son haberler

Doğu Karadeniz Rumları ve Ünye – I

Yayınlanma Tarihi: 6 Aralık 2019 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Karadeniz sahili coğrafyası üzerine kaleme alınan eserlerdeki Rum, Ermeni ve Türklerin XX. yüzyıl başlarında yaşadıkları felâketler dizisini neden – sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmeden, yabancı kaynakları göz ardı ederek ve empati yapmaksızın masaya yatırmak düşüncesi ister istemez ideolojik kaygıları gündeme getirmektedir.

Pontus – Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasî Tarihi” adlı eserin önsözünde Sayın Özhan ÖZTÜRK; «… asırlar boyunca aynı potada eriyip yekvücut olan Rum, Türk ve Ermenileri birbirinden koparıp, düşman kılan süreç ile acılı göç hikâyelerini dinlediğim; kökleri Trakya, Bulgaristan, Kırım, Abhazya, Gürcistan veya Romanya’ya dayanan dost, komşu ve akrabalarımın zorunlu göçleri sırasında yaşadığı sıkıntılara karşı tarafsız yaklaşmam mümkün olamadı. Ayrıca bir Trabzonlu olarak ortak kültür ve köklere sahip olduğumuz Rumların Anadolu’dan kopuş sürecinden ve aynı mekânları paylaştığımız bu insanlarla 1-2 kuşak içerisinde tamamen yabancılaşmamızdan oldukça etkilendim.»1 demektedir.

Anadolu’da Bizans’ın gücünü yitirmesi ile eş zamanlı ortaya çıkan Türk Beylikleri sürecinde Hıristiyanlığın Anadolu’daki gelişimi durmuş, kentli ve köylü yerleşik Rumlar fetihçi bir toplumun egemenliğine girerek çobanlıkla geçinen Müslüman halklarla bir arada yaşamaya mecbur kalmışlardı.1

Yunanistan’ın ve İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’nin, Karadeniz Bölgesi’ne yönelik temel politikası, bölge Rumlarına suni bir tarih bilgisi kazandırmak ve Pontus terimini ortaya atarak, bütün Karadeniz kıyılarını tarihî Pontus Devleti’nin toprakları, burada yaşayan Rumları da bu devletin unsurları olarak göstermeye çalışmak olmuştur.2

Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı’nın yıkılış döneminde Rum tebaanın menfaatlerini koruma iddiasıyla işgalci devletlerle açıkça işbirliği yapmış, Anadolu’da Türk – Yunan Savaşı gerçekleşirken “Kara Kitap” ve “Pontus’un Büyük Macerası (Kırmızı Kitap)” adlı kitapları yayımlayarak Türk millî mücadelesinin karşısında saf tutmuştur.1

Pontus Rum Cemiyetleri ve kiliselerin de Rumlara, Osmanlı ordusunda görev almamalarını, alanların da firar etmeleri yönünde propaganda yapmaları üzerine silâh altına alınan Rumlar silâhlı ve silâhsız gruplar halinde memleketlerine dönmeye, buralarda çeteler oluşturmaya koyuldular.3

Seferberlik emrine karşı çıkan veya askerden kaçan Rumların kurduğu Pontus çeteleri, Karadeniz Bölgesi’ndeki Türk nüfusu azaltmak için Türkleri öldürmeye, Türk köylerini tahrip etmeye ve onları göçe zorlamaya başlamışlardı.4

Müdafaa-i Meşruta” bu amaçla 1908’de kurulmuş bir ihtilâl komitesidir. Anadolu’da Ünye, Fatsa, Kavak, Havza, Bafra, Çarşamba, İnebolu, Sinop, Ürgüp ve Tokat gibi şehirlerde şubeler açmıştır.4

İngilizlerin ve Yunanlıların desteğini alan Pontusçu Rumlar, Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra siyasî faaliyetlerde bulunmayı ve silâhlı gruplar oluşturmayı yeğlediler.2

Bu yıllarda bölgedeki Hıristiyan dinî kuruluşlar, Pontus Devleti kurulması yönünde siyasî bir yapıya, dinî liderler de siyasî bir kişiliğe bürünmüşlerdi. Bu konuda Trabzon, Samsun, Amasya Metropolitleri ile Rize, Giresun, Tirebolu Başpiskoposlukları yoğun çaba içerisindeydiler ve bu kişiler aralarındaki yazışma ve propaganda faaliyetlerinde “Yaşa Pontus, Yaşa Yunan!” sözlerini sıkça kullanıyorlardı.5

