son haberler

Sen Gideli…

Yayınlanma Tarihi: 11 Kasım 2019 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Sen gideli şu kadar zaman geçti ile gelmeyeli şu kadar oldu aynı şeyi mi ifade ediyor?

Günler geçti, aylar geçti, yıllar ve mevsimler geçti.  Sen hala gelmedin…

 

Sen gideli; günler geçti, aylar geçti, yıllar…

Sizce gittiğinden sonra geçen zaman mı daha uzun; gelmesini beklediğinizi süre mi?

Ne fark eder ki…

 

Madem yok, madem gitti; ayrılık zamanını hangi ölçü birimi ölçebilir?

Madem yok, madem daha gelmedi geçen süre neyle tarif edilebilir ki?

 

“Yoluna göz dikeli yıllar oldu gelmedin” demiş şair.

Belli ki beklenmiş dönüşü. Karakoç ise şöyle terennüm etmiş ayrılığı:

 

“Beni düşünmüyorsan kendini düşün

Herkes seni kınar oldu gel gayrı”

 

Sen gideli…

Gelmeyeli…

Şu kadar zaman oldu, şu kadar süre geçti…

 

Hasret ve ayrılık yan yana durmuş hep.

Hasret ve beklemek komşu olmuş…

Belkiler, giderimden, gelirime daha yakın durmuş…

Umutlar var olandan yana değil, olmayan şeylerin sonucu olmuş.

 

Beklemek, gözlemek, umut etmek, temenni etmek…

Bir yanında ayrılığın, bir yanında hasretin, bir yanında…

 

Yani…

“Çok yanında” olmuş…

 

“Sen gideli şu kadar zaman geçti” de geçen zamanı hesaplattıran ney ki?

Her ne ise hangi ölçü birimine göre ölçüldü?

Sizce zaman her şey için aynı mı?

 

Beklenen şey gelse beraber olduğunuz süre ile beklediğiniz süre saatlere ve takvimlere göre aynı olsa bile gönlünüze göre de aynı mı?

 

Zaman, niye böylesin?

Bazen yıllar gün gibi, günler yıl gibi oluyor insana…

 

Son olarak, Burhan Bey’e ait bir mısra ile bitirelim:

 

“Aylar geçiyor sen bana hâlâ geleceksin…”

 

 

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

TRT Elimizi Bıraktı

29 Kasım 2019 okunma
  TRT, kuruluşundan beri en saygın kurumlardan biridir. Özel kanallar çıkmadan önceki ilkeli duruşunu özel kanallar çıktıktan sonra da devam ettirmeye gayret etti. Hem yayına koyduğu programların muhtevası, hem dilde kullanılan üslup diğer kanalların en... Devamını Oku

DİLSİZ SOBET (Çayla sohbetler 4)

26 Kasım 2019 okunma
Çayla sohbetler 4 Şairin “seninle dilsiz konuşalım” dediği gibi yalnız kalanların çay ile sohbeti “bizeban” yani dilsiz olurmuş. Dilsiz ve kelimesiz sohbetleri açığa çıkarmak ne adaba uygunmuş ne de kelimelerin izaha gücü yetermiş. Çayın nasıl bir... Devamını Oku

Soğumak İstemiyorum ( Çayla Sohbetler 3 )

23 Kasım 2019 okunma
Bardağa dolar dolmaz bir sarsıntı geçirirdi. Bardağın üst kısmında dairesel çizgiler belki de içinin darlanmasının bir alametiydi. En çok şeker kullanmamamı seviyordu. Şeker demek kendisine has olan tadının değişmesi, kokusunda farklılaşma hatta bardağın... Devamını Oku

Çayla Sohbetler II

18 Kasım 2019 okunma
Ne zaman çaydanlığı elime alsam birazdan bir sohbetin başlayacağı anlamına gelir çay için. Hazırlanışı bir yana sohbet saati bile müsait olmalı. Öyle varlı vakitsiz sohbet edilmez çayla. Kendine has şekilli bardağı masanın üzerine koyar koymaz başlar... Devamını Oku

Çayla Sohbetler 1

14 Kasım 2019 okunma
Daha bardağa dökülmeden bir “Ah!” etti çay. Ya da bana öyle geldi. Bana “Derdini bana seslice anlatıyorsun, tek başınasın diye kimsenin duymayacağını mı sanıyorsun” der gibi geldi. Şikâyetçi hali beli oluyordu. Kaç gündür derdimi dinliyor. Ona garip... Devamını Oku

Mehmet Karayalman

25 Ekim 2019 okunma
Hangi yazar olursa olsun belki de kaleme aldığı en zor yazılar biyografik yazılardır. Çünkü muhatabınızı kaleme alırken mümkün olduğu kadar doğruları yazmanız gerekiyor.  Atladığınız her hangi bir özelliği kişi için bir nakısa olmasa dahi adil... Devamını Oku

Yaram Derine Düştü

15 Ekim 2019 okunma
Türküler vardır nağmeleri dokunaklı. Türküler vardır sözleri derin. Türkler vardır hatıralar canlanır, türküler vardır kendine gelirsin.   Bazen anlattığından çok şey ifade ederler. Sözde anonimdirler. Ama birisi yanık yanık nağmelerini terennüm... Devamını Oku

Bokuç Bokiliç ve Tokulcuk

27 Eylül 2019 okunma
Hepimizin çocukluk döneminde oynadığı çocuk oyunları vardır. Bu dönemden döneme değişirken muhitten muhite hatta bölgeden bölgeye de değişir. Her ülkenin kendine özgü çocuk oyunları vardır. Bu oyunlar incelendiğinde toplumların yapısı hakkında bize... Devamını Oku

Şehir ve Aidiyet Veya Ne Kadar Ünyeliyiz?

16 Eylül 2019 okunma
Doğulan yer ile doyulan yer arasında gidip gelen insanoğlu belli bir zamandan sonra dünyaya gözünü açtığı topraklara dönmek ister. Bu kişilerin elinde olmadığı bir şeydir ve “toprak çekti” diye de tanımlanır. Biz yarım asrı aşalı çok olmuş kişilere... Devamını Oku

Cızlavet

11 Eylül 2019 okunma
Bazı şeyleri yeni nesle anlatmak çok zor. Hayatın içine girmiş, hatta bir parçası olmuş o kadar şeyi ardımızda bıraktık ki bunları yeni nesle anlatmakta güçlük çekiyoruz. Seni bir “masal” gibi bile dinlemiyor. Ya yanlış söylediğimizi sanıyor ya da... Devamını Oku