son haberler

Ünye’de Karantina ve Tahaffuzhâne – III

Yayınlanma Tarihi: 30 Kasım 2018 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

20 Haziran 1894 tarihinde Sıhhiye Nezâreti’ndenSadaret’e(Başbakanlık) gönderilen yazıda; Bafra, Ünye ve Fatsa’da kolera hastalığının ortaya çıkması ahalinin hastalıktan dolayı sağa sola kaçmalarının hastalığı yayma tehlikesi olduğu ve bölgenin 10 gün karantina altına alınmasına rağmen 24 saat devamlı gözetim altında tutularak gelip gidenlerin doktorlar tarafından kontrol edilmesi istenmiştir (BOA, Y.A.HUS 300/60).1

“Bafra’da koleradan bir vaka olduğu ve Ünye’deki hastalıklardan dolayı dahi ahaliden bin kadar nüfusun etrafa köylere kaçtığı ve Samsun karantinahânesitabibliğinden alınan telgrafnâmede bildirilmiş ve gerçi Bafra’dan Fatsa’ya kadar bu iki mahal dahi olduğu halde Karadeniz sahillerine gidip gelmesi 10 gün karantinaya tâbi tutulmuş ise de sair sahillerin 24 saat ihtiyat muamelesi altında bulunmasına binaen, Bafra cihetinden hastalığın bulaşmış sayılan sahillerin, Sinop hariçte kalmak üzere oraya kadar uzatılması ile Fatsa’dan Sinop’a kadar bu iki yer arasında geleceklere, geçmiş karar gereği Sinop tahaffuzhanesinden 10 gün karantina kurulmuş ve Ünye’deki hastalıktan dolayı, ahalinin etrafa yayılması hastalığın genişlemesine sebep olacağından Ünye’nin dahi kara ve deniz cihetinden muhafazasıyla ahalinin öteye beriye kaçmalarına meydan verilmemesi ve Sinop’un dahi hastalığın bulaştığı yerler arasında sayılan yerlere karşı Sinop’tan korunması sağlanması hususunun yüce tarafınıza arz olunması dairesinde ifade kılınmış.”

Bir gün sonra Sadaret cevabında, Ünye’de kolera zuhurundan dolayı Karadeniz’deki bazı sahillere gidiş ve gelişler hakkında konulan karantinanın bir derece daha genişletilmesi ve Ünye ahalisinden bir takımı köylere kaçmış olduklarından mezkûr mahallin kara ve deniz cihetinden muhafazaya alınarak ahalinin kaçmasına meydan verilmemesi ve Sinop’un dahi bulaşık sayılan mahallere karşı korunması hakkında Sıhhiye Nezâreti tezkiresi gereğince Trabzon ve Kastamonu vilâyetlerine bildirmiştir. 22 Haziran 1894 tarihinde Sadaret’ten çıkan yazıda, şunlar belirtilmiştir (BOA. Y.A.HUS 300/60):1

Ünye kasabasında kolera zuhur ettiğine binaen bu kasabaya gerektiği kadar diplomalı ve kabiliyetli doktor ve ilâç gönderilmesi ve memalik-i şahanenin hangi tarafında kolera hastalığı mevcut olup her birimde ne miktar meydana geldiği ve ölüm olup olmadığının bildirilmesiyle beraber, hastalığın bulunduğu yerlerde söndürülmesiyle etrafına yayılmasına mahal vermemek için gerekli sıhhî ve koruma tedbirlerinin alınması hakkında 20 Haziran 1894 tarihli hususî tezkeresi ile tebliğ olunan padişahın iradesine uygun olarak geçenki tebligata cevaben hastalık zuhur eden yerlere buradan gönderilen doktorlar marifetiyle alınan sağlık ve korunma tedbirleri hakkında bazı tafsilâtı ve Ünye’de dahi hastalık ortaya çıktığının haberi alınmasını müteakip Sıhhiye Dairesi’nce hemen bir tabip gönderildiği ve hastalığın böylece genişlemesini önlemesi için bundan 3 – 4 sene önce Sıhhiye Meclisi’nden düzenlenen Bâb-ı Âli’den vilâyetlere gönderilen talimatın hükümlerinin yapılmasına özen gösterilmekte olduğu cihetle bu babda bütün vilâyetlere kuvvetli tebligat yapılmasını gerekli gördüğünü ve Ünye’de ahalinin etrafa kaçmış olmaları gibi bir halin tekerrür etmemesi hakkında gerekli yerlere icap edenlere yapılması gerekenlere hâvi Sıhhiye Nezâreti’nden gelen tezkere ile bir kıta cedvel yüce görüşünüze takdim kılınmış, bütün vilâyetlere ve müstakil sancaklara tebliğ edilmiş… Hastalığın def edilmesi işinde fevkalâde ikdam olunmasının ve tembellik olursa bu durumun şiddetli mes’uliyete mucip olacağından lâzım gelenlere te’kid bildirilmiş ve Sadaret’e yazılmıştır.”1