Patrikhane’ye bağlı 2 metropolit Pontus Devleti kurulması için büyük çaba harcamış olup zıt karakterli bu iki insanın ilki ılımlı kişiliği ile tanınan Trabzon Metropoliti Hrisantos diplomatik alanda, ikincisi Samsun Metropoliti Germanos ise Pontusçu çetelerin organize edilmesinde faaliyet gösterip, işgal güçleri için istihbarat toplamıştır. Giresun Metropoliti Lavrentios ise son dönemde işgalcilerle işbirliği yapmış, Giresun Mektebi’ni Türk Ordusu’nca Rum çetelerine silâh sağlamakla suçlanan Yunan Kızılhaçı emrine vermiştir.1

Doğu Karadeniz Rumları ve Ermenileri üzerine emperyalistlerin kurdukları kumpasın detaylarına girmeden önce bölgedeki Rum varlığına tarihsel süreçte kısa bir göz atalım:

06 Nisan 1404’de kötü rüzgâr yüzünden Ünye limanına gelerek sığınan Ruy Gonzales de Clavijo, kenti HİNİO adıyla anmış, halkının tamamen Rum olmasına karşın kalesinde 300 kadar Türk’ün yaşadığını, sahilde demirci dükkânlarının varlığını, kale ve kentin Timur’a vergi veren Melaseno adlı bir Rum beyine ait olduğunu bildirmiştir (Clavijo, 1859: 59).1-6

İbadet yerleri önemli ölçüde yıkılan veya câmiye dönüştürülen, rahipler sınıfı ile halk arasındaki yaşamsal bağı kopan Rum Ortodoks Kilisesi, II. Mehmed’in (1432 – 1481) Rum Patriğin yetkisini tanıyana dek cemaatinin önemli bir bölümünü geri dönülmez şekilde kaybetmiş, Rumların siyasî ve dinî liderleri öldürülmüş ya da Müslüman olup Osmanlı saflarına geçmiştir. İstanbul ile ilişkisi asgarîde kalan ve Anadolu Beylikleri döneminde bağımsızlığını koruyabilen Trabzon ve civarında yaşayan Pontus Rumları, bölgenin coğrafî izolasyonunun yanı sıra, Sümela ve Vazelon gibi manastırlara ait mülklerin yarıcılığını yapan ya da Gümüşhane dağları madenlerinde çalıştıkları yerlerin civarlarına yerleşerek dinî birliklerini kısmen koruyabilmiş, Bizans dönemi lehçesini de günümüze dek taşımayı başarmışlardır.1

1455’te Ünye sakinleri 76 gayrimüslim nefer (56 hâne, 20 mücerred) ile 18 kale mülâzımından ibaretti. 1485’e gelindiğinde Ünye nüfusunda az da olsa bir düşüş müşahade ediliyor: 56 gayrimüslim (48 hâne, 8 mücerred), 3 müslüman hâne ve 16 kale mülâzımı.7

Ünye’de 1455, 1485, 1520 ve 1576’da köylü nüfusun tamamı Müslüman olup sırasıyla 551, 637, 599 ve 1.822 kişiydi. Kayıtlarda, Ünye merkezde gayrimüslim bulunduğu halde köylerinde bulunmuyordu.8-9

XVII. yüzyıl sonlarında Rum nüfusunun azlığını bölgeyi 1681′ de ziyâret. eden Kudüs Patriği Dositheos da dile getirmektedir. Dositheos: ” … Amasra’da çok kiliseler var, ama hiç Hıristiyan yok … Korom ve Ordu ıssız … Giresun’da birkaç Hıristiyan var. Tirebolu da öyle, Tirebolu kalesinde hiç Hıristiyan yok … ” demektedir! (Georgios Nakracas, Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni (çev. İbram Onsunoğlu), İstanbul 2002, s. 208).10

Karadeniz kıyılarında bağımsız bir Rum devleti kurulması düşüncesi ilk olarak 1814 yılında Aleksandros İpsilanti, Diyamandis İpsilanti ve Mihail Fotiyadis adlı tüccarlar tarafından, Yunanistan’ın bağımsızlığa kavuşmasına destek vermek amacıyla Odesa’da kurduğu Filiki Eteria Derneği programının 7. maddesinde dile getirilmişti.1

