son haberler

Ünyeli Ufkî ve Ali Ufkî Bey

Yayınlanma Tarihi: 5 Nisan 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Ablam küçük yaştan beri bana “Ufkî” mahlâsıyla seslenirdi. Hoşuma gitmiyor da değildi hani! Malûm, Ünyeliler birçok konuda “İlk ve Tek” olmaya bayılırlar. O itibarla gençliğimde ‘Ufkî’yi benden başka kullanan yok bilir ve içten içe haz duyardım. Çünkü ben yaştakiler arasında UFUK ismi çok azdı ve daha eskilere ait bu isimle şöhret yapmış birini bulana da ‘aşk olsun’du. Azıcık edebiyatla haşır neşir olmaya başlayınca ne göreyim?.. ben o yola gireli çoktan o yoldan dönen bir başka UFKÎ daha yok mu? Eh..karizmam çizilse de yaşayanlar arasında başka bir Ufkî daha olmayışıyla idare etmeliydim artık!

Ali Ufkî Bey, soylu bir Polonya ailesinden geliyor. 1610 yılında, bugün Ukrayna’da bulunan, Lvov şehrinde doğdu. Lehçe Albert Bobovius olan adı aslında Wojciech’tir. Wojciech delikanlılık döneminde çok iyi bir eğitim görmüş olup Lâtince ve Yunanca’nın yanı sıra musikî eğitimi de almıştır. 18 yaşında Kırım Tatarları tarafından esir alınarak hayatının ikinci döneminin başladığı İstanbul’a getirilmiştir. Genç Wojciech’in çeşitli kaynaklarda ismi Albert Bobowski, Albert Bobovio, AlbertusBobovius gibi Lehçe isimlerin yanı sıra Müslüman olduktan sonra Ali Bey, Hali Bey, Alli, Hulis Bey isimlerinin de kullanıldığı görülür. Sonunda Ufkî mahlâsını alır vekanun’a benzer santur çalgısını çalabildiğinden “Santurî Ali Bey” olarak şöhret kazanır.1

Ali Ufkî (Albert Bobowsky) IV. Mehmed’in tercümanlığını yapmış bir Leh mühtedisidir. İstanbul’da Enderun’da terbiye edilip yetiştirilen Ali Ufkî, birçok diller öğrenmiş, tercümeler yapmış, gramer, hâtırât, şiir türlerinde eserler vermiş, minyatürle uğraşmış ve aynı zamanda besteler vücude getirmiş çok yönlü bir şahsiyettir. İlk defa klâsik ve halk musıkî eserlerimizi Batı notası ile tesbit etmiştir.2

Bizim Ünyeli Ufkî’ninde asıl adı Mahmut Ufuk MİSTEPE’dir. Kastamonu Âyânı Mustafa Bey’in oğlu Trabzon Vâlisi İskender Paşa’nın yedinci bâtından torunu olup soylu bir Türk ailesinden gelmektedir. XIX. yüzyılın ortalarında Sancak statüsünde olan Karadeniz’in incisi Ünye ilçesinde 03 Mart 1956’da doğdu. İyi bir tedrisat dönemi geçirmiş olup Fransızca’nın yanı sıra Osmanlıca eğitimi de almıştır. 1991 yılına dek meslekî konularda (orman endüstri mühendisliği) araştırmalarını sürdürmüş, makale ve kitaplar yazmış ve Mayıs 1991’den itibaren de Ünye ve Zile kültürüne odaklanarak 775’yi aşkın tarihî ve kültürel makaleye imza atmıştır.

Ali Ufkî Bey tahminlere göre 19 yılını geçirdiği Topkapı Sarayı’na geldiğinde yaşı 22 ile 29 arasında olmalıdır. Enderun’da eğitimini tamamlar. Burada mükemmel Türkçe öğrenir, Türk musikîsi ve şarkılarıyla ilgilenir. Nota yazmayı bilmesi ve sesinin güzelliğiyle kısa sürede takdir kazanarak hanendeliğe yükselir ve musikî hocası olur. Avrupa nota sistemiyle Türk klâsik musikî eserlerinin yanında halk ezgilerini notaya alarak “Mecmuâ-i Sâz u Söz” (Ali Ufkî Edvârı) adıyla bir eser hazırlar. Bugün bu eser Londra’da British Library’de saklanmaktadır. Bu eserin müsveddesi niteliğindeki “Şiir ve Şarkı Mecmuası” isimli diğer bir yazma da Paris’te BibliotequeNational’de Türkçe Yazmalar arasında bulunmaktadır. 1657 yılında da bir Paşa’nın yanında Mısır’a gitmiştir. Paşa’nın lütfuyla burada azat edilmiş ve İstanbul’a dönmüştür. Ömrünün sonuna kadar pek çok eser yazmıştır.1

