son haberler

Ünye Mûsikî Tarihinde Ali Riza Sağman

Yayınlanma Tarihi: 26 Haziran 2020 okunma

M. Ufuk MİSTEPE mistepe@gmail.com

Ünye Şarkı ve Türküleri’ kitabımda Ünye Mûsikî Tarihi’ne damgasını vurmuş, tespit edebildiğimiz şahsiyetleri kısaca da olsa tanıtmaya çalışmış idim. Aslında her bir musikîşinasın ayrı ayrı ele alınması icap eder. Başlangıç olmak üzere biraz gerilere doğru giderek konusunda duayen olan hemşehrimiz Hâfız Ali Riza SAĞMAN’ı sizlere anlatacağım.

Hâfız SAĞMAN yalnız mûsikî hayatımızın değil, tüm kültür hayatımızın gizli kalmış değerlerinden biridir. Bestekâr ve hânendeliğinin yanı sıra özellikle dinî mûsikî sahasına derin vukûfiyeti onun sadece bir yönüdür. O aynı zamanda bir büyük tarihçi, felsefeci, ilâhiyatçı, edebiyatçı, araştırmacı ve yazar olarak kültür hayatımıza damgasını vurmuştur.1

SULTANSELİMLİ” lâkabıyla anılan SAĞMAN 1890 yılında Ünye’de Dünya’ya gelmiştir. Askerî Depo Memuru Ömer Efendi’nin oğludur. İlk ve orta tahsilini Giresun’da yaptıktan sonra, hıfza çalışarak ikmâl etmiş ve 1905 yılında İstanbul’a gelerek, Sultan Selim Câmii’ne müezzin olmuştur.2 İstanbul’da medrese tahsili gördü ve musikîyi, Bestenigâr Ziya Bey’in talebesi Hâfız Cemal‘den öğrendi.3

İttihad ve Terakki’ye karşı takındığı muhalif tavır yüzünden İstanbul’dan sürgün edilen Ali Riza Bey, 27 ay Sinop’ta 48 ay da Çorum’da mecburî ikamete tâbi tutuldu ve “En esaslı musikî hocam” dediği kanunu, sürgün yıllarında kendi kendine öğrendi. Yaklaşık altı buçuk yıl ayrı kaldığı İstanbul’a 1918’de Mondros Mütarekesi’nin ardından dönebildi ve yarım kalan tahsilini tamamladıktan sonra Süleymaniye Medresesi‘nden diploma aldı, ardından da Hukuk Fakültesi‘ni bitirdi.3

Etrafına bir şeyler öğretebilme aşkı yüzünden hukukçuluk yapamayan Hâfız Ali Riza Bey, Hayriye Mektebi ve Darüşşafaka gibi okullarda öğretmenlik etti ve İstanbul’da ve Anadolu’da yayımlanan çeşitli dergilerle gazetelerde yazıları yayımlandı. Birçok eserler güfteleyen ve besteleyen Hâfız Ali Riza Bey “Orfeon“, “Odeon“, “Parlofon” ve “Columbia” plâk firmaları için kayıtlar yaptı. Radyoda (Arşivden Mikrofona), (Eski Sesler), (Hoş Sadâ) gibi programlarda Ali Riza Sağman’la ilgili plâklar ve bizlerle yapılan kısa söyleşiler yayınlanmıştır.3

“Meşhur Hâfız Sami Merhum” ile “Mevlid Nasıl Okunur?” gibi alanlarında tek olan kitaplar yazdı. Kitaplarında anlattığı ve hemen hepsi yakın dostları olan ünlü hâfızlarla mevlidhanları kendine has üslûbuyla ama acımasız şekilde eleştirmekten çekinmeyen Ali Riza SAĞMAN, kültür tarihimizin nev’i şahsına münhasır, renkli ve hoş tiplerindendi. Merhumun kırkı mütecâviz eseri vardır. Bu eserleri ilmî, felsefî, edebî, dînî, tarihî konuları içermektedir. Gazel, kasîde, nat-ı şerîf türünde ve aruz vezninde manzûmeleri de mevcuttur.3

