Kişiye sorsalar: Aynı hayatı hiç değişiklik olmadan yeniden yaşamak ister misin?
Kabul eden olur mu?
İki tip insan kabul eder. Ya hayatı güzel geçmiştir ya da belki değiştirim diye düşünen olabilir. Hayatı güzel geçmişe denilecek söz yok. Ancak “belki değişir” diyen hayal dünyası geniş insanlardır. Veya kumarbaz ruhlu.
“Hiç değiştirme şansınız yok” denildiği halde ”yine kabul ederim” demesinin altında bu kumarbazlık ruhu ile umut yatmaktadır. Böyle bir soruya insanın gerçekten net olarak cevap vermesi mümkün mü bilemem. Ama soru farazi. Gerçekleşmesi imkânsız. Ancak sorudan kasıt farzı muhal kabilinden bir soru. Yani “imkân olsa ister misiniz?” diyerek onun hayata bakışını öğrenmek.
“Böyle abuk subuk bir soru nerden aklına geldi” diyenler de olabilir. Ancak belki bu yazıyı okuyan varsa bu soruyu kendine soracak da olur belki diye sormak aklıma geldi. Hani hep derler ya: “geri gel ömür geri” diye. Hayatı tekrar yaşasa ne olacak merak ediyorum. Aynı yaşa yine gelecek, yine ölmek istemeyecek, yine hey gidi günler hey diye söylenecek. Bunlar bizzat hayatın kendisini sevenler olmalı. Yaşamayı sevenler olmalı.
Tekrar edilen ömrün aynı olması demek; yine çocukken sebepsiz ağlamak demek. Altı yaşında evinden oyun için değil de okul için çıkmak. On yaşlarında karnı, on sekiz yaşlarında kalbi, kırk yaşlarında başı, ellili yaşlarda da ruhu sancı çekecek.
İnsan ölümsüz denilen hayale kendini kaptırınca veya dünyaya sıkı sıkı yapışınca zamanın geçmemesini istiyor. Bu da normal bir şey.
Hayatın içinde bize sürpriz gelecek şeyler her zaman olabilecek şeylerdir. Bunlar arasında hoşumuza giden de olur gitmeyen de. Beklenmedik iyi ve kötü haberler alabiliriz. Zaten gelecek denilen şeyin bilinmemesi bunun için hayatı daha anlamlı yapıyor. Tabiidir ki herkesin hayatı bir birine benzemediği gibi, kendi hayatımız da bizim istediğimiz şekilde gitmeyebiliyor. Umduklarımız, beklentilerimiz, hayallerimiz kah hayal olarak kalıyor, kah kısmen gerçekleşiyor. Bunları önceden bilemiyoruz.
İnsan duyguları olan bir varlık. Belki bir hayvan çevrilmiş ot bahçesini görünce üzülmez. Bir tilki korunaklı bir kümes için dertlenmez. İnsan öyle değil. Kendine ve yakınlarına ait her şey onu ilgilendirir. Çocuğunun işi, kardeşinin sağlığı, babasının borçları vs.
Hem darlıktan hem de varlıktan rahatsız olan bir canlıdır insanoğlu. Milyarder babanın mirası kardeşler arasında huzursuzluk sebebidir ve bir ömür devam edecektir. Diğeri daha fazlasına konmuştur. Bütün bunları düşünürken kendinin kendi çocuklarına bırakacağı şeylerin onlar arasında huzursuzluğa sebep olup olmayacağını düşünmez bile. Şimdi varsa yoksa mevcut meseledir aklını kurcalayan ve içini kemiren. Huzursuzdur kısaca.
Hayatı yeniden yaşamaktan nerelere geldik.
Hayat bu insanı nereler götüreceği belli olmuyor. Bilinen tek şey zamanın geçmesi. Bunun bir çözümü yok. İnsanlar tarihte ne olmuş diye merak ederken bazıları hazinelerin anahtarını kırk devenin taşıdığı Karun gibi zenginlerin şu anda dünyada yaşamadıklarıdır. Bugün dünyamızda çok kişi yaşamamakta. Geçmişte de mal vardı, saltanat vardı, mülk vardı, aşk vardı. Geçmişte de kıtlık vardı, açlık vardı, hastalık vardı, haksızlık vardı. Yine olacak. Mesele bu karmaşık dünyada bütün bunlara rağmen nasıl yaşayacağımızdır. Nasıl yaşamak istememiz bir hayal olarak bir kenarda duracaktır. Ancak makulü bilmemiz, ona göre hareket etmemiz lazım.
Sahi aynı hayatı hiç değiştirmeden yaşamak ister misiniz?
Siz bilirsiniz…