Gözümüzün nuru pırıl pırıl evlatlarımızın en mutlu, en özel, en güzel günleridir düğünlerimiz. Davetiyelerini alır almaz, kopar gideriz onların mutluluklarını paylaşmak, bu en özel günlerini kutlamak için.
Bayılırım evlenen çiftleri izlemeye, en mutlu halleridir. Çünkü genelde, en güzel hallerine bürünürler, ışıl ışıl gözler ve neşeyle dolanırlar.
Biliyoruz ki o ana kadar her şeyin en iyisini isterler, ufak ama önemli her ayrıntıyla ilgilenirler. Her şey düzgün gitsin, güzel bir düğünleri olsun isterler. Düğüne kadar bu böyledir de, düğünlerde durum kontrollerinden çıkar. Kontrol kimin elindedir peki? Kimsenin.
Düğün ve sonrası bir iki arkadaş ve akrabanın gayretine kalmıştır. Herhangi belli bir sorumlu yoktur. Daha doğrusu bizim düğünlerimizde organize yoktur. Peki ya düğün kültürümüz, en özel, en güzel gün kültürümüz nasıldır?
Bu konuda ben biraz karamsarım. Çünkü bir kere doğru düzgün, geniş otoparklı, bekleme odaları olan tam kapsamlı bir düğün salonumuz yoktur. İçinde mükemmel bir ses düzeni, sahnesi, giriş ve çıkışı, servis ve bekleme salonları olan bir düğün salonumuz yoktur.
Onun için düğünlere girdiğinizde önce salonun kapı ağzına kadar veya yollara park edenler olur, içeri girdiğinizde de sizi ne karşılayan ne de nereye oturacağınız yeri göstermede yardımcı olan var.
İnsan öyle komik duruma düşüyor ki, bir kere oturmuş olanlar sizle göz göze gelmeye korkuyor. Bir kişiyseniz neyse bir yere oturabiliyorsunuz, ama kalabalıksanız genelde kalmışsınızdır ayakta bir süre. Sonra acele ile bir masa, iki sandalye, neyse yerleşiveriyorsunuz.
Düğün demek müzik, eğlence de demek aynı zamanda. O zaman müzik kalitesi çok önemli bence. Adi b ir müzik tesisatı, bir org ve müzik birikimine teslim olduğumuz bir kardeşimle, kulaklarınız tırmalanarak düğün boyu süren işkenceye talim.Yani böyle bir düzen resmen işkence.
Bu durum 30 yıldır böyle. Bu konuda çok başarılı arkadaşlarımız var tabii ama çok yetersiz ve berbat olanlar da var.
Sonra bir takı töreni, dakikalarca ve kuyruk sırasıyla, son zamanlarda da kameraya kaydolarak! Dans mı edilir ortada salınılır mı belli değil! Sonra oyun havaları, ama bize özgü, yöremize özgü oyunlar yok tabiî ki. Bilenlerde yok bunları. Sadece bir iki figür, belediyenin folklör ekibinde olanlar varsa izleyebilirsiniz o kadar…
Sonra bir pasta ve meyve suyu servisi, rast gele dağıtılır. Düğünden çıkışta da yine düzensiz bir park. Bir de yazlık düğünlerde beyler dışarıda bayanlar içeride. Asla havalandırması olmayan salonlarda millet yapış yapış, her bir bayanın bir eli yelpaze şeklinde. Kışlık düğünlerde ise beyler ayakta duvar diplerinde, bayanlar ise oturmakta…
Diyorum ya şöyle geniş bir salon kış için, geniş bir bahçeli yazlık düğünler için, nikah salonu ayrı, yemekli düğün salonu ayrı, geniş bir otoparklı. Hatta kendi müzisyenleri, ekibi, organize ekibi olan bir salon ne kadar gerekli. Kendi fotoğrafçısı, kameramanı hatta dekorasyonu ile…
Son zamanlarda salonlar süslenir oldu ama onun da cılkı çıktı. Plastik sandalyeler üzerinde bir türlü durmayan naylon örtüler ve güya onları tutturmak için bağlanan yine naylon, renkli fiyonklar, ağzı burnu bir tarafta hepsinin. Düğüne renk mi katıyor, yoksa dağınık bir görüntü mü oluşturuyor belli değil. Her düğün için geçerli değil tabi ki bu söylediklerim, ama geneli böyle.
Ama bunların hepsine rağmen sıcak, sımsıcak dostluklar, iyi dilekler ve muhabbetler. Omuz omuza halaylar ve kucaklaşmalar. Bir de gurbetten gelenlerin hasret giderme mekanlarıdır düğünler.
İlk Yayın Tarihi; 13 Eylül 2006
Süsler, balonlar mutlaka toplanır, düğüne gelip de düğünle asla ilgilenmeyen çocuklarca. Bir de estetikten nasibini almamış gelenekler vardır ki hiç sormayın, çoğu kez milletin kafasına düşmese de yan yatan çelenkler. Sapları olmadığı halde yarı baygın çiçeklerin hepsi sökülür çocuklarca. Hani insanın eline verip de “al tamamını götür “diyesi gelir çocuğa.
Açılış konuşmaları, yüzük takma merasimleri asla dinlenmez.
Bitmek tükenmek bilmeyen uğultularla sürer gider yöre düğünlerimiz ve yerlerde bir yığın çöp pasta atıkları, meysu petleri, selpaklar… Değişmez şeklidir düğün bitişlerinin…