Mevlidhanlar ve Cevaba Cevabım’ adlı eserlerinde merhum biyografisini şöyle anlatmaktadır. “1306 (1890) yılında ÜNYE kazâsında doğdum. Babam o kazanın deppoy memuru Ömer Efendi idi. 1313’te babamın yüzbaşılığa terfii ve tâyini sebebiyle gittiğimiz Giresun’da hıfzımı ve iptidaî rüştî tahsilimi ikmâl ettim. 1320’de İstanbul’a medrese tahsiline geldim. Fatih Camiinde meşhur ve şehidi mağfur İskilipli Âtıf Efendi‘nin dersine oturdum. Yaz tatillerinde Giresun’a gittikçe Bayazıtzâde Hâfız Ali Efendi’den tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyup, 1326’da icazetnâme aldım.1

1908 – 1909 yıllarının doldurduğu hadiselerle Rönesans’a kavuştum. İstanbul’da Beyanü’l Hakk Mecmuası’nda, Giresun’da Karadeniz Gazetesi’nde yazılar yazmağa başladım. Çok aşırı olmamakla beraber İttihat ve Terakki’ye muhaliftim. Bu sebeple tepmesine uğramak şerefine ermiş, 29 Mayıs 1329’da Sinop’a gitmek üzere Sirkeci rıhtımından hareket eden Sürgünler Vapuru (Bahricedit)‘de bulunmak saadetine yükselmiştim.1

Dayanılmaz mâli sıkıntılara rağmen yarı kalan tahsilimi ikmâl için kazandığım imtihan sonunda Şahin Medresesi‘nin son sınıfına girdim. Arabiye ve Edebiyat hocalığını merhum Mehmet Âkif’in yaptığı bu medreseden mezun olduktan sonra Süleymaniye’nin imtihanını kazanıp bu muâllâ müessesenin Kelâm, Tasavvuf ve Felsefe Şûbesi’ne girdim. Buradan 1922 yılında Aliyyü’l âlâ diploma aldım. 1342’de yazdığım tezden dolayı da üç şâyân-ı takdîr’e mazhar oldum.1

Bundan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devama başladım. Üç yıl sonra; Âlâ derece ile bitirdim. Avukatlık stajımı da yaptım. Fakat adliyeye intisap etmedim, öğretim işini daha feyizli buldum. 1923 yılından bu güne kadar Daruşşafaka, İran Okulu, Sen Mişel Fransız Koleji ve İmam Hatip Okulu’nda, İngiliz Erkek Lisesi’nde Umûmî Tarih, Türkçe, Din, Kur’ân ve Kelâm, Teoloji hocalığı yaptım. Şâir değilsem de nâzımlığa yelteniyorum. Muhtelif mecmualarda diyânet, milliyet, insaniyet ve fazîlet mevzûlu nâçiz eserlerim çıkmıştır.1

Bir taraftan resmî okullarda öğretmenlik etmeğe başlayan Ali Riza Bey, bir taraftan da devrinin güzide musıkişinaslarından olan Sultan Selim’li Hâfız Cemal, Udî Ekrem, Muallim İsmail Hakkı, Udî Yusuf ve Kemanî Hasan Beyler’den usul, solfej dersleri almakla kalmayıp, birçok da fasıllar geçmek sûretiyle mûsıkî sâhasındaki bilgisini tam mânâsıyla genişletmiştir.2

Güzel şiirler yazan Riza Bey, bestelediği kıymetli eserleriyle mûsıki alanındaki vukufunu da ispât etmiştir. (Rûz-i Cezâ), (Cevaba Cevabım), (Fatih İstanbul’u Nasıl Aldı?), (Mevlit Nasıl Okunur?) ve (Hâfız Sami) adlı eserleri vukufla yazılmış eserlerdendir.2