Ünyeli Ufkî,lisans eğitimini yaptığı KTÜ Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduğunda (1978) 22 yaşındadır ve o yılın sonunda Zileli Fatma Saliha AKYUNAK Hanımla evlenir. Sürekli kitap okuyarak kendisini geliştirir. Araştırmacılığa meyleder. Meslekî alanda dört kitap yazar. Bunlardan biri olan 304 sayfalık “FratelliPagnoni Sistem Yonga Levha Teknolojisi” adlı kitap mühendislik dalının o konuda yazılan ilk Türkçe kitabı olma özelliğini taşır. Amatörce musikî ile de ilgilenir, kurslara gider ve enstrüman çalmayı öğrenir. ‘Nota ve Sözleriyle Zile Türküleri’ ve ‘Ünye Şarkı ve Türküleri’ adlı iki eser yayımlar. Şiirlerini ‘ÜNZİLE Düşleri’ adlı kitapta toplar.

Osmanlı’da dinî anlamdaki kafa karışıklığı Müslüman toplulukla da sınırlı değildi. 1648’de müritlerine ‘mesih’ olduğunu açıklayan Musevî Sabetay Sevi, yükselen tepkiler karşısında din değiştirerek kendisini korumuştu. Ali Ufkî’ninPolonyalı bir mühtedi(DÖNME)olarak nüfuz ettiği Osmanlı kültürel yaşamı 17. yüzyılda özgün portreler üretebilmişti. Ali Ufkî Bey’in çalışmaları sonradan içine dahil olduğu bir dünyanın merkezinden her iki kültüre de vakıf bir yazarın gözüyle aktarımlar içermektedir. Kendisi de bir mühtedi olan Ali Ufkî Bey’in İslâm, ibadet, hac ve İslâmî gelenekler üzerine yazdığı Lâtince ve Türkçe çalışmalar da özellikle anılmalıdır.3

Osmanlı coğrafyasında olduğu gibi Türkiye’de de ideolojik ve mezhepsel anlamdaki kafa karışıklığı Müslüman toplulukla sınırlı değildi. 1492’de II. Bayezid döneminde Osmanlı çınarı gövdesine bir ağaç kurdu gibi sokulan SefaradYahudileri’nin Selânik, Edirne, İstanbul ve İzmir’e yerleşip, FETÖ’nün onlardan feyz aldığı benzer eğitim sistemlerini kurarak Enderunla başlayan ve Feyziye Mektepleriyle Osmanlı eyâletlerine yayılan dönmeler üst düzey bürokrat kadrolarını ele geçirmişlerdi. Ve nihayetinde Osmanlı Devleti’ni yıkmayı başardılar. Ülkemizdeki süreç; siyasetenAtatürkçü – Milliyetçi – Muhafazakâr bölünmüş kimliğiyle günümüze dek etkisini sürdürdü. Ünyeli Ufkî’ninSabetaycı dönmelerle dolaylı ilgi arz eden ‘Feyziye Mektepleri ve Anafarta İlkokulu’ adlı Türkçe makaleleri de hassaten gözden kaçırılmamalıdır.

Ali Ufkî Bey’in dil ve gramere dair çalışmaları daha erken devirlerde kaleme alınmıştır. 1666 yılı başlarında bir Türkçe gramer hazırlayan Ali Ufkî, ayrıca Türk âdetlerine de yer verilmiş olan bir Fransızca – Türkçe mükaleme kitabı kaleme alır. Bu çalışma Türklere Fransızca, Fransızlara ise Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanmış olan didaktik bir eserdir. Ancak filolojik olarak onun en çok ses getiren çalışması Kitâb-ı Mukaddes’in tercümesidir. Hollanda elçisi Levinus Warner’ın isteği ve malî yardımlarıyla gerçekleştirilen tercüme Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid ve Apokripha’dan meydana gelir. Günümüzde kullanılan Kitâb-ı Mukaddes’in de dayandığı temeli oluşturur.3

Kendisi de bir “Yenikapı Ruhçu” olan Ünyeli Ufkî, mason şeyhülislâmlar ve Sabetaycı imam ve Siyonist &Evanjelist efendilerin kitapları ve konuşmalarına hep kuşkuyla bakmıştır. Ünyeli Ufkî’nin dile olan hassasiyeti daha mesleğinin ilk yıllarında depreşmeye başlar. Tercümelerde duyduğu sıkıntı ve zorunluluktan dolayı Fransızca – Türkçe Bilimsel Terimler Sözlüğü çalışmalarına başlar ve uzun yıllar sonra grup çalışması gerektiren bu devâsa boyutlu işi neticelendiremeden sonlandırır. Kültürünü aldığı Çepni Ağzı’nı araştırır ve bu ağızla yöresel şiirler yazmaya başlar. “ÜnyelüceLûgat – Ünye Ağzı Terim ve Deyimleri Sözlüğü” adlı 354 sayfalık kitabını yazar. Ünye Belediyesi de sponsorluğunu üstlenir.

