son haberler

Ünye Gümrüğü – V

Yayınlanma Tarihi: 24 Mayıs 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara hizmet eden insanları, madenci, güherçileci, şapçı, tuzcu, taşçı ve yağcı gibi türlü vazifeleri olan halkı ve nihayet her türlü komisyon ve vergi toplanan geçit, pazar, gümrük mahallerini yerli yerinde ve vazife başında görmek, Osmanlı devlet makinesinin çarklarının nasıl işlediğini anlamak ve rakamlarla ölçmenin,yaptırılmış olan tahrirlerin neticelerini ihtiva eden Tahrir Defterlerine dayanarakve bu defterler sayesinde olduğu söylenecek olursa, Osmanlılar zamanında demografik çalışmaların bugünkünden daha değişmez ve gerçekçi usullerle yapıldığı ortaya çıkar.2 Günümüzde Ünye’de nüfus artış nedenleri arasında kısmen sanayi bölgesi oluşu yanında, fabrikalar, liman ve gümrük etmeninin de müspet getiriler arasında sayıldığını unutmayalım.

Tespitini yaptığımız ama henüz tarih ve içeriklerine ulaşamadığımız üç Osmanlıca belge ile ilgili özet bilgileri burada vermenin yararlı olacağını düşünüyorum. İlk belge; Ünye İskelesi’nin Yeğen Muhammed Ağa zamanındaki gümrük ve toprak basdı gelirlerine ait defter (Gömlek No.: 1859, D..BŞM.d…), ikinci belge; Trabzon,Canik, Karahisar-ı Şarkî, Gümüşhane, Lâzistan, Batum, Ordu, Ünye, Giresun, Diyarbakır, Erzurum, Çıldır, Kars, Bayezid, Muş, Van, Hakkâri, Erzincan, Kürdistan, Siird, Mardin, Musul eyalet, liva ve kazalarında vergi, ağnam maktuu, karantina hâsılatı, tapu resmi, kontrato hâsılatı, varaka esmanı, mürur tezkiresi esmanı, müskirat rüsumu, damga resmi, bedel-i askeriye, aşar maktuu, rüsûmât hâsılatı, beytülmal ve tereke hâsılatı, duhân öşrü maktuu, ceza-yı nakdî ve sair varidattan muhtelif tarihlerde vuku bulan tahsilâtın zimmet kayıtlarını muhtevi varidat defteri. (Zimmet) (Gömlek No.: 10986, Fon Kodu: MAD.d..), üçüncü belge; Karadeniz Boğazı’ndan Ünye’ye kadar olan sevahile karadan ve denizden gelecek mekûlât, melbusat ve sair eşyadan alınacak gümrük resmi hakkında (H. 23/Ş/1133, C.ML.).

TD 387 numaralı mücmel defter (1520) – Gelir Kalemine göre Ünye Kasabası’ndan Sağlanan Gelirler: Mukataa-i Liman ve Gümrük’ten 2.700 akçe, Mukataa-i Boyahâne’den 200, [Mukataa-i Bâc-ı] Bazar’dan liman ile Mukataa-i Meyhâne’den liman ile Öşr-ü Galat, Şıra vb.’den 240 akçe, Çift Resmi vb.’den 1.097, Bâd-ı Hevavb.’den 400 ve diğer gelirlerden 4.625 akçe olmak üzere toplam 9.262 akçedir.21

Canik’te1576 yılında aşağıdabahsedilen üç yer dışında kasaba olarak nitelendirilebilecek bir yer yoktu. Ancak Samsun, Bafra ve Ünye’yi kasaba olarak nitelendirebiliyoruz. Ünye’nin nüfusundaki artışa rağmen kayıtlı gelirinde pek bir artış göstermediği müşahade edilmekte ise de liman, meyhane ve pazar mukataası gelirindeki düşüş, aslında Samsun, Arım(Çarşamba), Terme ve Ünye’nin gümrük gelirlerinin birlikte yazılmasından kaynaklanmıştır; yani gerçekte bir düşüş yoktur.4

Satılmış-ı Mezid Bey, Ünye, Canit-i Göl, Samsun, Kavak, Bafra, Niksar, Gedegra, Sonisa ve Canik-i Bayram yörelerini kapsayan Canik sancağı 1712’den itibaren “malikâne” şeklinde “muhassıl” idaresine verilmeye başlanmış olup “Mukataa-ı muhassıllık-ı Canik maaavârız-ı liva-i Canik”in vergi geliri “avârız ve nüzul-ı Canik”, “Bedel-i sancak-ı Canik” ve 1760 yılında uygulamaya konulan “rüsûmât-ı toprak basdıy-ı kaza-i Bafra ve gayriha” adı verilen 3kalemden ibarettir (Kılıç, 1997:129).

