son haberler

İsmini Ağabeyinle Ablana Uydurduk (T)

Yayınlanma Tarihi: 26 Nisan 2019 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Efendim malum olduğu üzere en müşkül işlerden biri de çocuğa isim vermektir. Özellikle günümüzde bu daha da zor olmaktadır. Hatta bunun için lügatler bile hazırlanmıştır. En yeni çocuk isimleri diye.

Özellikle az bulunmasına dikkat ederiz. Bazen meşhur olanları tercih ettiğimiz de olur. Mesela erkeklerde ‘can’ kızlarda ‘nur’ takısı veya ilavesi yahut sadece bir isim olarak çok kullanılmaktadır.

Bugün resmi nüfus kayıtlarına baktığımız zaman ilk on dört isim arasında kız ismi yok. Yani erkek isimlerinde  ince elenip sık dokunmamış. En çok kullanılan isimlerden ‘Mehmet’ birinci sırada. Bunu takip eden ilk on üç isim hep erkek ismi. En çok verilen kız ismi ise “Özlem.” Özlem on dördüncü sırada. Ve yine erkeler sıralanıyor. Belli ki kız isimleri verirken daha çok özen gösteriyoruz.

İşin en garip tarafı hiçbir dilde karşılığı olmayan isimler en çok ülkemizde kullanılıyor. Yani ne Türkçe, ne batı dillerinde ne de doğuda bir manası var. Elbette burada bu isimleri yazamayız. Bir okuyucumuzun adı, çocuğu yeğeni veya akrabasına rastlar sıkıntı olur. Ama maalesef ülkemizde böyle bir garabet var. Böyle ne manaya gelmeyen isimleri de en çok ilçelerde verilmiş olması daha düşündürücü. Köylü daha çok bilinen ananevi isimleri vermiş. Büyük şehirdekiler daha yeni ama en azından anlaşılır bir isim vermiş. Köylü ile büyük şehirli arasında kalmış yerlerde garip isimlere daha çok rastlanıyor.

Çocuk büyüyünce bakacak sözlüğe böyle bir kelime yok. Soracak ana ve babasına ne demek diye. Ana baba uyduracak. İşte eskiden filan yerdeki bir zatın adıymış… Çocuk yutmayacak ama çare yok. Yani eskilerin “irapta mahalli yok” dedikleri şeyden.

Adettir öğretmenlerden bazıları ilk derse girdiklerinde çocuklara isimlerini sorarlar. Bir gün ben de öyle yaptım. Ve sıra bir kız öğrencime geldi. “ Adın ne?”  dedim. “Kötü bir şey öğretmenim” dedi. Ben ısrar etmedim. Çünkü Türkçesi “put” demekti. Ama isim olarak sanki kulağa hoş geliyordu. Kızın adı “Sanem”di.

İşin bir başka boyutu da var. Genelde ‘uysun’ diye ikinci çocuğa birinciye verilen ismin söylenişine yakın isimler veririz. Mesela büyük kız Filiz, küçüğü Yeliz. Büyük oğlan İlker, ikincisi Soner. Neden Yeliz ismini verdin diye sorarsanız, size ablası Filiz olduğu için diyecek. Ya ablası Hülya olsa sen Fulya’mı vereceksin yani.

– Adın ne?

– Soner.

– Niçin verdiklerini biliyor musun?

-Ağabeyim İlker’de ondan.

-Ağabeyin Hakan olsa sen İhsan mı olacaktın yani. Misaller artırılabilir.

Şimdi bu çocukların, büyüyünce hayatları ayrı, işleri ayrı, evleri ayrı, keseleri ayrı olmayacak mı? Peki, niye küçüğü büyüğününkine uyumlu. O başka diğeri başka değil mi? Sakın beni evin küçük çocuğu sanmayın. Ben de ilk çocuğum ama burada bir yanlışlık var. Siz düpedüz ikinci çocuğu ilkine göre tanzim ediyorsunuz. Bu durumda ben küçük çocuk olsam reşit olur olmaz mahkemenin yolunu tutar, hemen ismimi değiştiririm. Ve derim ki o başka ben başka. Benim de bir oyum var onunda. Bende vergi veriyorum o da. Kanunlar ikimize de eşit. -her zaman olmayabilir- niye benim ismim ona benziyor.

Bütün bunların çocuklar üzerindeki olumsuz tesirini görmek lazım. Belki çocuk sizin ama onlar ayrı bir birey. Kimse falancanın kardeşi, filancanın ablası diye anılmak istemez. Biz isimlerini yan yana getirirken onları bir birinden ayırıyoruz.

Sizin için ablanıza uysun diye seninde ismini öyle verdim veya ağabeyine benzesin diye o ismi seçtim deseler ne hissedersiniz. Ona isim beğen beni ona uydur. Ben ablam Filiz olmadan Yeliz olmak istiyorum. Ben ağabeyim Hakan olmadan adımın İhsan konulması istiyorum. Kısaca ben, ben olduğum için anılmak istiyorum.