Mûsikîye de azdan çoktan intisâbım var. Ses sanatından biraz anlayışım olduğu için kendime göre kompozitörlüğüm de bulunur. Matbû eserlerimin bazıları radyoda okunmaktadır. Elli Yıllık Türk Mûsikîsi adlı esere yazarı Mustafa Rona Beyefendi bu âcizlerinin ismini ve resmini koymak lûtfunda bulunmuştur. Nâçiz karakterimi meydana getiren bu vasıflar içinde beni en çok iftihara sevk eden hangisidir biliyor musunuz? Hâfızlığım. Bunun verdiği maddî şeref ve mânevî gıda diğerlerinin verdikleri ile kıyas kabul etmeyecek kadar bence fazladır.1

Hâfız Riza Bey, 13 Eylül 1965 tarihinde Karagümrük Nurettin Tekkesi Sokak, No. 67’deki evinde kalp krizinden vefât etti. Çorum’da sürgündeyken evlendiği ve sâdece birkaç yıl evli kaldığı eşi Şerife Hûriye Hanım‘dan olma kızı Mediha Işık‘tan başka vârisi yoktur.1 Sağlığında yaptırmış olduğu Edirnekapı’daki Otakçılar’a giden yolun sağındaki kabrinde yatmaktadır. Mezar taşına kendisi sağlığında (Bu mezar Muallim Ali Riza Sağman’a aittir) ibaresini yazdırmıştır.1 – 2

Ali Riza Sağman’ın vefatının I. yıldönümünde evinin bahçesinde bir anma töreni yapılmıştır. Merhum ömrü boyunca bu bahçedeki güllerle haşır neşir olurdu. Bu bahçeyi dostları ile ettiği sohbetler, okunan şiirler, geçilen şarkı ve gazeller renklendirirdi. Bahçe ayrıca bir üniversite idi. Müdavimleri arasında İsmail Hami Danışment, Ziya Uygur, Raif Ogan, Cevat Rifat Atilhan, Fazlı Akkaya, Kemâl Baykal, Zühtü ve Cemâl Oğuz Öcal beyler ve birçok dostları vardı. Necâti Aktürk, Cevdet Soydanses teklifsiz misâfirleri idi. Sohbet aralarını Acem çayları tatlandırır ve geçilen değişik fasıllar renklendirirdi. Kemâl Baykal’ın yayından çıkan nağmeler, Necâti Aktürk, Zeki Sesli, Mahmut Hataylı, Nusret Yeşilçay, Hasan Akkuş, Hafız Gerede’nin gök kubbede çınlayan sedâları bu bahçede âbideleşirdi.1

Tarihî coşku ve perspektiften, müzik nağmeleri esintileriyle.. esen kalınız.

KAYNAKÇA :

1 GÜRKAN, İbrahim (Derleme) – Ali Riza SAĞMAN http://ibogurkan.sitemynet.com/yeni/id10.htm

2 RONA, Mustafa – 50 Yıllık Türk Musikîsi, Ali Riza SAĞMAN, sh. 347 – 348.

3 BARDAKÇI, Murat – Musikî Üstadı Mehmet GÜNTEKİN’in Alaturka Hâtıraları, Hürriyet Gazetesi – 10 Ekim 2006 Salı, Ramazan Çadırı Sayfası – Kaynak : Timuçin ÇEVİKOĞLU / Vâsıf IŞIK http://www.turkmusikisi.com

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

Araştırmacılık Terimleri

3 Temmuz 2020 okunma
Ünye hakkında araştırma yapanların ve okuyucularımızın, sıkça karşılaştıkları bazı Osmanlıca Tarih Terimleri’nin anlamlarını bilmeleri, yazılanların anlaşılması açısından önemli bir husustur. Bu itibarla başlangıç olarak ehemmiyet arz eden... Devamını Oku

