son haberler

John Freely’nin Gözüyle Oinoe

Yayınlanma Tarihi: 22 Eylül 2017 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

1926 yılında New York’da doğan Prof. Dr. John FREELY, İstanbul’a ilk olarak 1960 yılında, sonradan Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşecek olan eski Robert Koleji Yüksekokulu’na geldi. 1960 yılından beri İstanbul’da yaşıyor. Halen Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde Astronomi ve Bilim Tarihi dersleri vermekte. 1972’den bu yana çoğu Türkiye üzerine olan otuzdan fazla seyahat kitabı basıldı. Köşe yazımıza konu olan beş ciltlik ‘Türkiye Uygarlıklar Rehberi’ adlı gezi kitabının ilk baskısı İstanbul’da Aralık 2002’de gerçekleşti.

‘Türkiye Uygarlıklar Rehberi’, tarihin şafağından beri burada birbiri ardına serpilmiş olan kültürlerin tarihsel anıtlarına, arkeolojisine ve mimarîsine dair bir rehberdir. Uygarlıkların tarih içinde yer değiştirdikleri bir coğrafya üzerindeki yolculuğa eşlik eden bu beş ciltlik yapıt, üst üste kurulmuş şehirlerin ve kültürlerin akıbetlerinin birbirlerine nasıl sirayet ettiğini, farklı uygarlıkların geride bıraktıkları yapılarla nasıl bir kültür hazinesini bizlere devrettiğini yerinde görmeye niyetlenen gezmenlerin elkitabı olacak. Homeros’un destanlarında anlattığı topraklardan ve Osmanlı’nın iki başkentinden geçirip Marmara Denizi’nin etrafında dolaştırarak başlıyor Türkiye Uygarlıklar Rehberi’nin ikinci cildi; sonra, mitik bir yolculuğun izini takip ederek ‘Altın Post’u ararken, antik çağda “Konuksever Deniz – Euxenis / Euxin / Euxinus” adı verilen Karadeniz’in kıyılarında gezmenlere eşlik ediyor.

Gezgin Freely’nin anlatımıyla sizleri baş başa bırakıyorum : «Terme’nin otuz kilometre ilerisinde, Ünye’ye varmadan hemen önce, deniz kıyısındaki Aynikola Köyü çıkar karşımıza. Yerli denizcilerin koruyucusu olan Aziz Nikolaos’tan almıştır adını köy, denizciler karaya bir geçitle bağlanan bir adacık üzerine onun adına bir kilise yapmışlardır.1

Antik Oinoe şehrinin üzerine kurulu küçük bir liman kasabası olan Ünye’ye geliyoruz. Eski Oinoe şehrinden geriye hiçbir şey kalmamış ama kıyıda, körfezin en korunaklı yerinde, bir Ortaçağ kalesinin harabesi var, muhtemelen Bizans İmparatoru I. Andronikos Komnenos (1183-85) tahta çıkmadan önce yaptırılmış.

Ünlü bir Bizans kalesi olan tarihî Oinoe Kalesi’nin, 560 no.’lu Ünye – Niksar karayolunun beşinci kilometresindeki Kaleköy’de bulunan Çaleoğlu Kalesi olduğu tespit edilmiştir. I. Andronikos Komnenos 1183’te Konstantinopolis’te tahta çıkmadan önce kısa süreliğine bu kaleyi tımar olarak elinde tuttu. İmparator olduktan iki yıl sonra tahttan indirilip öldürüldü, oğlu ve veliahtı David de aldığı korkunç yaralar sonucu kısa sürede öldü. David’in iki küçük oğlu Aleksios ve David Konstantinopolis’ten kaçırıldı ve halaları Gürcistan Kraliçesi Tamar’ın yanında korumaya alındı.

1204’te Konstantinopolis Lâtinler’in eline geçtiğinde Aleksios ve David Komnenos ile Gürcü yandaşları Trabzon’u ele geçirdiler ve Pontos’la Paphlagonia’da bağımsız bir krallık kurdular. Böylece Trabzon İmparatorluğu doğdu, Aleksios ve David Komnenos bu imparatorluğu ortaklaşa yönetiyorlardı. Kurdukları hanedan iki buçuk asır sürecek, Konstantinopolis’te tekrar kurulan Bizans İmparatorluğu’ndan sekiz yıl daha uzun ömürlü olacaktı. David, Büyük Komnenos diye bilinirdi, 1214’te öldükten sonra bu unvan kardeşine geçti, ondan sonra da Trabzon’daki Komnenos hanedanının diğer imparatorlarına.

