Son zamanlarda dilenciler de huy değiştirdi. Yıllar öncesinden “ bu fakire bir ekmek parası” ifadesi ile meydanlara çıkan ve kimin ne kadar muhtaç olduğu belli olmayan kişiler durumuna geldiler.
Geçenlerde bir dilenci gizli kameraya takıldı. Önce kırık olduğunu iddia ettiği elini kullanamadığını ileri sürerek dileniyordu. Hatta o kolunu alçıya bile aldırmıştı. Onun elini kim alçıya aldı bilinmez ama bir dilenci şebekesi olduğu da belli.
Paraları sayarkenki yüz ifadesini acı çekenler bile taklit edemez. Ama kuytu bir yerde kırık eli dahil para sayma işleminde hata yapmıyor.
Geçenlerde benim de bulunduğum yere dilenen biri geldi. Bir arkadaş cebinden elli kuruş çıkarıp uzattı. Malum yarım ekmek parası. Daha akşama kadar da dileneceğinden fena sermaye değil. Vatandaş yani dilenen şahıs homurdanarak parayı yere attı. Aklıma bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır sözü geldi. Muhtaçlarla muhtaç rolü yapanlar karıştı son zamanda.
Bu dilenciler “bozuk para yok” diyenlere karşı çare üretmişler. “Paranızı bozarız” diyerek kendilerine para verilmemesi halini ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.
Kimim ihtiyaç sahibi kimin sahte olduğu belli olmuyor ne yazık ki…
Bu arada kimlikleri belli dilenciler e zuhur etti. Bir yol parası, şuraya gideceğim, bunu alacağım. Nerdeyse ödünç dilenme usulü çıkaracaklar.
Vermeyince beddua edenler, tehdit edenler cabası.
Ne günlere kaldık. Dilenci para beğenmez oldu.
Bir gün İstanbul’da dilenen birine ev işlerini yapması için iş teklif eden birine dilencinin rıza göstermemesi onların ne kazandıklarına delil gibi. Şahit olduğum bu duruma ben de şaşırdım. Normal bir yevmiyeden daha fazla teklif edilmesine karşılık kişi dilenmeyi tercih etmesi düşündürücü bir durum değil mi sizce de?
Kısaca sapla saman, iyi ile kötü karıştı toplumumuzda. Ne yapacaksın… zamanın neler getireceğini hep beraber göreceğiz.