  1. yüzyılda (1817 – 1819) Per Minas Bıjışkyan, 800 Rum ile 40 Ermeni evinin varlığını bildirdiği Ünye kenti limanının sığ olduğu için kullanışlı olmadığını, kentin güneyinde büyük gemiler yapılan bir tersanenin varlığını bildirmiş1 ve “Türkler daha çoktur.”6 demiştir. 1838 yangını ardından 1880’de çıkan ikinci bir yangın, Punta (Ποúʋґα) ile Mali (Μάλι) mahalleleri arasını tamamen kül ederken Rum Okulu da yanmıştır (Bıjışkyan, 1998: 75 – 76).1

1847’de Ünye’ye gelen Fransız Seyyahı Xavier Hommaire de Hell ‘Voyage en Turquie et en Perse’ adlı eserinde “Zirvede, bayram günlerinde oldukça dolu olan bir Rum Kilisesi bulunuyor. Bütün bu yerlerdeki insanların çoğunluğu Müslüman; Hıristiyanlar ise burada bir azınlık oluşturuyor.” bilgilerini bize aktarır.6

Kırım Savaşı (04 Ekim 1853 – 30 Mart 1856) sırasında telgrafın ortaya çıkmasının ardından Osmanlı İmparatorluğu dış dünya ile daha hızlı iletişim kurarken Anadolu Rumları da Atina ile doğrudan görüşmeye başlamış, Rumlar ile soydaşları (omogeneis) Yunanlılar arasında kültürel, ekonomik ve siyasî ilişki kurulmuştur. Buharlı gemilerle seyahatin yaygınlaşması ve Yunan basınından ister istemez etkilenen Rumca gazeteleri basma ve okuma imkânlarının artması ile Anadolu’ya dağılmış Rum cemaati birleşirken, Rumların toplumsal ve ekonomik konumları da değişmiştir.1

1869 tarihli Trabzon Vilâyeti Salnâmesi’ne göre nüfus-u zükur (erkek nüfusu) 1.253 Ermeni, 1.501 Rum, 10.972 İslâm ve yekûn 13.726 kişidir. Fatsa Nahiyesi ise 11.293 kişidir.11

Vital Cuinet 1890’larda Ünye kasabasında 3.000’i İslâm, 5.000’i Rum, 2.000’i Ermeni olmak üzere toplam 10.000 kişi, Ünye kazasında ise 25.000’i İslâm, 8.000’i Rum, 7.000’i Gregoryen Ermeni (5.000’i göçmen olarak gelmiştir) olmak üzere toplam 40.000 kişinin yaşadığını bildirmiştir.1

Vital CUINET’nin 1890-95 arasında yayımlanan Asya Türkiyesi adlı eserinde Trabzon vilâyetinde 806.700 İslâm’a karşılık 193 bin Rum’un, Kastamonu vilâyetinde 992.679 İslâm’a karşılık 21.507 Rum’un, Sivas vilâyetinde 839.514 İslâm’a karşılık 76.068 Rum’un varlığı bildirilmiştir ki toplamda 290.575 kişi yapmaktadır. Cuinet’den yaklaşık 30 yıl sonra 1920’de kurulan Merkez Ordusu Komutanlığı’na gönderilen istatistiklerde ise Pontus Devleti kurulması plânlanan bölgede 2.391.316 Türk’e karşı 273.733 Rum’un yaşadığı belirtilmektedir.1

  1. 1311 (M. 1893) tarihli Trabzon Vilâyeti Salnâmesi’ne göre Ünye kazâsının Karakuş (Akkuş) nahiyesi ile birlikte olan nüfusu 44,787 İslâm (22.329 erkek, 22.458 kadın), 3.905 Rum (1.965 erkek ve 1.940 kadın), 3.815 Ermeni (2.071 erkek ve 1.744 kadın), yekûn 52.507 kişidir (26.375 erkek ve 26.142 kadın).12

Ali Cevad, Hicrî 1313 (M. 1895 – 96) tarihli “Hicrî Memaliki Osmaniyenin Tarih ve Coğrafya Lügatı” adlı eserinde Ünye’nin Trabzon vilâyetinin Canik sancağına bağlı kaza merkezi olduğunu, 40 bin kişilik nüfusunun 25 bin Müslüman, 8 bin Rum, 5 bin Gürcü ve 2 bin Ermeni’den müteşekkil olduğunu belirtmiştir.1

1904 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi’nde Ünye’de 36.344’ü İslâm, 4.711’i Rum, 4.766’sı Ermeni olmak üzere toplam 45.821 kişinin yaşadığı görülmektedir.1

Özellikle 1877-78 Osmanlı – Rus Savaşı yenilgisinin ardından oluşan siyasî koşullarda, Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında yaşayan halklar bağımsızlık mücadelelerini vermeye başlarken, Anadolu’da yaşayan Ortodoks Hıristiyan Rumlar da Yunan ulusçuluğunun etki alanına girmiştir.1