Samsun ve Ünye karantinahânelerinin hâsılat ve masarifât-ı sıhhiyesi ile görevlilerin mahiyelerini mübeyyin defterde detaylara ulaşmak mümkün (3A lef, Gömlek No. 868, ML.d…)

1896 yılında Karantina Memuru Osman Efendi, Gardiyan da Osman Efendi ve Liman Reisi Mustafa Efendi’dir (TVS, H. 1313, 266. sh.).

1898 ve 1900 yıllarında Liman Reisi Mustafa Efendi’dir (TVS, H. 1316/1318, 319 ve 210. sh.).

1901 yılında Karantina Memuru vekili Mahmud Efendi, Liman Reisi Ahmed Efendi’dir(TVS, H. 1319, 139. sh.).

1902/1903 yıllarında Ünye Karantina Dairesi’nde Karantina Memuru Suad Efendi, Kâtibi (1902) – Gardiyan (1903) Hakkı Efendi’dir. 1903 yılında Ünye Liman Dairesi Reisi AhmedKapudan, Çavuşu Şükrü Efendi’dir (Trabzon Vilâyeti Salnâmeleri, H. 1320/1321, 257 ve 411. sh.).

1904 yılında Ünye Karantina Memuru Suad Efendi’dir. Liman Reisi Ahmet Kaptan, Binbaşı M. (Gümüş grit madalyası).16-18

1908 Haziran’ında Rusya sahilinde görülen koleranın Karadeniz’e sirayetini önlemek amacıyla Sinop’tan Hopa’ya kadar olan sahilde tarassudât(gözlemler) icra etmek amacıyla ordu gambotu memur edilmiş, Sinop’tan Boğaz’a kadar olan alanda ise Gökçedağ sefinesi görevlendirilmişti.19Ancak bu gambot(ağır top taşıyan küçük savaş gemisi) ve sefine (gemi)yeterli değildi. Sinop’tan Hopa’ya kadar olan sahilde yelkenli gemiler ile Lâz kayıklarının bazıları yük ve yolcu taşımaktaydılar. Böylece hastalığın Karadeniz sahiline sirayeti tehlikesi doğuyordu. Bu yüzden bu konu Bahriye Nezâreti’ne(Denizcilik Bakanlığı) yazılmıştı. Bu yazılarda tarassudât amacıyla vapurlar alındığı, bunların süratle iş görmesi istenmekteydi.19-5

1911 yılında da Ünye’nin karantinaya alındığını görmekteyiz. Buna göre Ünye’ye gelenlerin tıbbî muayeneye ilâve olarak Sinop veya Kavak’ta Manastır Ağzı Tahaffuzhânelerinden birinde temizlenip fennî tütsülemeye tâbi tutulması istenmekteydi (BOA. DH.EUM.THR 66/50).1

1915-16 yıllarında Ünye,Rus savaş gemileri tarafından bombalandı. Bu tarihlerde kıtlık, savaş gibi nedenlerden dolayı Ünye’de sıtma salgını ortaya çıktı.15

07 Mart 1916 tarihinde kolera salgını mültecilerle Sivas’a taşınmış; oradan Kayseri’ye ulaşmıştır. Yine Sivas’tan Tokat’a, Amasya’ya, bir yandan sahil boyunca yine mülteciler arasında Giresun, Ordu, Fatsa, Ünye ve Samsun’da kolera vakaları görülmüştür.20