Lâtinler Konstantinopolis’i fethettikten sonra Partitio Romaniae adında bir belge hazırladılar, bu belgede bölünen Bizans İmparatorluğu’nun Venedikliler ve Dördüncü Haçlı Seferi şövalyeleri arasında bölüştürülecek muhtelif parçalarının bir listesi vardı. Partitio Romaniae’de sözü edilen Bizans mülklerinin en doğuda olanı Oinoe’ydi ama bu liste yapıldığı sırada Aleksios ve David Komnenos ile Gürcü birlikleri kasabayla kalesinin yönetimini ele geçirmiş, burayı da Trabzon İmparatorluğu’na katmışlardı.

Çaleoğlu Kalesi aynı zamanda efsanevî Atmaca Kalesi’dir (Château de l’Epervier), edebiyatta ilk olarak, Jehan d’Arras’nın yazdığı on dördüncü yüzyıl romanı Mélusine’de görülür. Mélusine, hem Kıbrıs’ı hem de Kilikia Ermeni Krallığı’nı yöneten hanedandan Lusignan Kontu Raimondin’in karısıydı. Efsaneye göre, Mélusine’in kız kardeşi Prenses Merlier, kıyamete kadar bu kalede mahpus tutulmaya mahkûm edilmişti. Gardiyanı bir atmacaydı ama aynı zamanda kalenin etrafında şövalyeler de nöbet tutuyordu. Şövalyelerin görevi atmacayı uyanık tutmak ve yemeden, içmeden, uyumadan, sohbet etmeden üç gün boyunca kalenin dışında beklemekti. Ödül olarak mahpus prenses, ‘maddî’ olmak kaydıyla, her dileklerini yerine getiriyordu ama ondan ‘vücudunu ya da evlilikle veya başka yollarla aşkını talep edemiyorlardı’. Uygunsuz isteklerde bulunan şövalyelerin dokuz nesli bahtsızlıktan kurtulmuyordu. Bir Ermeni kralı nöbetini tuttuktan sonra prensesi istemiş, ceza olarak da o ve torunları kendilerini bitmeyen bir savaşın içinde bulmuşlardı.

Oinoe Kalesi’ni gördükten sonra 850 numaralı karayolundan güneye Niksar’a yollanıp 105 kilometre kadar gidiyoruz (sh. 115). ….. Şimdi tekrar Ünye’ye dönüp, Karadeniz kıyısında doğuya yolculuğumuza devam ediyoruz. Ünye’ye 24 kilometre mesafede Fatsa vardır, antik Phadisane (sh. 116).»1

Yazar Fatma ACUN seyyah söylemi ve Karadeniz’e gelen seyyahlarla ilgili olarak genellememekle beraber şunları ifade etmiştir: «Seyahatnameler, sosyal tarihçiler ve şehir tarihçilerinin sıkça müracaat ettiği kaynaklardan olagelmiştir. Özellikle de arşiv belgeleri veya diğer tür kaynakların yetersizliği durumlarında, seyyahların verdiği bilgiler daha da değerli olmakta ve araştırmacılar tarafından, fazla eleştirilmeden kullanılmaktadır. Bu bilgilerin değeri göz ardı edilmemekle birlikte, içinde bir dizi önyargıyı ve kurguyu barındırdığı unutulmamalıdır. Öncelikle, seyahat eden ve gözlemlerini kaydeden şahıs, bir tek kişidir ve kendi şahsî ve içinden geldiği kültürün penceresinden, yabancı – Avrupalı olmayan – bir kültürü gözlemlemektedir. Gördükleri ve algıladıkları parça – bölük realiteden, tutarlı bir hikâye oluşturma endişesini her zaman taşımaktadır. Diğer yandan, Osmanlı ülkesine gelen yabancı seyyahların gözlemlerinin de büyük ölçüde, hayal mahsulü olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Sonuçta, yabancı seyyahların anlattıklarının ‘olgu’ mu, yoksa ‘kurgu’ mu olduğunu ayırt etmek, bir yandan, ilgili dönemin kaynaklarıyla doğrulamayı gerektirirken, diğer yandan da anlatılanların, dönemin olayları ve söylemleri bağlamında incelenmesini gerektirmektedir.»

Antik çağlardan beri yerleşmenin Anadolu’nun diğer kıyılarına göre daha zayıf olduğu Karadeniz kıyılarındaki iskânın karakteri ve özellikleri; gezme, görme ve merak içgüdüsüyle hareket eden yahut resmî görevleri sırasında müşahadelerini kaleme alan kişilerin daima ilgisini çekmiştir. P. Minas BIJISKYAN, J. Philip FALLMERAYER ve diğer seyyahlar ALTIN POSTU aramak için Osmanlı topraklarına gelmişlerdir. XIX. Yüzyıl Trabzon Vilâyet Salnâmeleri’nde de Trabzon civarına Altın Post’u aramak sevdası ile gelen kişilerden bahsedilmektedir.2

Tarihî coşku ve perspektiften, Sayın John Freely’ye teşekkürlerimizle.. esen kalınız…

KAYNAKÇA :

1 FREELY, John – Türkiye Uygarlıklar Rehberi Marmara Etrafında / Karadeniz Kıyısı, 2. Cilt, YKY – 1748, İstanbul, Nisan 2008, 4. Baskı, 179 sh. Çevirenler: Tuncay BİRKAN, Gürol KOCA, Aslı BİÇEN.

