son haberler

Ünye’de Karantina Ve Tahaffuzhâne – I

Yayınlanma Tarihi: 8 Haziran 2018 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Karantina, bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunmak için insan veya hayvanların belli bir yerde gözetim altında tutulmasıdır. Etimolojik olarak; “yolcuların gözetim altında tutulma süresi” demek olan ve İtalyanca ‘kırk’ anlamına gelen quarantena’dan gelir.1

Osmanlı Devleti’nde ilk karantina uygulaması 1831 yılındaki büyük kolera salgını sırasında olmuştur. Rusya’daki hastalık üzerine İngiltere, Fransa, Nemçe sefaret tercümanları Rusya’dan Osmanlı limanına gelecek gemilere karantina tatbik edilmesini istediler. Bunun üzerine II. Mahmud devlet ricalinden karantina icrasına başlamasını emretti.2

Osmanlı Devleti’nde karantina usulü uygulanmaya başladığında bu kelimenin yerine daha çok “usul-ı tehaffuz”, karantina yerine lazaret veya lazaretto’ya karşılık da “tehaffuzhâne” tâbiri kullanılmıştır.2 Hastalık yerlerden gelenler, geldikleri yerlerdeki hastalığın cins ve nev’ine göre burada kalırlar ve sonra şehre girmelerine veya istedikleri yere gitmelerine izin verilirdi. (PAKALIN, Tarih Deyimleri…, C. II, s. 199)1Ayrıca buralarda hastalıklı hayvanlar da iyileşinceye kadar bekletilirdi.3

Tahaffuzhâne aynı zamanda yolculuk sırasında, yolcuları ve personeli arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların sağaltılmaları için büyük limanlara yakın kıyılarda kurulmuş olan sağlık kuruluşudur.

Osmanlı Devleti’nde salgın hastalıklara karşı yürütülen kapsamlı mücadele XIX. yüzyılın ilk yarısında başlamış ve 1838’de Karantina Meclisi’nin kurulmasıyla kurumsal kimliğine kavuşmuştur. Bunu bir süre sonra taşradaki örgütlenmeler izlemiştir.4

XIX. yüzyıl sonlarında karantinahâneler; Basra Körfezi, Karadeniz, Kızıldeniz gibi sahillerde yapılmış ve var olanlar ise tamir edilmişti. Böylece karantina sistemine işlerlik kazandırılmaya çalışılmıştır.5

Hükûmet, koleraya karşı hususî komisyonlar kurar, sağlık heyetlerini mahalline gönderir, özellikle kordon ve karantina uygular, tahaffuzhâne tesis ederdi.6

Bir idarî birim dâhilinde kolera vakası tespit edildiğinde kolera mahalli ve ilgili idarî birimin sınırları güvenlik kuvvetleri tarafından kordon altına alınırdı. Kordon dâhilindeki ahalinin bazı tedbirler alınıncaya kadar diğer yerleşim yerlerine gidiş – gelişleri yasaklanmaktaydı. Kolera alanı bir liman şehri ise civar yerleşmelerin ticarî faaliyetlerine zarar vermemek için söz konusu hastalığın tespit edildiği liman deniz ve karadan kordon altına alınmakta ve bu limandan hareket eden gemilerin ve ticarî malların tahaffuzhânelerde karantina altına alınmaksızın diğer limanlara girişi yasaklanmaktaydı.6

Mülkî idarelerce, koleralı vilâyetlerle olan sınırlarının su ve havası lâtif bir iki elverişli mahallerinde tahaffuzhâne tesis edilirdi. Bulaşık olarak nitelendirilen mahallerden gelen yolcular ve ticarî malları Sıhhiye Nezâreti’nin(Sağlık Bakanlığı)bildireceği süre zarfında karantina altına alınırdı. Tahaffuzhâne merkezine gelen yolcular sağlık kontrolünden geçirilerek tütsüleme işlemine tâbi tutulurdu. Trabzon vilâyetinde Polathane(Akçaabat), Hopa, Hamsiköy, Ordu, Giresun, Ünye ve Samsun dâhilindeki tahaffuzhânelerde bu çalışmalar yapılırdı.6