Erken modern çağlarının yarattığı entelektüel portresiyle uyum gösteren Ali Ufkî Bey, aynı zamanda şâir ve sazendedir. Türkçe’yi sonradan öğrenmiş biri olarak özellikle aşık tarzındaki şiirlerinde yakaladığı düzey onun yeteneğinin göstergesidir şüphesiz. Bununla birlikte asıl mahareti müzisyenliğinde gizlidir. Mecmûa-i Sâz ü Söz’ün kapağında kendisini santurî olarak tanıtan Ufkî, IV. Mehmed’in sazendelerinden biridir. Kendisine ait besteleri bulunan ve bunların bir kısmının güftesi de kendisine ait olan Ali Ufkî, kaleme aldığı Mecmûa-i Sâz ü Söz adlı eserle 17. yüzyıl Osmanlı müziğini sonraki yüzyıllara taşımak açısından büyük bir rol üstlenir.3

Ünyeli Ufkî’nin müziğe ilgisi amatörcedir. Bazı enstrümanları çalmasını biliyor olsa da bir orkestra icrası yoktur. Şiire olan merakı ve araştırmacı / yazar kimliğiyle Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek BirliğiİLESAM’ın üyesidir. Hayatı ve eserleri ‘İLESAMLI İlim Adamı, Şâir, Yazar ve Sanatçılar Ansiklopedisi’nde yayımlanmıştır. Araştırmalarıyla Ünye ve hinterlandı kültürünü farklı yönleriyle tüm zamanlar için ortaya çıkararak yazdığı makale ve eserlerle sonraki yüzyıllara taşınması maksadıyla kurmayı tasarladığı Ünye – Karadeniz Araştırma Kütüphanesi için Orta Karadeniz Arşivi’ne sahip olmayı başarmıştır.

Ali Ufkî Bey yazdıklarıyla bir kültür alanının estetik unsurlarının kaybolup gitmesine engel olabilmiştir. Dönemin önde gelen ricaliyle değil, Hafız Post, Nazım Çelebi gibi sanatkârların meclislerinde bulunuyor, yabancı sefirler ve şehri ziyâret eden şarkiyatçılarla bağ kuruyordu. JacopSpon, CornelioMagni, John Covel, J. B. Tavernier ve AntoineGalland onun Osmanlı kültürüne dair geniş birikiminden yararlanmış isimler arasındaydı.3

63 yaşındaki Ünyeli Ufkî ise 41 yıllık memuriyet hayatının son dönemlerinde, ‘uzman’ kadrosuyla bürokraside vasat bir portrenin temsilcisi olarak; liyakatten ziyâde sadakatin revaç gördüğü bir sistemde ‘bir baltaya sap olamama’nın derin hüznü içerisinde emekli olacağı günü beklemektedir.

KAYNAKÇA:

1TÜRKMEN, Prof. Dr. Fikret / KÜÇÜKEBE, Arş. Gör. Hande Devrim – Ali Ufkî Bey’in Mecmuâ-i Sâz u Söz Adlı Eserinde Halk Müziği ve Türk Halk Şiiri [Turkish FolkPoetryand Folk MusicinMecmuâ-iSâzu Sözby Ali UFKÎ Bey (Albert BOBOWSKI)], Türk Dünyası, Dil ve Edebiyat Dergisi/Turkish World, Journal of Language andLiteratureIssue: 43 (Bahar-Spring 2017), sh. 259 / 282, Ankara.

2ELÇİN, Prof. Dr. Şükrü – Ali Ufkî’nin Bilinmeyen Besteleri, Türk Kültürü Aylık Dergi, Sayı 121, Kasım 1972, sh. 48 – 51.