Birinci Dünya Savaşı içerisinde, 1916-1918 yılları arasında yaşanan Rus işgali ve muhacirlikte Trabzon ve çevresi veba, sıtma ve İspanyol nezlesi gibi önemli salgın hastalıklarla karşılaşmıştır. Bafra’dan Of’a kadar uzanan bölgede halkın %20-30’u sıtmaya yakalanmıştı. Sıtmaya karşı mücadele için merkezi Samsun’da olan bir enstitü ile buraya bağlı olarak çalışmak üzere Bafra, Çarşamba, Terme, Fatsa, Ünye, Ordu, Giresun, Tirebolu, Vakfıkebir, Trabzon ve Of’ta laboratuvarlar kurulmuş, bunlara uzman birer doktor ile gereği kadar sıhhiye memuru atanmıştı.21

Muhtemelen Ünye’de gemiler bir mil açıkta bekletilirdi. İskeleden kalkan sandalla bir doktor, tahaffuzhâne memuru ve bir kâtip (ya da gardiyan) gemiye çıkar; çaparlar da yük ve hayvan taşıma maksatlı motorlarla çekilir. Hasta olanlar kayıt altına alınır ve farklı sandallarla tahaffuzhâneye getirilirler. Burada diğer yolculardan ayrı yerlerde banyo yaptırılır vetecrit pavyonudenilen odalara alınır. Sağlıklı yolcular da sandallarla iskeleye getirilir. Eşyaları, iskeleye kadar uzanan bir raylı sistemle sterilizasyon kazanlarına aktarılır. Yolcular ise banyo yapabilecekleri malzemelerle “duşluk” denilen bölümlere giderken, üzerlerinden çıkardıkları elbiseler de sterilizasyon bölümüne yollanarak dezenfekte edilir. Duştan çıkanlara çeşitli ikramlar yapılır. Burada doktor kontrolünden geçirilir. Bu işlemden sonra içinde hasta olmayan gemiler yoluna devam edebilirken, hasta olanlar alıkonulur, hasta veya hastaların ya iyileşmesi ya da ölmesi beklenir. Bu durum aynı zamanda diğer yolcuların sağlık durumlarının da gözetim altına tutulması anlamına gelir.22

Bilinen faydaları yanında, devletlerin finans kaynaklarını tüketen, ticareti zedeleyen ve dolayısıyla fakirliğe yol açan karantina uygulamaları, Osmanlı Devleti için de tahripkâr olmuştur.5

Döneminin önemli tarihî olaylarına tanıklık eden tahaffuzhâne adlı yapılar topluluklarının, tüm ülkede Osmanlı Dönemi’nin sağlık örgütlenmesi ve tıp tarihi, göç ve mübadele tarihi ile endüstri arkeolojisi açısından taşıdığı önemler nedeniyle “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmeleri24 gerekirdi.

KAYNAKÇA :

1DOĞAN, Osman – Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kültür Yayınları: 3, Samsun, Temmuz 2003, I. Baskı, 514 sh.

5YILDIZ, Dr. Özlem – Osmanlı Devleti’nde Deniz Ticareti (1908 – 1914), Tarihçi Kitabevi Yayınları: 66, Ekim 2014, I. Baskı, 363 sayfa, ss. 205 – 214.

15GENATSVALE.NET – Ünye უნიეhttps://genatsvale.wordpress.com/unye/

16ÇALIK, Mustafa – Tarihi, Sarayı, Konakları, Kadıları, Hattatları, Fındığı, Mısırı ve Gemiciliğiyle Ünye, Avrupa Yakası Ünyeliler Derneği, 1999, 272 sayfa.

18TRABZON Vilâyeti Salnâmesi – H. 1322 / M. 1904, 22. Cilt, Haz.: Kudret EMİROĞLU, 20.01.2009, Ankara, 909 sh.

19Dz. Müzesi Arşivi, Mülga Bahriye: 676/145, 17 Cemaziyülevvel 1326 H. / 17 Haziran 1908 M., 676/146, 676/14.

20ÖZDEMİR, Prof. Dr. Hikmet – Salgın Hastalıklardan Ölümler 1914 – 1918, TTK, I. Baskı, 2005, 444 sh.

21Veysel Usta, “Tanzimattan Cumhuriyet’e Trabzon’da Sağlık”, Anadolu’nun İlk Tıp Gazetelerinden Hekim, Hazırlayan: Mustafa Çulfaz, Serander-Trabzon Tabip Odası Yayınları, Trabzon 2007, s.XXI.

