son haberler

Araştırmacılar Neden Kaynağın Orijinini Ararlar?

Yayınlanma Tarihi: 5 Ekim 2018 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Charles TEXIER’nin “Küçük Asya(AsieMineure – AsiaMinor) adlı eserinde yer alan bazı mesafe ve terimlerdeki şüphe doğuran hususlar vaktiyle dikkatimi çektiğinden eserin orijinaline ulaşma arzum nedeniyle konuyu araştırmış ve orijinali ile günümüz Türkçe’sindeki çeviri farklılığının nedenini bulmuştum. Eser, orijinal Fransızca nüshasından değil, Fransızca’danOsmanlıca’ya çevirisinden Türkçe’ye çevriyazı(transkribe) yapılmıştı. Bu olay araştırmacılığa bakış açımda dönüm noktası oluşturdu ve mümkün mertebe eserlerin ilk çıkış kaynaklarından istifade edilmesinin ne denli önemli olduğunu daha iyi idrak etmiş oldum.

Araştırma bir takım çalışmasıdır. Bir takım çalışması araştırmacının sayısal olarak fazla kişi ile çalışması olarak algılanmamalı; yapılacak çalışmalarda işbirliği ve eşgüdümün sağlanması olarak düşünülmelidir. Orijine ulaşabilme konusunu, hem gerekçeleriyle ortaya koymayı deneyecek hem de Ünye temalı bir örnekle haklılığını vurgulamaya çalışacağım.

İnternetin ülkemize girdiği 1986 yılından bu yana hazırlanan web siteleri aracılığı ile sayısız doküman dijital ortama aktarılmaya başlandı. Araştırmacı disiplinine sahip olmayanlarca kaleme alınan yazılar ne yazık ki zamanla güncellenmeyip doğrulukları teyit edilmediğinden ‘Kopyala / Yapıştır’ yöntemiyle birçok özel ve resmî sitede güvensiz kaynak teşkil ederek yayınlanmaya başladı. Akabinde ‘Görüntü ve Bilgi Kirliliği’ dediğimiz olguyla karşı karşıya kaldık. Bu durum, ‘Güvenilir Bilgi’ye ulaşmayı değerli ve gerekli kıldı. İşte, araştırmacılar güvenilir olmak adına her bulduklarını değil, orijinal belgeleri değerlendirmeyi şiâr edindiler.

Birçoğumuz muhtelif yerlerde kuşku uyandıran şu cümleye rastlamışızdır: “Ünye, Trabzon Tekfuru ÜNYES adlı bir kral tarafından kurulmuştur.” Gerçekten ÜNYES mi kurmuştur, yoksa daha mı eskidir? ÜNYES kimdir? Gerçekte neyi kurmuştur?

Soruların cevabını Evliya Çelebi Seyahâtnâmesi’nde bulacağımız muhakkaktır. Çünkü, bilginin yegâne kaynağı bu seyahatnâmedir. Evliya ÇELEBİ, 1640 yılında Ünye ve hinterlandını dolaşmış ve ait olan bilgiler altı satırlık bir muhtevada Osmanlıca yazısıyla seyahatnâmesinde yer almıştır. O halde seyahatnamenin konuyla ilgili pasajlarını kaynaklarını da belirterek üç ayrı koldan vererek paylaşayım.

İlk kaynak eser, orijinalinden Osmanlıca’ya çoğaltılan bir kopyasıdır. 1314 tarihli (M. 1898) ilk ciddîkopya baskısı olan bu eser ‘Evliya Çelebi Seyahâtnâmesi1 adını taşır ve ÜNYE bahsi ikinci cildin 78. sayfasında yer alır(EK: 1).Sayfada Osmanlıca olarak yer alan kısmın günümüz Türkçe’sine çevriyazısını veriyorum:

‘Buradan refiklerimizle gemiye binübeyyâmsız giderek (Ünye) kal’asına geldik. Evsaf-ı Kal’a-i Ünye –Bunu eski zamanda Trabzon Tekfuru (ÜNYES) nâm kral binâetmişdir. Âl-i Selçuk’danKeykubad’ın fethidir. Sonra (Umur Han) eliyle Osmanlılar tarafından zabtedilmişdir. Canik sancağı hâkinde voyvadalıkdır. Yüz akçelikkazâdır. Başkaca Yeniçeri serdârı, kal’adizdârı, neferâtı vardır. Müftisi, nâkibi yok. Kal’ası leb-i deryâda murabba’ el-şekil kârgir bir bünyâddır. Oradan yine refiklerimiz ile gemiye süvârolub yine şimâlcânibinesehl-eyyâm-ı muvafık ile giderek (Faça) kasabasına vardık.’