Kolera tespit edilen mahallin liman ve sahilinden gelen gemiler ile karadan gelen yolcular tahaffuzhânelerde on gün süreyle karantinaya tâbi tutulurdu. Tahaffuzhânelerdekarantina müddetini tamamlayan ve tıbbî muayenelerinde sağlam oldukları anlaşılanlara pratikaları verilirdi.7

Karantinahânelerin geliri, buraya gelen hasta insan ve hayvanlardan alınan resmlerdi(vergi). Karantinahane binaları devlete ait olabildiği gibi kiralanabiliyordu da. Belgelerden öğrendiğimiz kadarı ile Samsun Karantinahânesi binası devlete aittir. Ünye Karantinahânesi(tahaffuzhâne) binası ise 1858/59 yıllarındaaylık kirası 30 guruş olmak üzere kiralanmış, özel şahıslara aittir.3

1840 yıllarında yaptırılan Samsun karantinahânesi kurulduktan sonra Samsun mülhâkâtından olan Ünye’de de bir karantinahâne yapılmıştır.3 1840 yılından sonra kurulan karantinahâne, kurulduğu günden itibaren işlevini devam ettirmiştir.1

1858/59 yıllarında Ünye Karantinahanesi Müdür Vekili İzzet Efendi idi ve devletten 450 guruş maaş almaktaydı.Gardiyan ise Mehmed idi ve o da 100 guruş maaş almaktaydı.3-11858/59 yılının Mayıs ayında Samsun karantinehânesinden 172 guruş, Ünye karantinehânesinden 455 guruş, toplam 627 guruşlukrüsûmat geliri elde edilmiştir(BA, Kepeci 6183, s. 3). Ancak bu aya ait gelirin çeşitli sebeplerle az olduğunu, başka bir belgedeki yıllık gelirden öğrenmekteyiz.3 Bu rüsumat geliri ile karantinahânenin giderleri karşılanmakta, hattâ geriye kalan hâsılat da Maliye Nezâreti’ne(Bakanlığına) gönderilmekteydi. Ayrıca Samsun ve Ünye’de karantinahânelerin kurulmuş olması, bu iki liman ve gümrüğün ticarî açıdan işlek ve gelişmiş olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir.3-1

Ünye karantinahânesinin maaş tutarı 550 guruş ve bir aylık kirası da 30 guruştur. 1858/59 yılında Samsun ve Ünye karantinahânelerinin bir aylık giderleri 2.059 guruştur.3

Takvim-i Vekayi’den öğrendiğimize göre Osmanlı Devleti’nde bu sırada Karadeniz’de var olan karantinahâneler şunlardı: Boğazlar, Bahr-i Siyah (Karadeniz), Zonguldak, Ereğli, Sinop(1892), İnebolu, Samsun(1837 – 1845), Giresun, Polathane(Akçaabat), Trabzon(1869) ve Rize.5

“Abaza ailelerinden hicret edeceklerin giriş yerleri olan Trabzon, Samsun ve Sinop iskelelerinde karantina ve hastaları tedavi için üç doktor bulundurulması, bu doktorlara maaş tahsisi ve gelen muhacirlerin şehir dışına iskân edilmeleri.” hakkında Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde belge mevcuttur.8

Ünye doğumlu Osmanlı devlet adamlarından Mehmet Hüsnü Efendi, Polathane kazası Karantina memurluğundan mütekaid Raşit Efendi zâde Ünyeli müteveffa Ahmet Hulusi Efendi oğludur. 1268 sene-i hicrisi(Milâdî 1851/52)evâsitında – evail-i sene-i malî 1268 – Ünye’de tevellüt ettiği nüfus tezkire-i Osmâniyesisûret-i musaddakasında muharrerdir.9

Samsun’a zor şartlarda gelen muhâcirlerin mevcudunun altmış bini bulduğu ve bunların özellikle barınma, giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarının bir an evvel giderilmesinin zarurî olduğuna dair 18 Mayıs 1864 tarihli bir Osmanlı belgesinden (Fi 9 Z sene [1]280 ve fi 3 Mayıs sene [1]280) bazı alıntıları sizlerle paylaşmayı gerekli görüyorum:10