Söyler misiniz ben kimim?

Abisinin veya ablasının kardeşi…

Ya siz?

Ablam veya ağabeyimin ana babası…

Tarif hoşunuza gitti mi?

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Şehir ve Aidiyet Veya Ne Kadar Ünyeliyiz?

16 Eylül 2019 okunma
Doğulan yer ile doyulan yer arasında gidip gelen insanoğlu belli bir zamandan sonra dünyaya gözünü açtığı topraklara dönmek ister. Bu kişilerin elinde olmadığı bir şeydir ve “toprak çekti” diye de tanımlanır. Biz yarım asrı aşalı çok olmuş kişilere... Devamını Oku

Cızlavet

11 Eylül 2019 okunma
Bazı şeyleri yeni nesle anlatmak çok zor. Hayatın içine girmiş, hatta bir parçası olmuş o kadar şeyi ardımızda bıraktık ki bunları yeni nesle anlatmakta güçlük çekiyoruz. Seni bir “masal” gibi bile dinlemiyor. Ya yanlış söylediğimizi sanıyor ya da... Devamını Oku

Ohtamış Şelalesi

9 Ağustos 2019 okunma
Ülke çapında yayın yapan bir televizyonda ülkede en çok şelale bulunduran yerin Ordu olduğunu öğrenmiştim. Ülkemizde ve dünyada birçok ünlü şelale var.  Bunların meşhurluğu biraz da görüntüsünden kaynaklanıyor. Hangi şelale daha yüksekten akıyorsa,... Devamını Oku

37 Yılın Ardından

26 Temmuz 2019 okunma
Öğretmenlik mesleğine 12 Kasım 1982 yılında başladım ve 24 Temmuz 2019 yılına kadar çalıştım. Aralıksız devam eden bu zaman sarfında herkes gibi benim de acı tatlı anlarım oldu. Geriye baktığımda hatıralardan başka bir şeyin kalmadığını gördüm.... Devamını Oku

SEÇİMLER BİTTİ Mİ?

28 Haziran 2019 okunma
Ülkemizde her seçim tartışmalı geçiyor. Hatta bazen rakamların bile ehemmiyeti olmuyor. Şöyle bir hafızamız yoklayacak olursa merhum Ecevit en çok oyu alan partinin lideri olarak hükümet dışında kalıca “Benim sayısal değil siyasal üstünlüğüm var”... Devamını Oku

Taş Fırın

31 Mayıs 2019 okunma
Her şey devrine göre kıymetli. Tabiri caizse “Ekmek elden su gölden” yaşıyoruz. Eşyanın az olduğu zamanlarda değeri de fazlaydı. Şimdiki gibi “kullan at” at tarzı eşyalar yoktu.  Kullandığımız şeyler bozulursa mutlaka tamir edilirdi. Hiçbir eşya... Devamını Oku

ÜNYE GÜZEL Mİ?

12 Mayıs 2019 okunma
Bu soruya kaç kişi cevap verebilir? Bir şehri güzel yapan nedir? Coğrafyası mı? Tarihi mi? Tabiat güzelliği mi? İnsanı mı? Yoksa hepsi mi? Bunlara tek tek cevap verdiğimizde Ünye’nin, Fatsa’nın, Kumru’nun, Çarşamba’nın, bilmem nerenin ne kadar güzel... Devamını Oku

Masal Ebesi Nazmiye

19 Nisan 2019 okunma
Yolumuz Ankara’nın Beypazarı’na düşüyor. Tarihi bir şehir. Günümüz mimarisine inat tarihe karşı direniyor hala. Aslım bu der gibi. Her ne kadar ortaokul fen kitaplarına son Anadolu parsının öldürüldüğü yer olarak kayıt düşülmüşse de bu onun suçu... Devamını Oku

Abrul Beşi

12 Nisan 2019 okunma
Eski insanlar kendi yöntemleriyle hayatı kolaylaştırmak için elinden geleni yapmışlar. Tıp bugünkü halde değil, makine hayatımıza girmemiş, meteoroloji bilinmiyor, suni gübreler ortalıkta yok vs. Bütün bunlara rağmen hayatlarını sürdürmüşler.... Devamını Oku

Mahalli Seçimlerin Ardından

5 Nisan 2019 okunma
Ülkemiz bir seçimi daha geride bıraktı. Netice milletimize hayırlı olsun. Demokrasi denilen kavramın en önemli unsuru sandıktır. Sandık tercihin “gizlice aşikar” edildiği yerdir. Vatandaş rey verme kabinine gider tercihini yapar. Sonra oradan çıkan sonuca... Devamını Oku