Karadeniz iskele ve şehirlerinde faaliyet gösteren tâcirin, gümrüğü bulunan iskelelerdeki gümrük eminleri ve diğer görevlilerin çeşitli bahanelerle Müslim ve gayr-i Müslim Osmanlı tâcirine yaptıkları baskılarından kurtulmak veya daha çok para kazanmak için gümrük vergisi vermeden kaçak olarak ticaret mallarını iskele ve gümrüğü bulunmayan kıyılardan yükleyerek pazarlara götürmeleri, Sinop ve Canik Sancağı iskelelerinde görülen iktisadî ve malî sorunların başında geliyordu.9

1720’de İstanbul’un Anadolu yakasında Trabzon Eyâleti’nin batı yönündeki sınırı olarak kabul edilen Giresun’un hemen yanındaki Batlama Deresi’ne kadar olan bölge içerisinde yer alan İnebolu, Benderekli (Ereğli), Amasra, Bartın, Sinop, Samsun ve Ünye İskeleleriSinop İskelesi ve tevabi’i gümrük mukataası” adı altında İstanbul ve Galata ve tevabi’i gümrüğü mülhakatı içerisinde yer almakta ve bu bölge içerisindeki iskelelere emtia ve eşya getiren tüccarlar İstanbul gümrük satışına göre gümrük vergilerini eda etmekteydi.6

Ünye ve Terme İskeleleri’nin Samsun İskele Gümrüğü merkezli “mukataa-i gümrük-i iskele-i nefs-i Samsun maatamga ve derya ve gümrük-i kaza-i Arım ve Tirme ve Ünye” adı altında Sinop İskelesi gümrük mukataası ve tevabii gümrüklerinden ayrılarak ayrı bir mukataa halinde 160.000 akçe yıllık değer ile işletildikleri görülmektedir.23

Ayrıca, XVIII. yüzyılda Tokat basmaları Samsun, Ünye ve Sinop İskeleleri vasıtasıyla Karadeniz’in kuzeyine kadar götürülerek bu bölgede Fransız yünlü dokumalarına rakip olmuşlardır. 1730’lu yıllarda İstanbul gümrükçüleri, Trabzon İskelesi’nden hareket eden tüccar ve gemi sahiplerinin Ünye, Samsun ve Sinop İskeleleri’ne uğramaları halinde gümrük vermeden Kırım ve Tuna taraflarına gitmelerine karşıydılar.6

Trabzon Vilâyeti dahilinde iskele ve gümrüklere, hakları olmadığı halde bazı kimseler tarafından müdahaleler oluyordu. Bu müdahaleler, kendi gelirlerine kanaat etmeyerek daha fazlasına sahip olmak isteyenlerce gerçekleştiriliyordu. Bunların resmî (muhassıl, züema, tımar erbabı, evkaf zabitleri, malikâne mutasarrıfları gibi) sıfatları bulunuyordu.Bu kimseler, amaçları doğrultusunda müdahalelerini meşrulaştırmak için bir yolla ferman da elde ediyorlardı.Onlar amaçlarına ulaşmak için gerekçeleri olan elde ettikleri fermanla, gümrük ve iskelelerin gelirleri olan vergileri zabt etmek istiyorlardı.4 Canik Muhassılı el-Hac Ahmed, kendi muhassılı rüsûmâtına kanaat etmeyip, Sinop Gümrüğü ile (mukataa kalemleri olarak) ona bağlı olan Samsun, Ünye ve buralara bağlı yerlerin vergilerini, bu gerekçe ile zapt etmeye çalışmıştı. Bu tarz hareketleri ile müdahaleci olarak dikkat çekiyordu.8 Sadece belirtilen bu yerlerin muhassıl, zaim ve gümrükçüleri değil, Karadeniz sahillerinde vâki diğer muhassıl, mutasarrıf, voyvoda, züemâ, tımar erbabı, evkaf zabitlerinin, gümrüklerine ve gümrük vergilerine karşı sergiledikleri bu kanun dışı davranışlar, tüccar zümresini tedirgin ettiği gibi devlet malına da zarar getiriyordu. Bu sebeple, sâdır olan emirlerle bunun önüne geçilmesi için ilgili görevliler sık sık uyarılıyorlardı.30