Görüleceği üzere ÜNYES, Ünye’yi kurmamış, Ünye Kalesi’ni binâ etmiştir. ÜNYES ya da orijinal eserde yer aldığı biçimiyle ÜNYESİ Rumca bir kelime midir? Kaynağı belirsiz bir bilgiye göreRumca’daÜNYES “İyi Sanat”, ÜNYÜS “İyi Şarap” anlamına geliyormuş. Tarihçi ve Arkeolog Paris PAPAGEORGİOU’nun bana verdiği bilgilere göre ÜNYESİ kelimesinin Rumca’da bir karşılığı ve manâsı yok. Ona yakın olan ve Grekçe’de ‘şarap dolu’ anlamına gelen “oinoeis(telâffuzu Ünoeis) sıfatı var. İşin ilginç tarafı bu ÜNYESİ adlı tekfura dair literatürdeher hangi bir bilgiye derastlayamadım! Kim olduğu bilinse kalenin de yapım tarihi ortaya çıkacak!

Gelelim yukarıdaki kopya yayından 110 sene sonra yayımlanan ikinci kaynak eserimize. Yapı Kredi Yayınları arasında çıkan kitabın adı ‘Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnâmesi: Bursa – Bolu – Trabzon – Erzurum – Azerbaycan – Kafkasya – Kırım – Girit’.2ÜNYE bahsi, 2. Cilt – I. Kitap’ın 94. sayfasında yer alıyor. Metni olduğu şekliyle veriyorum:

“…………… (1.5 satır boş) ……………Bu şehri gözlemleyip yine bütün yol arkadaşlarımız ile gemiye binip kuzey tarafa (—) mil rüzgârsız gidip, Ünye Kalesinin anlatılması: (—) bozulmadır. Eski zamanlarda Trabzon tekfuru Ünyesi adlı kral yapısıdır. Selçuklulardan Sultan Keykubad fethidir. Daha sonra (—) tarihinde (—) fethidir, Umur Han eliyle. (—) sancağı toprağında voyvodalıktır ve 150 akçe kazadır. Başka yeniçeri serdârı, kale muhafızı ve neferatı vardır, ama müftüsü ve nakibi yoktur. Kalesi deniz kıyısında (—) üzere dörtgen şeklinde, kârgir taş yapı güzel bir kaledir ve (—) bakan kapısı vardır. …………… (6.5 satır boş) …………… Buradan yine yol arkadaşları ile gemiye binip yine kuzey tarafına biraz uygun rüzgâr ile (—) mil gidip, – Faça kasabasının anlatılması:”2

Seyahâtnâmede yer alan Ünye bahsine ait her iki kaynak arasında hayli fark olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. Kesin bir kanaate varmak için orijinal eseri de (EK: 2)3vermem gerektiği kuşkusuz. Böylece üç farklı bilginin karşılaştırması bizleri daha bir aydınlatacaktır. Tıpkıbasım üzerinde yaptığım özçevri çalışmasını aşağıda veriyorum. Daha sonra yaptığım araştırmalarda aynı transkribe çalışmasının Orhan Şaik GÖKYAY tarafından ‘Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’ adlı kitapta da 1999’da yayımlandığını gördüm.4