Satıroğulları Ünyeli Müftü Sülâlesi

19 Haziran 2020 okunma
2017 yılında altı bölüm halinde yayımladığımız “Ünye Müftüleri” adlı yazı dizimizde bir müftü sülâlesinin bu tarihçeye damgasını vurduğunu görüyoruz. Ailenin ahvadlarından Satıroğulları ailesi Keşaplı Sokak’tan komşumuz olurlar. ÖZPAKER... Devamını Oku

Ünye Uğrak Vapurlarını Tanıyalım

12 Haziran 2020 okunma
Su buharı gücüyle çalışan gemileri VAPUR olarak adlandırıyoruz. Önceleri yandan çarklı olarak yaşamımıza giren vapurlar daha sonra günümüzün dizel elektrik tahrik sistemi donanımlı enerji tasarrufu sağlayan modellerine erişinceye değin XIX. yüzyılın... Devamını Oku

Ünye Tarihi, M.Ö. XV Bin Yılına Uzanıyor Mu? – I

5 Haziran 2020 okunma
Kelleroğlu M. Bahattin Bey, kaynak belirtmeksizin; “Ünye, Milât’tan 1270 sene evvel vuku bulan Turuva Muharebe-i Meşhuresi’nden sonra, Karadeniz sahilinde tesis edilmiş müstemlekelerden birisi olup, ismi kadimi (One) veyahut (Oney)’dir.” demişti.1 Ünye’de ilk... Devamını Oku

Kimler Geldi Kimler Geçti ?

29 Mayıs 2020 okunma
Ünye ve hinterlandı tarihî seyir içerisinde birçok kavim ve milletlere ev sahipliği yapmıştır. Muhtelif köşe yazılarımızda dile getirdiğimiz bu kitlesel değişimleri bir arada ve kronolojik düzen içerisinde değerlendirmenin daha uygun olacağını... Devamını Oku

Ünye ve Hinterlandında Oğuz – Türkmen Boyları ve Yer Adları

22 Mayıs 2020 okunma
Makalemizin araştırma konusu 24 ana Oğuz boyu ile Oğuz asıllı Türkmen kabilelerinin Ünye ve hinterlandındaki (Ordu, Fatsa, Terme, Akkuş) bazı yerleşim noktalarıdır. Türkmen boy, bölük, uruk (oymak, öz) ve tirelerinin (oba, aile) adlarını Yrd. Doç. Dr. Aydın... Devamını Oku

Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında Ünye ve Ordu

15 Mayıs 2020 okunma
Ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınma yanında, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesinde ve ülke genelinde dengeli bir kalkınmanın sağlanmasında il ve ilçeler, temel birimler olarak değerlendirilmek durumundadır.1 İlçelerin, illerin ve bölgelerin... Devamını Oku

Ordu ve Ünye Hinterlandının Endemik Bitki Örtüsü

8 Mayıs 2020 okunma
Ordu’nun Melet ırmağının doğusu Kolşik altbölge, Ünye’nin içerisinde yer aldığı batısı ise Euxin (Öksin) altbölge olarak anılmaktadır. Kolşik kesimde ılıman kuşak yağmur ormanları niteliğinde ormanlara rastlanır. Yükseklerde ise çalılıklar,... Devamını Oku

Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi – IV

1 Mayıs 2020 okunma
Mehmed Ali Efendi Gümüş İmtiyaz Madalyası sahibidir. Bir câmi inşâ ettirmiş olan Ordu Kaymakamı Mehmed Ali Efendi’ye taltifen verilen Gümüş İmtiyaz Madalyası ile beratının gönderildiğine dair belgenin... Devamını Oku

Ünye Kaymakamları – VI

24 Nisan 2020 okunma
Ömer Âsaf Efendi’den sonra sırasıyla İbrahim Lütfi Efendi (Aralık 1893 – ?), Ali Ulvi Efendi (1893 – ?), İbrahim Lütfi Efendi (1894), İsmail Hakkı Efendi (1894 – 1895), Mehmed Rüşdi Efendi (1895), Avni Efendi (1895 – ?), Mehmed Sadık... Devamını Oku