22IRMAK, Hüseyin – Osmanlı ve Türkiye Girişlerindeki İlaçlama Merkezleri: Tahaffuzhaneler, Sanayici Ekonomi ve İş Dünyası Dergisi, 02 Ağustos 2013.

24KAHYA, Prof. Dr. Yegan – Tuzla Tahaffuzhanesi, İTÜ Mimarlık Fakültesi-ICOMOS Türkiye, Bildiri Özeti.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhı – II

14 Aralık 2018 okunma
Türkiye Büyük Millet Meclisi ruznâmesinde (gündem)görüşülecek mühim bir madde kalmadığından Dokuzuncu Devre’nin nihayete ermesi dolayısıyla Büyük Millet Meclisi Reisi Refik KORALTAN tarafından toplantıya son verilmesine ve yeni Meclis’in 14 Mayıs 1954... Devamını Oku

Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi – III

7 Aralık 2018 okunma
Sayın TOSUN, belgelerde yer alanMehmed Ali Efendi ile ilgili tanışıklığını şöyle anlatır: Daha önce arşivden almış olduğum belgeyi okuma sırası gelince Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi’yle tanıştım (Ek-1). Belgeyi okuyunca onun çalışkanlığı ve... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – II

23 Kasım 2018 okunma
Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Çete Reisleri – IV

16 Kasım 2018 okunma
Âyânların devlet otoritesine gölge düşüren bir zümre olmasından dolayı her ne kadar devlet, onların mahallî otoritelerinden idarî, malî ve askerî hususlarda faydalansa da öldüklerinde âyânlıklarını suç sayarak, muhallefatlarına el koymak suretiyle... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – II

9 Kasım 2018 okunma
Divanî üslûpla yazılmış okunması zor bir diğer belge de Ünye asıllıHazinedârzâde Süleyman Paşa’ya ait. Konusu: Ölen Canikli Ali Paşa’nın üvey vâlidesi ve Hazinedârzâde Süleyman Ağa’nın zevcesi Hanım’a Karaköy çiftliğinden miri matlubunun... Devamını Oku

ÜNYE İSKELESİ’NİN SAMSUN EKONOMİSİNE ETKİLERİ – II

2 Kasım 2018 okunma
Müfettiş Ali Rıza Efendi’nin ve Canik Meclisi’nin son mazbatasında Samsun’un pek çok Anadolu şehrinin ve Irak’ın ana geçiş noktası olduğu, limanının olmamasının yanında bir de sağlam iskelesinin bulunmamasının ticarete darbe vurmak anlamına geldiği... Devamını Oku

Ünye İskelesi’nin Samsun Ekonomisine Etkileri – I

26 Ekim 2018 okunma
Üç tarafı denizlerle çevrili olan Anadolu’da H. 1002 / M. 1594-1595 tarihli Menzil ve İskele Defteri’ne göre üç kara yolu güzergâhı ve iki de deniz rotası bulunmakta olup bu rotalardan ilki –Anadolu sol kol rotası– Üsküdar’dan başlamakta ve... Devamını Oku

Eski Ünye İskelesi

19 Ekim 2018 okunma
‘Alybě’ ve ‘Khalyb’ adlarının kökleri eski Anadolu dili Luvice’deki iki sözcükten gelmiş olabilir mi? Bunlar ‘tuz’ ve ‘deniz’ anlamlarına gelen ‘ali’ ile ‘iskele’ ve ‘kıyı’ anlamlarına gelen ‘kala’ sözcükleri. Bu sözcüklerin her... Devamını Oku

Karadeniz’e Damgasını Vuran Nücûmîler

12 Ekim 2018 okunma
Günümüzde “astroloji” olarak nitelendirdiğimiz ‘yıldızların hareketinden geleceği öğrenme işi’ne eskiler “ilm-i nücum” derlerdi. Nücûmî; Arapça nucūm “yıldızlar, yıldız ilmi, astroloji” sözcüğünden alıntıdır ve... Devamını Oku

Araştırmacılar Neden Kaynağın Orijinini Ararlar?

5 Ekim 2018 okunma
Charles TEXIER’nin “Küçük Asya” (AsieMineure – AsiaMinor) adlı eserinde yer alan bazı mesafe ve terimlerdeki şüphe doğuran hususlar vaktiyle dikkatimi çektiğinden eserin orijinaline ulaşma arzum nedeniyle konuyu araştırmış ve orijinali ile günümüz... Devamını Oku