Evsâf-ı Kal’a-i Ünye (Ünye Kalesi’nin Vasıfları) – 1. Satır – (……) galatdır. Zamân-ı kadîmdeTarabefzûnTekürüÜnyesi 2. Satır – nâm kral binâsıdır. Âl-i Selçûkıyân’danKeygubâd fethidir. Bâ’dehû sene (   ) târihinde (……..) fethidir. Be-dest-i Umur Hân, 3. Satır – (……) sancağı hâkinde voyvadalıktır. Yüz elli akçe kazâdır. Başka yeniçeri serdârı ve kal’adizdârı ve neferâtı 4. Satır – vardır, ammâmüftisi ve nakîbiyokdur. Kal’ası leb-i deryâda (……) üzreşekl-i murabba’, kârgir, sengîn – bünyâd 5. Satır – bir kal’a-i ferah-âbâddır (      ) ve (……) nâzır bir kapusu var. ….…. (6,5 satır boş) …… 6. Satır – Andan yine refikler ile gemiye süvâr olup yine şimâlcânibinesehl-eyyâm-ı muvafık ile (……) mil gidüp.3

Burada bir hatırlatma yapmakta yarar var. “Merhum Çelebi’nin babası, ‘bari seyahatleri baba rızasıyla olsun’ diye oğluna seyahat izni ve gezginimize hayat düsturu olacak bir de öğüt verir. Verdiği bu öğüt insanî ve ahlâkî bir vasiyettir. Dünyayı gezip dolaşmasını ve görüp öğrendiklerini yazıp bir Seyahâtnâme meydana getirmesini vasiyet eder. Evliya Çelebi bundan sonra Trabzon’a tâyin edilen baba dostu Ketenci Ömer Paşa ile Trabzon’a gider, oradan Anapa’ya geçer. Kırım’da Serdar Hüseyin Paşa ordusuyla Azak Kalesi savaşına katılır. Kalenin fethi mümkün olmayınca Bahadır Giray Han’ın yanına gider. Bir süre orada kaldıktan sonra deniz yoluyla İstanbul’a dönerken Karadeniz’de şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Gemisi batar ve bir ağaç parçasına tutunarak bugün Romanya topraklarında bulunan Keliğra kıyılarına çıkar. Oradan İstanbul’a gelir.”

Bu açıklamayı neden yazmak ihtiyacı duydum? Gezgin, gemi battığında eğer yazdığı notlar yanında ise mutlaka zâyi olmuştur. Karaya indiğinde ya da dönüşte yeniden kaleme aldıysa mutlaka unuttukları, yanlış hatırladıkları ve rakamsal bilgilerde hataları bu durumda kaçınılmaz olacaktır. Belki de bu yüzden metinlerde boşluklar yer almaktadır..kim bilir?

Her üç yayını tetkiklerinize arz ettik. Orijinal metin ile çevriyazılar ve kopyası arasındaki fark gördüğünüz gibi küçümsenecek boyutta değil. O itibarla biz araştırmacılar elden geldiğince belge orijinaline ulaşmaya çalışır ve ona itibar ederiz.

KAYNAKÇA :

1AHMET Cevdet (Yayımcı) – Evliya Çelebi Seyahatnamesi / Evliyâ Çelebi MehemmedZıllîİbn-i Derviş, 2. Cild, 1314 (M. 1898), İlk Tab’ı, İkdam Matbaası, İstanbul.Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan 1-8. ciltleri yazarın el yazısı olduğu kabul edilmektedir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdad Köşkü Bölümü 304 numarada bulunan 1 ve 2. ciltler 374 yapraktır.

2DAĞLI, Yücel / KAHRAMAN, Seyit Ali – Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnâmesi: Bursa – Bolu – Trabzon – Erzurum – Azerbaycan – Kafkasya – Kırım – Girit, 2. Cilt – 1. Kitap, 327 sh.,YKY Yayınları 2203, Edebiyat 664, Ocak 2008, İstanbul,2. Baskı, sh. 94.Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu – Dizini.

3KAHRAMAN, Seyit Ali (Yay. Haz.) – Seyahâtnâme (I. ve II. Cilt) / İndeksli Tıpkıbasım, I. Cilt – Evliya ÇELEBİ, TTK Yayınları, I. Seri ; Sayı 6, 2013, Ankara,(Ünye bahsi: sh. 247b).

4GÖKYAY, Orhan Şaik – Evliya Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Bağdat 304 Yazmasının Transkripsiyonu, Dizini, Yapı Kredi Yayınları Ltd. Şti., 1999, 291 sh. (Ünye bahsi: sh. 46’dadır).