3TURAN, Namık Sinan – Osmanlı Kültürünün Aktarımında Polonya Asıllı Ali Ufkî Bey’in Katkısı, sh. 52 – 58.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Kültürel Birikimler Açısından Arşivlerimizin Ehemmiyeti

20 Eylül 2019 okunma
İnsanların geçmişi ile geleceği arasında sağlam ilişkiler kurabilmesi, siyasî, ekonomik, kültürel vb. her alandaki tecrübelerini geleceğe sağlıklı bir şekilde aktarması kişilerin, toplulukların ve milletlerin yaşam sürecinde mühim bir yer tutmaktadır.1... Devamını Oku

Ünye Doğumlu Kaymakamlar ve Mülkiyeliler – III

13 Eylül 2019 okunma
MAZHAR OSMAN KISACIKOĞLU; Mezuniyet Sırası 3909, Fak. Nu. 90114 Ticâret erbabından Abdülkaadir Kısacıkoğlu ile Ayşe Meliha Hanım’ın oğludur. 1931’de Ünye’de doğdu. 1952’de Vefa (İstanbul) Erkek Lisesi’ni bitirdi. S.B.F.’den... Devamını Oku

Çepniler ve Ünye – II

6 Eylül 2019 okunma
Trabzon Rum İmparatoru Jean II. İoannis zamanında (1280 – 1297) Çepni Türkmenlerinin Ünye yöresini (Chalybia – Halibia) feth ettikleri ve doğuya doğru ilerleyerek Trabzon’a büyük bir akın düzenlediklerini belgeler teyit eder12 (Yediyıldız, 2000:... Devamını Oku

FETİHTEN GÜNÜMÜZE ÜNYE VAKIFLARI – I

30 Ağustos 2019 okunma
  Aslında bu makale başlığı benim için bir temenniden öteye geçemedi. Geçen hafta Vakıflar Genel Müdürlüğü Ulus Araştırma Müdürlüğü arşivine, Karadeniz’le ilgili yayımlamış oldukları makale, dergi ve kitaplarını Ünye – Karadeniz Araştırma... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – III

24 Ağustos 2019 okunma
Kaymakam İbrahim Hilmi Efendi’den sonra sırasıyla Mehmed Efendi (1883 – ?), Arif Efendi (1884 – ?), İbrahim Hulusi Efendi (1885 – ?), Haydar Efendi (1886), Hacı Said Efendi (1886 – ?), Mahmud Kâmil Efendi (1886 – 1887), Cemal Keşmir Efendi... Devamını Oku

ÇALBİYALILARIN KOMŞUSU TİBARENLER – II

16 Ağustos 2019 okunma
M.Ö. VIII. yüzyıl sonlarına kadar Mosklar ve Tibarenler (Gürcüce: ტიბერია, Tiberia. Yunanca: Τιβαρηνοί, Tibarenoi; Tubal, Josephus’un deyişiyle Thobeles) Büyük Kapadokya’nın güneydoğu bölgesinin hâkim unsurunu teşkil... Devamını Oku

SERGÜZEŞT-NÂME-İ ÜNYE

9 Ağustos 2019 okunma
Ser-Güzeşt-Nâme-i Fakîr be-Azimet-i Tokat: Divan Şâiri (Bursalı) İsmâil BELÎĞ’in (d. 1079 / 1668 – ö. 22 Ramazan 1142 / 10 Nisan 1729) gençlik yıllarında kaleme aldığı bu eserinde Tokat Mahkemesi Nâibliği görevine tâyin edilmesi üzerine, Bursa’dan... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – VI

2 Ağustos 2019 okunma
Trabzon vilâyetinin, malî yönden komşu vilâyetlerdeki malî birikimlerle bağlantısı vardı. Bu bağlantının XVIII. yüzyılda yaygın bir şekilde uygulandığı görülen mukataa işletmesiyle ilgili olduğu görülüyor. Anadolu vilâyeti Kastamonu sancağındaki... Devamını Oku

Burunucu İstimlâk Mahalli – IV

26 Temmuz 2019 okunma
Babamın yaptığı, abimin bir kayığı vardı. Aydın’la Sait TABAK yanında.. hep denizdeler. Kadir Abilerini çok severlerdi. Nursen, Gülhis çeşmeye su almaya gelir, bizim evin önündeki taşa oturur, sohbet ve muhabbet başlardı. Evden çağırmaya gelirlerdi.... Devamını Oku

Çepniler ve Ünye – I

19 Temmuz 2019 okunma
Anadolu’nun Türkleşmesinde 24 Oğuz Boyu’na bağlı Türkmenlerin çok büyük rolü olmuş olup Karadeniz Bölgesi’ne yerleştirilen Oğuz Boylarına bağlı Türkmenler, gerek fetihler ve gerekse uygulanan iskân politikasıyla bölgenin Türkleşmesini... Devamını Oku