son haberler

Yaram Derine Düştü

Yayınlanma Tarihi: 15 Ekim 2019 okunma

Zeki ORDU zekiordu.zekiordu@gmail.com

Türküler vardır nağmeleri dokunaklı. Türküler vardır sözleri derin. Türkler vardır hatıralar canlanır, türküler vardır kendine gelirsin.

 

Bazen anlattığından çok şey ifade ederler. Sözde anonimdirler. Ama birisi yanık yanık nağmelerini terennüm etmiş, birileri de sözlerini dile getirmiştir. Bir şekilde vücuda gelmiştir.

 

Ağızdan çıkan kulağa, gönülden gelen gönle gidermiş.

 

Türküler söyleyemediklerimizin tercümanı olmuştur çok defa.

 

İşte demişizdir, tam beni anlatıyor. Bu bizim hikâyemiz. Burada bahsi geçen seni işaret ediyor. Bilmeyiz ki türküler her zaman bizi anlatır. Bazen de çok şeyi…

 

Kapıyı çalan kimdir

Aç bakım gelen kimdir

Yaram derine düştü

Belki gelen hekimdir

 

Sadece bu dörtlük bile neler anlatmıyor ki? “Kapıyı çalan kimdir?” basit bir soru değildir. Her ne kadar kapının ardındaki içeriden görünmezse dahi ‘kimdir’ ifadesi acaba ‘o mudur’ sorusunu getirir ardından. Ve devam eder sözde belirsizlik. ” Aç bakım gelen kimdir?”  Siz gelenin sureti görününce kim olacağını düşünürseniz yanılmış olursunuz. Burada dikkati çeken ifade ‘gelen kimdir’ ifadesidir ki, bu sözde bilinmeyip; keşke ‘o’ olsa arzusudur.

 

“Aç bakım gelen kimdir?”

 

Kim olmasını ister insan?

 

Ve devam eder mısralar hüzünlü nağmelerle…

 

“Yaram derine düştü.” Bu nasıl bir düşmedir, bu nasıl bir yaradır? Ne veciz ifade… ‘Derine düşmek’ üstelik de ‘yara…’

 

“Derin” neresidir? Onulmaz, bulunmaz bir yer midir? Bu bir gölün, bir denizin, bir kuyunun derinliği gibi midir? Aransa, sorulsa bulunur mu? Vücudun hangi uzvunu kastetmektedir? Kalbi midir, gönlü müdür?

 

Ve asıl beklenen yere gelindiğinde;

 

“Belki gelen hekimdir.”

 

Öyle mi ya? Değil… Gerçekten beklenen hekim midir? Hakikaten hekimse ‘derine düşmüş yara’ gelebilecek olan ‘o’ hekimle çare bulacak mı? Burada ‘belki’ bir çok beklileri hatıra getirmiyor mu?

 

“Belki gelen hekimdir.” Yok yok… “Keşke gelen o olsa” demek mi istiyor? Dese yanlış mı olur?

 

 

‘Belki’ gelen ha!

 

Siz ‘yaram derine düştü’ diyeceksiniz ve ‘belki gelen hekimdir’ temennisinde bulunacaksınız öyle mi?

 

Öyle değil!

 

Öyle olsa yarasının ne olduğunu bildiği gibi, nerede olduğunu da bilirdi. İşte hekim o bilinen yaralara dermen bulmak için vardır.

 

Yoksa…

 

Yoksa ‘derine düşen’ yaranın hekimi sargı bezi taşımaz. Nabzı tansiyon aletiyle ölçmeye kalmaz zaten.

 

O bilir ki ha hastanın nabzı ha kendi nabzı.

Eh ne diyelim başka…

Yaram derine düştü…

Belki gelen…

Keşke…

Siz de yorum yapın, görüşlerinizi belirtin.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın tüm yazıları.