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Bizim Hanım Kilisesi

15 Şubat 2019 okunma
Post – Bizans Dönemi’ne ait Pontosâbidelerini araştıran Anthony BRYER ve arkadaşları “The Post-ByzantineMonuments of Pontos”1 adlı 310 sayfalık bir eser yayımlamışlardı. “Post – Bizans Dönemi’nde Ünye” adlı iki bölümlük makalemizdebu dönem... Devamını Oku

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhı – III

8 Şubat 2019 okunma
Arkadaşlar; bir kaymakam, bir mal müdürü o muhite ancak birkaç sene evvel gelmiş olabilir. O muhitte davul, zurna çalanın bunu bir kazanç maksadiyle yapıp yapmadığını bilmezler, o muhitte yaşıyan insanlar elbetteki vaziyeti onlardan çok daha iyi bilirler.... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – III

1 Şubat 2019 okunma
Bundan dört-beş yüz sene önce Osmanlı ülkesinin her köşesinde mevcut sipahi veya mülk ve vakıf sahibi ile toprağa bağlanmış olan köylüyü, ülkenin bir ucundan diğer ucuna uzanan yollar boyunca derbent bekleyen, yol ve köprü tamir eden ve kervansaraylara... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya ve Çete Reisleri – V

25 Ocak 2019 okunma
Âyânların devlet otoritesine gölge düşüren bir zümre olmasından dolayı her ne kadar devlet, onların mahallî otoritelerinden idarî, malî ve askerî hususlarda faydalansa da öldüklerinde âyânlıklarını suç sayarak, muhallefatlarına el koymak suretiyle... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – III

17 Ocak 2019 okunma
Asıl konumuza vesile olan belgemizde ise Canikli Hacı Ali Paşa’nın akrabalarına nafaka bağlanması söz konusudur. Belgenin konu özetinde merhum biraderi Süleyman Paşa ve biraderzâdesi Mehmet Paşa’nın eşine ve cariyelerine nafaka bağlandığından bahsediliyor... Devamını Oku

Sarı Saltuklar – Aziz Nikola ve Noel Baba – III

11 Ocak 2019 okunma
Evliyâ Çelebi, Sarı Saltuk‘un aslında Ahmet Yesevî’nin müritlerinden Türkistanlı bir derviş olduğunu ve yedi yerde mezarının bulunduğunu Seyahatnâme’sinde belirtmektedir.Saltuknâme’de, Sarı Saltuk’un doksan dokuz yaşında Kaligra... Devamını Oku

Sarı Saltuklar – Aziz Nikola ve Noel Baba – II

4 Ocak 2019 okunma
Merhum Nadi ÇOLAKOĞLU’nun arşivinden istifadeyle haberdar olduğumuz 28 Aralık 1995 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan bir haberi ele alarak, “Vatikan Kodeksi (Kilise Tapu Kayıtları) ile Bükreş, Götengen ve Heidelberg Üniversiteleri’nde bir araştırma... Devamını Oku

Ünyeli Ressamlar – IX

28 Aralık 2018 okunma
2014 yılında sekiz bölümünü yayımladığımız “Ünyeli Ressamlar” yazı dizimize buhafta dokuzuncu bölümle devam ediyoruz. 05 Aralık 2018 Çarşamba günü Ankara – FevziÇakmak 1 Sokak’taki DOSEM Sanat Evi, röportajımın uğrak yeri oldu. Ünyeli sanatçı... Devamını Oku

Kurtuluş Savaşı’ndan Alınan Güç

21 Aralık 2018 okunma
Kıbrıs Barış Harekâtı hazırlığı sırasında silâh sistemi olmayan eğitim uçağına, roketatar sisteminin montajını kısa sürede yapmasına yönelik; “Kurtuluş Savaşımız nice yaratıcı olaylarla dolu. Gücümüzü eğitimden ve buradan alıyoruz” diyen... Devamını Oku

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhı – II

14 Aralık 2018 okunma
Türkiye Büyük Millet Meclisi ruznâmesinde (gündem)görüşülecek mühim bir madde kalmadığından Dokuzuncu Devre’nin nihayete ermesi dolayısıyla Büyük Millet Meclisi Reisi Refik KORALTAN tarafından toplantıya son verilmesine ve yeni Meclis’in 14 Mayıs 1954... Devamını Oku