) adlarını Yrd. Doç. Dr. Aydın... Devamını Oku

Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında Ünye ve Ordu

15 Mayıs 2020 okunma
Ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınma yanında, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesinde ve ülke genelinde dengeli bir kalkınmanın sağlanmasında il ve ilçeler, temel birimler olarak değerlendirilmek durumundadır.1 İlçelerin, illerin ve bölgelerin... Devamını Oku

Ordu ve Ünye Hinterlandının Endemik Bitki Örtüsü

8 Mayıs 2020 okunma
Ordu’nun Melet ırmağının doğusu Kolşik altbölge, Ünye’nin içerisinde yer aldığı batısı ise Euxin (Öksin) altbölge olarak anılmaktadır. Kolşik kesimde ılıman kuşak yağmur ormanları niteliğinde ormanlara rastlanır. Yükseklerde ise çalılıklar,... Devamını Oku