İnsanlarımız kendi başları dara düşmeden yaşanan olaylara tepki göstermiyorlar. Ergenekon davasıyla tutukluluk yöntemleri, şike davası ile ceza süreleri, Oda TV davası ile gazeteci tutuklamalarını konuşmaya başladılar.
Muhalefet toplumun hep gerisinden geldiği için yaptığı açıklamalar, verdiği tepkiler etkisiz kalıyor. Kadınlarımıza yapılan şiddet medyada boy göstermeden önce ileriyi görüp tavrını koyabilse elde edeceği siyasi rant da çok daha büyük ve gerçekçi olur. Cezaevinde tutuklu bulunan milletvekilleri için çırpınanlar, gazeteciler için kendini parçalayanlar acaba orada engellilerin, yaşlıların ve ağır hastaların ne durumda cezalarını çektiklerini hiç düşünmüyorlar mı? Ben 20 günlük çek davasından olan cezam için teslim olduğumda yasalar beni ağır cezalar ile yargıladı. Koğuşa girdiğimde hiç unutamam astsubay beni ayaklarımdan karyolaya zincirlemeye kalkmıştı, itiraz ettiğimde yasalar böyle diyordu.
Rahmetli Erbakan ceza alınca ona özel yasa çıkarttılar, Menderes kaza geçirdiğinde araç alabilmesi için yasal düzenlemeler yaptılar, kısacası ne zaman ki başa bir musibet geliyor o zaman muhatapları “Yandım Allah” şarkısı söylüyor, yazık günah değil mi?
Genel Kurmay Eski Başkanı Sayın Başbuğ, mücadelem şimdi başlıyor diye TV kanallarına, medyaya mesaj gönderdi, “bu bir borudur, bu bir kâğıt parçasıdır” diyerek salladığı bumerang gibi gelip kendine çarpınca aklı başına geldi, ama geç kaldı. Keşke görevdeyken yasayı, hukuku ve kendi konumunun değerini daha iyi bileydi.
Bu ülkede aydınlarımız, üniversitelerimiz, Akerlerimiz hatta gazetecilerimiz hepsi de asli görevlerini unutmuşlar, başka işlerle ilgilenmişler yani hepsi de başımıza siyasetçi kesilmişler, haydi beyler, bırakın bu işleri tatil çoktan bitti herkes görevinin başına!
Sağlıcakla kalın…