İL İL TÜRKİYE

11 Nisan 2020 okunma
Adana, Adıyaman efeler şehri Afyon Ağrı sınır bekçisi dağları kekik kimyon Amasya şehzadeler şehri diye bilinir Ankara orta yerde namlı başkent şehridir Antalya güney ili Artvin ise kuzeyde Zeybekler diyarıdır Aydın şehri Egede Balıkesir, Bilecik şirin ve... Devamını Oku

ÜNYE VE DÜNYANIN YARINI

2 Nisan 2020 okunma
Zor günler geçiriyoruz. Dünyamızı saran malum illet dilimizden düşmüyor. Başka önemli bir meselemiz yokmuş gibi yaşıyoruz. Çoğumuz evlere hapsolduk. Gerçi tavsiyelere uymayıp sokaklarda gezen olsa da evdekilerin çoğunlukta olduğunu düşünüyorum. Elbette bu... Devamını Oku

AHLAK VİRÜSÜ

18 Mart 2020 okunma
Her yıl “virüs” namıyla maruf bir illet dünyamızı ziyaret etmektedir. Sevilmeyen bu ziyaretçiye karşı bildiğimiz her türlü tıbbi tedbirleri almaya çalışıyoruz. Ancak doğrularla yanlışlar birbirine karıştığı için ne yapacağımızı... Devamını Oku

BİR ŞEHRİ YAZMAK

28 Şubat 2020 okunma
Bir şehir nasıl yazılır? Bence zor soru. Mesela Ünye yazılmadı. Hep birlikte “Nasıl yani, Ünye hakkında onlarca kitap yazıldı” diyenler çıkabilir. Bence yazılmadı. Sadece Ünye ile ilgi bazı yazılar yazıldı. O zaman şu soruyu sormak lazım: Ünye’nin... Devamını Oku

Çay ve Kahve Sohbeti

31 Aralık 2019 okunma
Günlük hayatımızın sıcak içeceklerinin başında gelen muhteşem ikili. Şimdi sizlere çay ile kahvenin nereden nasıl geldiği hakkında bir yazı yazmak istemem. İkisi de hayatımıza girmiş ve kabul görmüştür. Her ne kadar çay ve kahvenin aynı adla bilinen... Devamını Oku

TRT Elimizi Bıraktı

29 Kasım 2019 okunma
  TRT, kuruluşundan beri en saygın kurumlardan biridir. Özel kanallar çıkmadan önceki ilkeli duruşunu özel kanallar çıktıktan sonra da devam ettirmeye gayret etti. Hem yayına koyduğu programların muhtevası, hem dilde kullanılan üslup diğer kanalların en... Devamını Oku

DİLSİZ SOBET (Çayla sohbetler 4)

26 Kasım 2019 okunma
Çayla sohbetler 4 Şairin “seninle dilsiz konuşalım” dediği gibi yalnız kalanların çay ile sohbeti “bizeban” yani dilsiz olurmuş. Dilsiz ve kelimesiz sohbetleri açığa çıkarmak ne adaba uygunmuş ne de kelimelerin izaha gücü yetermiş. Çayın nasıl bir... Devamını Oku

Soğumak İstemiyorum ( Çayla Sohbetler 3 )

23 Kasım 2019 okunma
Bardağa dolar dolmaz bir sarsıntı geçirirdi. Bardağın üst kısmında dairesel çizgiler belki de içinin darlanmasının bir alametiydi. En çok şeker kullanmamamı seviyordu. Şeker demek kendisine has olan tadının değişmesi, kokusunda farklılaşma hatta bardağın... Devamını Oku

Çayla Sohbetler II

18 Kasım 2019 okunma
Ne zaman çaydanlığı elime alsam birazdan bir sohbetin başlayacağı anlamına gelir çay için. Hazırlanışı bir yana sohbet saati bile müsait olmalı. Öyle varlı vakitsiz sohbet edilmez çayla. Kendine has şekilli bardağı masanın üzerine koyar koymaz başlar... Devamını Oku

Çayla Sohbetler 1

14 Kasım 2019 okunma
Daha bardağa dökülmeden bir “Ah!” etti çay. Ya da bana öyle geldi. Bana “Derdini bana seslice anlatıyorsun, tek başınasın diye kimsenin duymayacağını mı sanıyorsun” der gibi geldi. Şikâyetçi hali beli oluyordu. Kaç gündür derdimi dinliyor. Ona garip... Devamını Oku