XIX. yüzyıl sonlarında Avrupa’nın hasta adamı “Osmanlı Devleti” ölüm döşeğine düşüp, parçalanması kesinleşince o döneme dek Avrupa’daki barış ortamını korumak adına görmezden gelinen Osmanlı yönetiminin el değiştirmesi ve Anadolu’daki tüm kurumların reform geçirmesi gerekliliği, Batı’da hararetle tartışılmaya başlanmış, imparatorluk nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan Bulgar, Rum ve Ermeni gibi Hıristiyanlarla işbirliği yapma düşüncesi kabul görmüştür.1

09 Ocak 1916’da genel sürgün uygulaması, Karavangelis’in ilk çetelerini örgütlediği, Samsun Rum varoşundan, Kadıköy’den başlatılır. 4.000 kişi önce Havza’ya, ardından Çorum’a gönderilir. Giresun çevresindeki Rum köylerinin nakli de aynı tarihte başlatılır. Onu Ocak sonunda Bafra çevresi, Şubat’ta da Çarşamba ve Ünye izleyeceklerdir. Buralarda yaşayan 30.000 kadar insan Ankara vilâyetine doğru yola çıkarılır. Ordulu Rumlar 1917 Ağustos’unda, Sinop Rumları ise 06 Temmuz’da nakledilirler. En son, metropolit Germanos ile ilgili olarak İstanbul’daki evinde gözaltında tutulma kararı alınır.13

Ünyeli Rumlar I. Dünya Savaşı sırasında Ocak 1917’de güvenlik gerekçesiyle başta Niksar olmak üzere iç bölgelere sürülmüş (Drandakis, 1932: 777), 1922 – 23 arasında mübadele ile Yunanistan’a gönderilmiştir.1

Devam edecek

KAYNAKÇA :

1 ÖZTÜRK, Özhan – Pontus / Antikçağ’dan Günümüze Karadeniz’in Etnik ve Siyasî Tarihi, Genş. 3. Baskı, Nika Yayınevi – 37, Haziran 2016, 973 sh.

2 OKUR, Doç. Dr. Mehmet – Pontus Meselesinin Ortaya Çıkışı ve Karadeniz Bölgesi’nde Pontusçu Faaliyetler, Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 14, Yaz, 2007, ss. 1 – 28.

3 YERASİMOS, Stefanos – Pontus Meselesi, Toplum Bilim, Sayı: 43/44, Güz, 1988, Kış, 1989, sh. 36.

4 PEHLİVANLI, Dr. Hamit – Tarih Perspektifi İçerisinde Pontus Olayı: Yakın Tarihimize ve Günümüze Etkileri, 21 sh.

5 GOLOĞLU, Mahmut – Anadolu’nun Millî Devleti Pontus, 1973, Ankara, 267 sh.

6 DOĞAN, Osman – Karadeniz’de Bir Boğaziçi Ünye, Ünye Kent Arş. Ser. 2, İst., 2006, 384 sh.

7 MİSTEPE, M. Ufuk – Ünye’nin Demografik Yapısı – II, Ünye Haber Gaz., 12.01.2018, Sayı: 2397, Yıl: 15.

8 ÖZ, Mehmet – XV – XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, TTK Yay., 234 sh., Ankara, 1999.

9 DOĞAN, Osman – Tarih Boyunca Ünye, 2003, Ünye Belediyesi Kültür Yay. 3, 514 sh.

10 YÜKSEL, Ayhan – Doğu Karadeniz’de Rum Yerleşmesinin Niteliği: Âyanlar ile Rum Ahali Arasında Arazi ve Emlâk Anlaşmazlığı Örneği, Osmanlı Araştırmaları XXIV, Neşir Heyeti, The Journal of Ottoman Studies XXIV, İstanbul, 2004, ss. 365 – 373.

11 EMİROĞLU, Kudret – 1869 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi, Cilt 1, Haziran, 1993, 222 sh.

12 ÇALIK, Mustafa ve Yayın Kurulu – Tarihi, Sarayı, Konakları, Kadıları, Hattatları, Fındığı, Mısırı ve Gemiciliği ile Ünye, İstanbul, 1999, 278 sh.