2 DOĞAN, Osman – Tarih Boyunca Ünye, Ünye Belediyesi Kültür Yayınları: 3, Samsun, Temmuz 2003, 1. Baskı, 514 sh.

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Kefeli Han ve Düşündürdükleri

21 Eylül 2018 okunma
Yöremizdeki şehir içi hanlarının tek örneği olanKEFELİ HAN bir şekilde gündeme geldiğinde Çerkeskökenli anneannem Rahime Şadiye KÜLÜNK’ünKEFELİ Sülâlesi’nden geliyor olmasımünasebetiyle bana hep anneannemi hatırlatır. Sadece kâgir beden duvarları... Devamını Oku

Davulcu ve Zurnacılardan Vergi Tarhi – I

14 Eylül 2018 okunma
Bazen bir makale hazırlarsınız ve yayımlanma aşamasına geldiğinde bir başkasının da aynı konuda benzer bir makale yayımladığını görürsünüz. Emeğinizin boşa gittiğini düşünür ve üzülürsünüz belki. Ama ben öyle yapmayacağım; Sayın Naim... Devamını Oku

Her Taşın Altındaki Evanjelist ve Siyonist Şeytan! – I

7 Eylül 2018 okunma
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde misyonerlik faaliyetlerinin büyük bir bölümü Amerikan Board Misyoner Cemiyeti(American Board of CommissionersforForeignMissions) ve Genç Hristiyan Birliği Örgütü(YoungMen’sChristianAssociation)tarafından... Devamını Oku

Ünye’nin Demografik Yapısı – VII

29 Ağustos 2018 okunma
1980’de Ordu il nüfusu 713.535’e yükselmiştir. 1980’de nüfusu 52.785 kişi olan Ordu Kenti ilin en büyük kentsel yerleşmesidir. Onu, 28.227 nüfuslu Ünye ile 22.405 nüfuslu Fatsa izler. İldeki nüfus yoğunluğu ülke ve bölge yoğunluğunun çok üzerindeydi.... Devamını Oku

Ordu kaymakamı Mehmed Ali Efendi – II

17 Ağustos 2018 okunma
Sayın TOSUN, belgelerde yer alan Mehmed Ali Efendi ile ilgili tanışıklığını şöyle anlatır: Daha önce arşivden almış olduğum belgeyi okuma sırası gelince Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi’yle tanıştım (Ek-1). Belgeyi okuyunca onun çalışkanlığı ve... Devamını Oku

Ünye’de Karantina ve Tahaffuzhâne – II

3 Ağustos 2018 okunma
1864 senesi Haziran ayına kadar Canik sancağına bağlı bir kaza olan Ünye’nin bu tarihten sonra sancak haline getirilmesiyle birlikte Erbaa, Karakuş, Bolaman ve Fatsa kazalarıyla birlikte bu sancağı teşkil eden kazalardan birisi de Niksar olmuştur. Söz konusu... Devamını Oku

Tarihî Değerlerimiz – VI

27 Temmuz 2018 okunma
Altı bölümlük yazı dizimizle tarihî değerlerimizi hem kişiler hem mimarî değerler hem mekânlar hem turistik hem doğal hem de kültürel açıdan özetlemeye çalıştık. Bu son bölümle kalan değerlerimizi de kısmen tamamlamaya ve sizlere aktarmaya... Devamını Oku

Ünye Gümrüğü – I

20 Temmuz 2018 okunma
Gümrük, devletler arası ticarette sınır geçişlerinde malların kontrol edildiği yer olup bu geçiş sırasında alınan vergilere “gümrük resmi” denmektedir. “Gümrük” kelimesi Lâtince’de ticaret manasına gelen “Commercium”... Devamını Oku

Ünye’de İz Bırakan Eşkıya Ve Çete Reisleri – III

13 Temmuz 2018 okunma
Eşkıyanın icraatını “XVIII. Yüzyılda Ünye’de Eşkıyalık Hareketleri” konu başlıklı makalemizde beş madde halinde açıklamaya çalışmıştık.32Orta Karadeniz Bölgesi’nde eşkıyanın kaynağını, yerli ahaliden bazıları ile çeşitli oymak ve... Devamını Oku

Osmanlıca Belgelerde Ünye – I

6 Temmuz 2018 okunma
Bloğunda yayınlanmış 1200’ün üzerinde çevriyazı çalışması ve 17 basılı yayını ile araştırmacıların dikkatini çekmeyi başaranAraştırmacı, Yazar, NahhatSayın Murat Dursun TOSUN’un ele aldığı bazı belgeler Ünye ve Ordu hinterlandını da... Devamını Oku