Trabzon vilâyeti dahilinde, vergi kaçakçılığı ticaret hayatında yaşanan sorunlardan bir başkasıydı. Bu devirde tüccarların vergi kaçakçılığı teşebbüslerine rastlanıyordu. Kuşkusuz onları kaçakçılığa iten bir takım nedenler vardı. Bunlar arasında, geldikleri gümrük ve iskelelerde karşılaştıkları müdahaleler ile kanun dışı fazla vergi istenmesi, tüccarların fazla para kazanma ve kâr elde etme ihtiraslarını frenleyememeleri, kaçakçılık için uygun ortam bulmaları veya yaratmaları sayılabilir. Kaçakçılık ve vergi kaçırmak için tüccarlar ve onların malları yükleyerek arzu ettikleri yere götürecek olan gemiciler, sahillerde gümrük ve iskelesi bulunmayan beyaban (taşlık, kayalık) yerleri tercih ediyorlardı. Bunlar, böyle yerlerden mal sevkıyatı yapmakla, iskele gümrüklerinde kanunen kendilerinden istenilen vergilerden gerekirse ve istenirse bu eşya ve emtianın gümrük vergilerini eda edebileceklerini belirtiyorlardı. Bu şekilde baştan yapmadıkları işi, yakalanınca gerçekleştirmeye çalışıyor, kendilerini mâzur gösteriyorlardı. Tüccarlar, kanunî vergilerini vermeden mallarını istedikleri yere sevk edebilmek için bu beyaban, iskelesi ve gümrüğü bulunmayan yerlerin idareci memurlarıyla anlaşıyorlardı. Gerek tüccarlar gerekse onların mallarını taşıyan gemicilerinkanun dışı bu davranışlarının önüne geçmek için hükûmet tarafından ağır müeyyideler konulmuştu. Bunun için hükûmet, ilgili görevlilere hitaben emirler gönderiyordu. Müeyyideler arasında, kaçak olarak mal sevkıyatı yapan tüccarlardan yakalananlar olursa, onlardan çift gümrük vergisi alınması sayılabilir. Ayrıca, onların mallarını taşıyan gemicilerin gemilerine de el konulması bu müeyyidelerden bir başkası idi. Onlarla işbirliği yapan bölge memurlarının cezalandırılıp haklarından gelineceği konusundaki ikazlar da bunlardandı. Doğu Karadeniz’de Trabzon ve ona bağlı Giresun, bu tür kaçakçılığın meydana geldiği mekânlar arasındaydı. Trabzon ve Giresun’dan mallarını yükleyip, Kırım ve Rumeli taraflarına gidecek tüccar taifesi, mutad olduğu üzere Ünye, Samsun, Sinop ve gayri iskelelere uğrayarak gümrük resmlerini vermeleri gerekirken, adı geçen yerlerden mallarını yükledikten sonra, gümrük resmlerini ödememek için sefinecilerle hemfikir olarak âdet olan iskelelere uğrayıp, beyaban (taşlık, kayalık) olan mahallerden Kumcağaz ve Terme iskelelerine gelip,buralardan vergilerini ödemeksizin Kırım ve Rumeli taraflarına sevkediyordu.4-30 Devam edecek

KAYNAKÇA :

2REHBER Ansiklopedisi – http://www.turkcebilgi.com/demografi/ansiklopedi

4ÖZ, Mehmet – XV – XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, TTK Yay., 234 sh., Ankara, 1999.

6DOĞAN, Osman – Karadeniz’de Bir Boğaziçi Ünye, Ünye Kent Araştırmaları Serisi 2, İstanbul, 2006, 384 sh.

8GÜLER, İbrahim – XVIII. Yüzyılda Trabzon’un Sosyal ve Ekonomik Durumuna Dair Tespitler, Trabzon Tarihi Sempozyum Bildirileri, 6-8 Kasım 1998, Trabzon, 2000,sh. 335.

9GÜLER, Doç. Dr. İbrahim – XVIII. Yüzyılda Sinop – Samsun İlişkilerine Ait Bazı Gözlemler, İ.Ü. Hasan Ali YÜCEL Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi.

21MİSTEPE, M. Ufuk – Canik Livası’ndaKazâ-i Ünye (1520) – II, Ünye Haber Gazetesi, 07.08.2012, Yıl: 9, Sayı: 1349.

23AYGÜN, Yrd. Doç. Dr. Necmettin – Trabzon’da Ticaret, Serander Yayınları, 2005, 461 sayfa.

