Son zamanlarda, basında veya birçok alanda, “Ülkemizde başka ülkelerin oynamak istedikleri oyunlar, onların uzantıları ve içerideki bağlantıları üzerine söylemler” artmış bulunmaktadır, biliyorsunuz.
Anlatılanlar, soru işaretleri, geçim derdindeki insanların beyninde çengeli asılı, derisi yüzülmüş koyun görüntüleri gibi.
Ben herkesin ülkesini çok sevdiğine inanıyorum. Zülfü Livaneli’nin yazdığı gibi, “Ülkesini sevmeyen ruh hastası olmalı” ne güzel özetlemiş. Uzatmaya gerek yok.
Bence “hain” olan da öyledir. Bilerek hain olarak tartışılmaz bile, peki ya bilmeden hainlik yapanlar. Çok sevdiği ülkesine hainlik edenler bizler, hepimiz neler yapıyoruz farkında olmadan.
Atatürk, Gençliğe Hitabesi’nde, “Bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen” diyor, yani tehlikeyi görmüş. Ama bugün siyasi nitelikteki bu tehlike ekonomi otomobiline binmiş geliyor. Bunu herkes biliyor ve bu gerçek erteleniyor.
Atatürk, “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk İstiklali’ni, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumaktır.
…İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır” diyerek tehlikeye o zamandan dikkat çekmiştir. Ancak; “İstiklal”in anlamı kimseye bağımlı olmamak demekse, bu durum maddi yönü de içine alır. Maddi yönden bu ülkede yaşanan ihanetlerin niye farkına varmıyoruz;
—Sokaklar da üniversite öğrencisine (ki hiçbir geliri yoktur) milyar limitli kredi kartı dağıtanlar hain değimlidir?
—Denizciliği, tren raylı sistemi unutturup tüm yurdu karayolları ağını gücünden fazla sayıda otomobille dolduranlar hain değil midir?
—Var olan eğitim ve sınav sistemi ile gençlerin hayatını zindana çevirip aileleri kitap, kurs, ders, dershane, sınav çarkında öğütenler hain değil midir?
—Uzakdoğu ülkelerinden devasa gemilerle, ucuz-pahalı her türlü eşyayı neredeyse ülkemizin gırtlağına kadar dolduranlar hain değil midir?
Ve bunları cebimizdeki en büyük metal paralar karşılığı kapış kapış alan bizler hain miyiz, değil miyiz?
-“Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı” sloganıyla alay edip, en uygun yaşta verilmeye çalışılan bu en önemli bilinçlendirme kampanyasını “Mandalina-kek” partisine çevirenler hain değil midir?
—Teknoloji aşkına tutulan bizler de hain, ülkemizde teknoloji üretimini geliştirmeden, bizleri dünyanın en hızlı teknoloji tüketicisi yapanlar da hain.
—İSRAAAF BATAĞINDA ayrıştırılmayan kâğıtlar, camlar, gereksiz ders kitabı baskıları, kullanıma dönüştürülemeyen atıklardan kazanç elde etme alışkanlığı törpüleyenler
—Yakılan ormanlar, kirletilen hava-deniz-doğa, bilinçsiz av, tarım politikaları, elektrik-su israfları ihanet değil midir?
Bu memleketin ekonomisine, doğasına, tarihine, kültürüne ihanet değil midir?
—Türkiye’de işyerlerine, yeni kentlere, tatil köylerine, kafelere Türkçe haricinde her dilde anlamını bile bilmediğimiz isimler vermek kültürümüze, dilimize ihanet değil midir?
Saymayla bitmeyecek kadar daha pek çok ihanet ülkemizde üretip satmak değil de, tüketmek bilinciyle pek çok ekonomik zararlar vermektedir ve bunu alışkanlık haline getiren nesiller yetişmektedir.
Atatürk’ün nutkunu bir kez daha okumak gerekir. Bir kez daha her satırını çok iyi düşünmemiz gerekir ki yeni hainlikler olmasın, olanlar da son bulsun.
1980’e kadar ki olaylarda duvarlara yazılanlardan hiç, Atatürk ile ilgili slogan hatırlıyor musunuz? Bir düşünün! O zamanın gençleri.