Dağların eteklerindeki tarlalar gibi yaşam.
Tarlaları sürüp, ayrıkları otları temizlenir önce. El ele verip kimi gün güneşin sıcağında, kimi gün kışın soğuğunda ama aşkla yapılır atılan tohumların bakımı.
Aşk yoksa ayrık otu gibi olur her tohum, bir başına, isyankar ve sevgisiz.
Günler geçtikçe sulanır, sürgün verir topraktan dışarı yeşil ve narin. Geçen zamanla büyür, kendince durmaya çalışır ayakta.
Sevimlidir yeşilken, bakıma muhtaç, korunası.
Günler akar gider, sulanır ha bire. Boy atar tohumlar, sürgünler artık dikleşir.
Dağların yamaçlarından esen rüzgarla huzur veren bir melodiyle çınlatır kulakları.
Diktir rüzgara karşı, ödün vermez. Yeşili bırakıp, sarıya çalmaya başlar zaman içinde. Başını hiç indirmeden mücadele eder genç sürgünler, dağlardan aşağı inen rüzgara.
Düzene baş kaldırmıştır tanımadığı halde.
Genç sürgünler arasından çıkar bazen güçsüz, sevgisiz atılmış tohumlar.
Kimi gün yenik düşer aralarından bazıları, doğanın acımasız devrine teslim olur. Kimi o devre ayak uydurup, her rüzgara boyun eğer. Daha gençken düşer boynu sertliğe, kaypak olur. Rüzgar varken düşer başı, yokken dimdiktir bakan gözlere.
Zaman geçer, yeşil yerini sarıya bırakır. Gençlikten olgunluğa geçişin zamanıdır artık. Tohumlar başak verir. Başaklandıkça ağırlaşıp, tecrübeyle hep eğilir. Bazen alçak gönüllülükten, bazen saygısızlığa aldırmayıp devre ayak uydurmamak için. Esen rüzgarda daha tok bir sesle bitmek bilmez melodilerini fısıldarlar doğaya.
Acılar yaşar her biri yanlarından kopup gidenler sevdikleri için. Bazen aşkı yaşar, üstlerine konulan börtü böcekle haberleşip çoğalırken.
Gün gelir, tarlalar sürülür genç sürgünleri yaratmak için.
Aralarından bazıları seçilir bir daha tohum olup tarlalarda sürülmek için. Yeniden dünyaya merhaba demek yeniden dağların eteklerinde şarkılarını söylemek adına sürülen tarlalara atılırlar.
Bazıları alınıp değirmenlerin taşları arasında bembeyaz un olur. Akan suyun döndürdüğü taşlara izlerini bırakırlar, döngüyü tamamlamadan evvel.
Yaşam buğday bir tarlası gibi aslında; gençken dimdik duran sürgünlerin zamanla büyüyen başaklarının kırılmaması için olgunlukla rüzgara teslim olması. Vakti geldiğinde de yeniden tohum olmak için toprağa düşmek veya akan nehrin sularının döndürdüğü taşlar arasında ezilip un olmaktır.