30GÜLER, İbrahim – XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Sinop – İdarî Taksimat ve Ekonomik Tarihi, (Doktora Tezi), İstanbul, 1992, s. 130 – 131, n 250, 253.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Karadeniz İskitleri ve Ünye – II

14 Haziran 2019 okunma
İskitlerde küpeler de yaygın olarak kullanılırdı. Erkekler sadece bir tane takardı. Kadınların ise birkaç çift küpeyle birlikte gömüldüğü kanıtlanmıştır.Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Antik Baş Takıları Seksiyonu’nda(Kat. No.: 39) sergilenen... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – II

12 Haziran 2019 okunma
Merkeziyetçi idare anlayışı, ülke genelinde eski Eyâlet Sistemi’nden Vilâyet Sistemi’ne geçişin de başlangıcını oluşturdu. 1836’dan sonra daha da hızlanan bu dönüşüm Tanzimat Dönemi’nde “eyâletten vilâyete” bir sistem değişikliği... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – II

31 Mayıs 2019 okunma
Rahmetli Hüseyin MİSTEPE’nin anlattığına göre : “Çömlekçi Ustası Bekir Bey Rumlardan kalma ev eskisi tek katlı bir yapıyı tezgâh, terekler ve fırınla donatarak çömlek atölyesine çevirir ve Burunucu’nda Üç Çeşme ile İlyasoğlu Ahmet Fırını... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – I

17 Mayıs 2019 okunma
Belki hatırlarsınız;2012 yılında Ünye Haber Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazımda “Burunucu Sahilindeki Mekânlar”ımerhum Yüksel ŞEN Abi’min katkılarıyla işlemiş1 ve Hâtırat Yazarı Sayın Fikri TERZİOĞLU’nun kaleme aldığı... Devamını Oku

TAŞHANE (TAŞKANA) BURNU

10 Mayıs 2019 okunma
Taşkana Burnu’nun koruması altında ve doğusunda,amfitiyatral formda yerleşimi olan ve tarihi PaleolitikDönem’e kadar uzananÜnye Koyuile şehir merkezi, hem Trabzon Rum Devleti’nin hem de Trabzon Eyâleti’nin batıdaki sınır kenti sayılmaktaydı. Çevresi... Devamını Oku

Ünye Doğumlu Kaymakamlar ve Mülkiyeliler – ı

3 Mayıs 2019 okunma
Ünye’de kaymakamlık yapan devlet adamlarını “ÜNYE KAYMAKAMLARI” yazı dizimizde yayımlamaya devam ederken Ünye doğumlu kaymakamlar ile mülkiyelileri de ayrı bir yazı dizisinde gündeme getirmenin daha doğru olacağını düşünerek bu makale dizisini... Devamını Oku

Sefaret İmamı Ünyeli Mustafa Hâfız Şükrü Efendi

26 Nisan 2019 okunma
Büyükelçilik kançılaryasının bir parçası olan Sefaret İmamlarını aynı işlevi görmeseler de bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yurt dışında görev yapan din görevlilerinin öncüsü olarak kabul etmek gerekir. Osmanlı Devleti’nde gerek... Devamını Oku

ORDU İLİ DOĞA TURİZMİ MASTER PLÂNI’NDA ÜNYE (2013 – 2023) – I

19 Nisan 2019 okunma
Son yıllarda ülkemizde «deniz – kum – güneş» destinasyonları ağırlıklı geleneksel turizm anlayışının değişim göstermeye başladığı ve yerini doğaya dayalı turizme bıraktığı malûmumuzdur. Makalemizin kısıtlı muhtevasında, sahip olduğumuz... Devamını Oku

Karadeniz İskitleri ve Ünye – I

12 Nisan 2019 okunma
Yaklaşık olarak M.Ö. 800 yıllarında bugünkü Moğolistan ve Türkistan’da meydana gelen ve uzun süren bir kuraklık, Orta Asya’nın ve Güney Rusya’nın bozkır bölgelerinde kayda değer bir nüfus baskısına sebep olmuştu. İskitler, böylece doğudan batıya... Devamını Oku

Ünyeli Ufkî ve Ali Ufkî Bey

5 Nisan 2019 okunma
Ablam küçük yaştan beri bana “Ufkî” mahlâsıyla seslenirdi. Hoşuma gitmiyor da değildi hani! Malûm, Ünyeliler birçok konuda “İlk ve Tek” olmaya bayılırlar. O itibarla gençliğimde ‘Ufkî’yi benden başka kullanan yok bilir ve içten içe haz duyardım.... Devamını Oku