Pişgâh-ı Sâmi-i Cenâb-ı Müfettişiye – Arz ve beyandan müstağni olduğu üzere yirmi günden beriSamsun’a vurud eden muhâcirîndenbi’l-ikdâm Anadolu içerilerine sevk irsâl olunanlardan maada elyevm burada mevcud bulunan nüfusun adedi altmış bine bâliğ olduğu halde bir uçtan dahi la yenkati’vurud etmekte olup evvelce yaptırılmış olan barakalara dolduktan ve elde bulunan karantina mahalli ve Salihbey Hanı’na dahi bi’z-zarure konulduktan başka elan kırk binden ziyâdesi ırmağın bir ucundan bir ucuna kadar açıkta kalmışlardır. … ekall olarak ekserisiçırıl çıplak olup üzerlerinde setr-i avret edecek elbiseleri olmadığından ihsan ve irsâl buyurulmuş olan elbiselerin hemen iksa olunmakta olduğu halde vefa etmeyip pek çoğu yine çıplak kalmıştır. …

… Hastagânın tedavisi zımnındatâyin ve irsâl buyurulmuş olanTabib Ali Efendi on, on beş günden beri ve hummadan ağırca hasta olarak bakamadığından bi’z-zarure memleket hekimi Cezepe’nin viziteye memuriyeti tensib olunmuş ve vizite icrâ etmekte bulunmuş ise de bir adamın dört, beş bin kadar hastaya beher güne başka başka vizite ederek illetlerinin teşhisiyle mualecenin tertibine vefa edemeyeceği derkâr bulunmuştur. …10

Kazalarda, liman reisleri, karantina memurları, telgraf müdürleri, rüsumat müdürleri vardı.

1870/71/72 yıllarında Ünye’de deniz bağıntısı dolayısıyla Karantina Müdürlüğübulunmaktaydı. Müdür Vekili Osman Efendi, Ünye Liman Reisi de Kolağası Ali Kapudan idi.11-12(Trabzon Vilâyeti Salnâmeleri TVS, H. 1287/1288/1289;67, 73 ve 72. sayfalar). Devam edecek

KAYNAKÇA :

1DOĞAN, Osman – Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kültür Yayınları: 3, Samsun, Temmuz 2003, I. Baskı, 514 sh.

2SARIYILDIZ, Gülden – “Karantina” DİA C. 24 (İstanbul, 2001), s. 463. / KARAL, Enver Ziya – Osmanlı Tarihi, C. V, Ankara, 1970, s. 156.

3YOLALICI, Yrd. Doç. Dr. M. Emin – XIX. Yüzyılda Canik (Samsun) Sancağı’nın Sosyal ve Ekonomik Yapısı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, XIV. Dizi – Sayı: 20, 183 sh., Ankara, 1998, ss. 140 – 143.

4ÖKSÜZ, Doç. Dr. Hikmet –Atatürk Dönemi’nde Trabzon’da Sağlık Hizmetleri, Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi, Sayı: 3, sh. ss. 75-76.

5YILDIZ, Dr. Özlem – Osmanlı Devleti’nde Deniz Ticareti (1908 – 1914), Tarihçi Kitabevi Yayınları: 66, Ekim 2014, I. Baskı, 363 sayfa, ss. 205 – 214.

6YÜKSEL, Ayhan / 1892 – 1895 Kolera Salgını ve Giresun’dan Taltif Edilenler, Giresun Gazete, s. 1.

7ÇELİK, Civan / YILMAZ, Ahmet Ali – Samsun’da (Canik) Kolera Salgını (1893 – 1911), Geçmişten Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri I, Edt. Prof. Dr. Osman KÖSE, Canik Belediyesi Kültür Yayınları No. 7, Samsun, 2015, sh. 221 – 238.

8BENK, Ahmet Cevat – Osmanlı Arşivinden Çerkes Sürgünü, Jineps Gazetesi, Ocak 2010, BOA, Tarih 25/Z1283 Hicrî (Milâdî 1867), Dosya No.: 380, Gömlek No.:57, Fon Kodu: A) MKT.MHM.

9DAĞDELEN, İrfan – Ünye Doğumlu Osmanlı Devlet Adamları, Ünyeliler Derneği Yayınları, 2004, 160 sayfa.

10BACACI, Sabri – Tarihin Bir Döneminde Ünye ve Çevresinde Yaşanan Olaylar (1864 – 1920), I. Basım, ÜNSEV Kültür Yayını No. 1, Mart 2008, 222 sh.

11GÜVEMLİ, Prof. Dr. Oktay – Doğu Karadeniz ve Ordu Üzerine, ORSEV Yayınları, Haziran 1995, 188 sayfa.