13 YERASİMOS, Stefanos – Pontus Meselesi, Published on Nov 18, 2017. Yerasimos, 1989: 372-73.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Canik’te İdarî Yapı ve Osmanlı’da Yenileşme Zarureti (1793 – 1851)

10 Temmuz 2020 okunma
Bu makalede Ünye’nin 1790 – 1850’li yıllardaki idarî yapısı, Doç. Dr. Abdullah SAYDAM’ın 33 sayfalık çalışmasına dayanarak, özet olarak aktarılacaktır. Sultan II. Mahmud, saltanatının sonlarına doğru Orta ve Doğu Karadeniz bölgesindeki idarî... Devamını Oku

Araştırmacılık Terimleri

3 Temmuz 2020 okunma
Ünye hakkında araştırma yapanların ve okuyucularımızın, sıkça karşılaştıkları bazı Osmanlıca Tarih Terimleri’nin anlamlarını bilmeleri, yazılanların anlaşılması açısından önemli bir husustur. Bu itibarla başlangıç olarak ehemmiyet arz eden... Devamını Oku

Ünye Mûsikî Tarihinde Ali Riza Sağman

26 Haziran 2020 okunma
‘Ünye Şarkı ve Türküleri’ kitabımda Ünye Mûsikî Tarihi’ne damgasını vurmuş, tespit edebildiğimiz şahsiyetleri kısaca da olsa tanıtmaya çalışmış idim. Aslında her bir musikîşinasın ayrı ayrı ele alınması icap eder. Başlangıç olmak üzere... Devamını Oku

Satıroğulları Ünyeli Müftü Sülâlesi

19 Haziran 2020 okunma
2017 yılında altı bölüm halinde yayımladığımız “Ünye Müftüleri” adlı yazı dizimizde bir müftü sülâlesinin bu tarihçeye damgasını vurduğunu görüyoruz. Ailenin ahvadlarından Satıroğulları ailesi Keşaplı Sokak’tan komşumuz olurlar. ÖZPAKER... Devamını Oku

Ünye Uğrak Vapurlarını Tanıyalım

12 Haziran 2020 okunma
Su buharı gücüyle çalışan gemileri VAPUR olarak adlandırıyoruz. Önceleri yandan çarklı olarak yaşamımıza giren vapurlar daha sonra günümüzün dizel elektrik tahrik sistemi donanımlı enerji tasarrufu sağlayan modellerine erişinceye değin XIX. yüzyılın... Devamını Oku

Ünye Tarihi, M.Ö. XV Bin Yılına Uzanıyor Mu? – I

5 Haziran 2020 okunma
Kelleroğlu M. Bahattin Bey, kaynak belirtmeksizin; “Ünye, Milât’tan 1270 sene evvel vuku bulan Turuva Muharebe-i Meşhuresi’nden sonra, Karadeniz sahilinde tesis edilmiş müstemlekelerden birisi olup, ismi kadimi (One) veyahut (Oney)’dir.” demişti.1 Ünye’de ilk... Devamını Oku

Kimler Geldi Kimler Geçti ?

29 Mayıs 2020 okunma
Ünye ve hinterlandı tarihî seyir içerisinde birçok kavim ve milletlere ev sahipliği yapmıştır. Muhtelif köşe yazılarımızda dile getirdiğimiz bu kitlesel değişimleri bir arada ve kronolojik düzen içerisinde değerlendirmenin daha uygun olacağını... Devamını Oku

Ünye ve Hinterlandında Oğuz – Türkmen Boyları ve Yer Adları

22 Mayıs 2020 okunma
Makalemizin araştırma konusu 24 ana Oğuz boyu ile Oğuz asıllı Türkmen kabilelerinin Ünye ve hinterlandındaki (Ordu, Fatsa, Terme, Akkuş) bazı yerleşim noktalarıdır. Türkmen boy, bölük, uruk (oymak, öz) ve tirelerinin (oba, aile) adlarını Yrd. Doç. Dr. Aydın... Devamını Oku

Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında Ünye ve Ordu

15 Mayıs 2020 okunma
Ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınma yanında, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesinde ve ülke genelinde dengeli bir kalkınmanın sağlanmasında il ve ilçeler, temel birimler olarak değerlendirilmek durumundadır.1 İlçelerin, illerin ve bölgelerin... Devamını Oku

Ordu ve Ünye Hinterlandının Endemik Bitki Örtüsü

8 Mayıs 2020 okunma
Ordu’nun Melet ırmağının doğusu Kolşik altbölge, Ünye’nin içerisinde yer aldığı batısı ise Euxin (Öksin) altbölge olarak anılmaktadır. Kolşik kesimde ılıman kuşak yağmur ormanları niteliğinde ormanlara rastlanır. Yükseklerde ise çalılıklar,... Devamını Oku