12MİSTEPE, M. Ufuk – Bir Asır Önce Ünye, Ünye Haber Gazetesi, 22.10.2013, Sayı: 1714, Yıl: 10.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya Ve Çete Reisleri – III

13 Temmuz 2018 okunma
Eşkıyanın icraatını “XVIII. Yüzyılda Ünye’de Eşkıyalık Hareketleri” konu başlıklı makalemizde beş madde halinde açıklamaya çalışmıştık.32Orta Karadeniz Bölgesi’nde eşkıyanın kaynağını, yerli ahaliden bazıları ile çeşitli oymak ve... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – I

6 Temmuz 2018 okunma
Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çevriyazı çalışması ve 17 basılı yayını ile araştırmacıların dikkatini çekmeyi başaranAraştırmacı, Yazar, NahhatSayın Murat Dursun TOSUN’un ele aldığı bazı belgeler Ünye ve Ordu hinterlandını da... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – VI

29 Haziran 2018 okunma
Ordu kentinin aldığı göç, 1950’yi izleyen 10 yılda kent nüfusunun.. %72 artarak, 1960’ta 20.000’in üzerine çıkmasına yol açtı. Ancak, bu dönemde öbür ilçe merkezlerinden hiçbiri henüz benzer bir nüfus çekim merkezi olmamıştı. Nüfusu 1960’ta... Devamını Oku

Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi – I

22 Haziran 2018 okunma
“Ünye’de Karantina ve Tahaffuzhane” konu başlıklı makale dizimizi hazırlarken Çambaşı’nda da iki tahaffuzhane olması bizi Osmanlı Arşivi Uzmanı Adnan YILDIZ Bey’in “Çambaşı Rüştiyesi ve Tahaffuzhanesi”1 adlı makalesine; makalede söz konusu edilen... Devamını Oku

Canik Sancağı ve İdarecileri – V

14 Haziran 2018 okunma
Giresun Kaymakamı Mehmed Ziya Bey 1903 yılında görevinden alınarak yerine Ünye’den Kaymakam İbrahim Halil Paşa atanmıştır. İbrahim Halil Paşa (1902), İbrahim Halil Tarhan (1903), Arif Bey (1904) ve Fahreddin Kiper 1909 yıllarında Ünye’de kaymakamlık... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – V

1 Haziran 2018 okunma
Köprübaşı’nda Lâhna Deresi’ni takiben 150 m içeriden sol istikamete doğru bir 100 m daha ilerlediğinizde Balık Değirmeni mevkiine varırsınız. Burada değirmen yoktur.. ama belirli bir mesafe önünde ve arkasında vaktiyle değirmen varmış. U şeklinde taş... Devamını Oku

Ünye’ye Dair Dört Osmanlıca Belge

25 Mayıs 2018 okunma
Sayın Murat Dursun TOSUN, Ünye ile ilgili olarak Osmanlıca yazılı 4 dosyada bulunan belgeleri inceleyip bizlere de istifade imkânı sağlamıştır. Ünye Makaleleri içerisinde yer almasında fayda mülâhaza ettiğim bu transkripsiyon çalışmasını sizlerle... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Çete Reisleri – II

18 Mayıs 2018 okunma
Bu uzun makale dizisinde, birlik ve beraberliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde özellikle tarihin tekerrür etmemesine odaklı ders alınması gereken acı ve tatsız yaşanmışlıklar ele alınmıştır(konuyu istismar etmeye eğilimli, okuma kültüründen... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – V

11 Mayıs 2018 okunma
Lozan Barış Konferansı’nda 30 Ocak 1923’te Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalanmış ve 24 Temmuz 1923’te Lozan Anlaşması ile onaylanmıştı. Türkler için... Devamını Oku

Canik Sancağı ve İdarecileri – IV

4 Mayıs 2018 okunma
1805 tarihinde Erzurum’dan idarî olarak ayrılan Şarkî Karahisar tekrar Trabzon Livasına bağlanmıştır. Bu tarihlerde Ordu (Bayramlı ve Bucak) ve yine Ordu’ya bağlı Hapsamana (Gölköy) nahiyeleri de Şarkî Karahisar’a bağlıydı. Bayramlı, Ordu şehrinin 4 km... Devamını Oku